Önceki yazımızda, insanlar kimi zaman yıllar boyu içinde siyaset yaptıkları partiden ya da inanç topluluğundan bir şekilde mantıksal eleştiriler öne sürerek ayrılsa ve yeni bir yapı oluştursa bile, ayrılan grubun ortak belleğinde eski kalıplar ve davranış biçimleri varlıklarını örtülü bir biçimde uzun süre koruduğunu...

O nedenle, özellikle de siyasi rekabetin kızıştığı koşullarda, bu tür gruplar 'eski' yapılardan gelen geleneksel kalıplara dayalı eleştiri ve suçlamalardan kolayca etkilenebildiğini söylemiş...

Altılı Masa'da olduğu gibi, yakın zamana kadar farklı gelenekler içinde yer alan ve birbirlerine kalıplaşmış suçlamalarda bulunan bu partiler ya da grupların daha sonra birbirlerine yaklaşsalar da 'eski' partilerinden ya da 'yeni' partinin içinde yer alan 'eski kafalı' partidaşlarından gelen eleştiriler karşısında savunmasız kalabildiklerine dikkat çekmiştik.

***

Elbette böylesine zayıf ve ürkek bir 'masa', o çok korktuğu suçlamaları getiren ve tek lider etrafında kilitlenmiş görünen karşı cephenin siyasi taarruzu karşısında sarsılacak ve toparlanıp farklı bir tutum benimseyemediği takdirde bir süre sonra dağılacaktır...

Şu anda ortaya çıkmış olan belirtiler de o doğrultudadır...

Türkiye'de siyasi sistemin demokratikleşmesini ve özgürlüklerin gelişmesini isteyen kesim açısından bu üzücü bir durumdur, ama üzücü de olsa bu yönde bir gidiş söz konusudur.

***

Geçtiğimiz günlerde MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat, ittifakların güncel durumuyla ilgili olarak değerlendirmelerde bulunmuştur...

Kulat, kişisel Twitter hesabında yaptığı paylaşımda 'Seçimi Cumhur İttifakı kaybederse; ekonomi, adalet, sosyal sorunlar vesaire bir sürü parametre nedeniyle kaybetmiş olur. Ama seçimi altılı masa kaybederse; Cumhur İttifakı'nın başarılı olması nedeniyle değil; bazı altılı masa liderlerinin süreci kötü yönetmesi nedeniyle kaybetmiş olur.' ifadesini kullanmıştır...

Biz, burada kullanılan 'sürecin kötü yönetilmesi' ifadesiyle tam da yukarıda bahsettiğimiz tehlikenin kastedildiğini düşünüyoruz.

***

Tehlikeyi daha somutlaştırırsak...

'Eski'nin önyargılarını yıkamadıkları için kendilerini Altılı İttifak' olarak değil de 'Altılı Masa' olarak tanımlayan, böylece karşı cepheden gelecek ve kendi partilerinin içinde de destek bulacak olan suçlamalar karşısında en baştan itibaren ürkek bir tutum sergilemiş bulunan 'masa' sakinlerinin zayıf noktalarının başında HDP karşısında belirlenecek tutum meselesi gelmektedir...

Masa'nın kurulmasından günümüze kadar bu mesele, patlamaya hazır bir bomba gibi ortada durmasına karşın masanın altına sürülmüş ve görmezden gelinmiştir...

HDP, bu durumdan rahatsız olarak cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetle işbirliği yapmaya hazır olduğunu ancak kendileriyle açık bir müzakere sürecine girilmemesi durumunda muhalefetin çıkaracağı adayı desteklemeyeceğini açıklamıştır...

Bu tutum, en çok CHP'yi zor durumda bırakmıştır. Çünkü CHP'nin ittifak ortağı İyi Parti içeriden ve dışarıdan gelen tepkiler karşısında kategorik olarak HDP ile bir masa etrafında bir araya gelmeye karşıdır...

Güneydoğu'da itibarı yükselen ve yeni katılımlarla güçlenen CHP yönetimi bu dayatmalar nedeniyle tam bir açmaz içine girmiş bulunmaktadır. Bölgede güçlü bir desteği olan HDP ile müzakereyi reddetmesi durumunda hem sahip olduğu yüzde on civarında oy oranı ile Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaderini belirleyebilecek HDP'yi karşısına alacak hem de bölgede kendisine yönelen desteği kaybedecektir... Müzakereyi kabul etmesi durumunda ise İYİ Parti ile kurduğu ittifak çökecek, Altılı Masa dağılacak, Cumhurbaşkanlığı yine tehlikeye girecektir.

***

Durumu daha da karmaşık bir hale getiren bir de 'Öcalan faktörü' vardır...

CHP, HDP ile müzakereyi kabul etse bile 'Öcalan faktörü'nün bir şekilde devreye girmesi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP'nin Altılı Masa'nın adayına destek vermesine karşı çıkması durumunda HDP ile müzakereden beklenen sonuç elde edilemeyecek, İyi Parti ile de yollar ayrılmış olacaktır...

Kaldı ki, HDP sorunu ortaya çıkmadan önce bile İyi Parti içinde Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığına karşı çıkan ve 'seçilebilir bir başkan adayı' arayışına giren kesimler olduğu, bu kesimlerin Altılı Masa'nın bazı ortakları tarafından da desteklendiği bilinmektedir...

Bu yetmezmiş gibi, CHP içinde de İyi Parti ve HDP arasında bir tercih yapılması durumunda HDP'nin tercih edilmesinden yana olan gruplar bulunmaktadır.

(Devam edecek)