Önceki yazımızda 'eski' önyargıları tam olarak yıkamadıkları için kendilerini Altılı İttifak' olarak değil de 'Altılı Masa' olarak tanımlayan, böylece karşı cepheden gelecek ve kendi partilerinin içinde de destek bulacak olan suçlamalar karşısında en baştan itibaren ürkek bir tutum sergilemiş bulunan 'masa' sakinlerinin zayıf noktalarının başında HDP karşısında belirlenecek tutum meselesinin geldiğini...
Bu açıdan özellikle CHP yönetiminin zor durumda bulunduğunu, çünkü İyi Parti ile ilişkileri bozma pahasına HDP ile müzakere kabul edilse bile 'Öcalan faktörü'nün bir şekilde devreye girmesi sonucunda Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP'nin Altılı Masa'nın adayına destek vermemesi durumunda HDP ile müzakereden beklenen sonuç elde edilemeyeceğini...
Ayrıca, HDP sorunu ortaya çıkmadan önce bile İyi Parti içinde Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığına karşı çıkan ve 'seçilebilir bir başkan adayı' arayışına giren kesimler olduğunu ve bu kesimlerin Altılı Masa'nın bazı ortakları tarafından da örtülü biçimde desteklendiğini söylemiştik.
***
İyi Parti içindeki bazı kesimlerin, açıkça dile getirmeseler bile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olma konusundaki kararlılığını her geçen gün daha da güçlü bir şekilde dile getiren Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Alevi' kimliğinin seçimlerde muhalefetin şansını zora sokacağını düşündükleri ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ya da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş seçeneğini tercih ettikleri bilinen bir gerçektir...
Sözü edilen türden önyargıların seçimlerde 'karşı cephe' tarafından körüklenmesi ve bir ölçüde etkili olması muhtemeldir...
Ancak, gelinen noktada Kılıçdaroğlu'nun geri adım atması mümkün değildir; dahası, gelinen noktada böyle bir geri çekilme CHP'nin güvenilirliğine zarar vermekle kalmaz 'Altılı Masa' içinde yeni tartışmalara hatta krizlere yol açabilir.
***
Kemal Kılıçdaroğlu'na yakınlığı ile tanınan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu'nun geçtiğimiz günlerde Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığına 6'lı masada karşı çıkılması halinde masanın dağılacağı uyarısında bulunmasının nedeni, büyük ihtimalle bu tür gelişmelerin önünü peşinen kesme isteğidir...
Kuşoğlu'nun, 'CHP'nin adayı kesin olarak Kılıçdaroğlu ve çok da normal. Ana muhalefet partisi genel başkanını aday çıkarmalı.' ifadesininin ardından söylediği şu sözler bu isteğin bir ifadesi olarak görülmelidir:
'Kılıçdaroğlu'nun adaylığının masada reddedilmesi Türkiye için ne anlama gelir, bunun iyi değerlendirilmesi lazım. Çalışkan, dürüst, birikimli bir devlet adamı. Buna rağmen olmazsa, Alevi olduğu için reddedildi algısı yerleşecek. Bunu toplum da demokrasi de hazmedemez. Bu durumda karşı çıkarlarsa masa dağılır.'
***
Altılı Masa cephesinde sorun yaratabilecek bir başka konu da Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması durumunda parti başkanlığı görevini sürdürüp sürdürmeyeceği meselesidir...
Bu meselenin bir 'ilkesel' bir de 'siyasal' yönü bulunmaktadır...
'İlkesel' açıdan yeni kurulacak parlamenter sistemde cumhurbaşkanının partisiz olması öngörülmektedir. Nitekim, Kılıçdaroğlu'nun kendisi de bu görüşte olduğunu beyan etmiştir. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de bu görüştedir.
***
'Siyasal' yönüne gelince...
Akşener'in cumhurbaşkanlığına değil başbakanlığa aday olduğunu açıklamasının nedenlerinden biri muhtemelen 'yetkili başbakan' olarak seçimlerden sonra partisinin başında kalarak'tarafsız' cumhurbaşkanı tarafından yönetilen ülkede siyasal olarak daha etkili bir pozisyonda bulunmaktır...
Kuşoğlu'nun yaptığı açıklamada ' (Kılıçdaroğlu) Cumhurbaşkanı seçildiğinde bir geçiş dönemi yaşanacak. Bu süreci atlatana kadar hem cumhurbaşkanı hem de genel başkan olarak kalması gerekiyor' ifadesini kullanması, bu açıdan iki parti arasında 'problematik' bir durum yaratmıştır... Kuşoğlu'nun 'Geçiş dönemi ne kadar kısa olursa o kadar iyi' demiş olması, muhtemelen bu açıklamanın yaratabileceği sorunları yatıştırmak isteğinden kaynaklanmıştır.
***
Bu açıklamanın hemen ardından Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun da eşlik ettiği bir ziyaret sırasında altılı masada ihtilaf çıktığı yönünde çıkan haberleri yalanlaması ve 'İhtilaf çıktı, kavga çıktı, yok şöyle oldu, yok böyle oldu... Bunların hiçbirisine inanmayın' demesi de aynı kaygının iiderilmesine yönelik bir çabadır...
Ancak bu tür açıklamaların giderek daha sık biçimde yapılmak zorunda kalınması dikkat çekicidir...
Muhtemelen seçimler yaklaştıkça bu tür durumlarla daha sık karşılaşılacaktır.
(Bitti)