Temmuz, hava sıcaklıkları konusunda son bir iki gün dışında eski Temmuzlar gibi geçmedi.

En azından Ankara'da yaşayanlar için…

Öğle saatlerinin kavurucu sıcaklıklarına ulaşmadı termometre göstergeleri.

Akşamları serin, ilerleyen saatlerde ise üşütecek ölçüde seyretti çoklukla...

Ne balkonlar eskisi gibi kurtarıcı bölge oldu, ne de pencereler ardına kadar açıldı.

İklimler gibi yaşam koşulları da değişiyor…

Bu değişim ise eskiye olan özlemi daha da körüklüyor…

Örneğin açık hava sinemalarına duyulan özlem…

Başkentin hemen her semtinde bulunan ve havaların ısınmasıyla birlikte insanların akın ettiği açık hava sinemaları.

Her biri 25-30 sandalyeden oluşan art arda dizilmiş, konfordan uzak, kupkuru sandalyeler…

Yumuşak bir zemin üstünde film izleme amacıyla sert sandalyenin üzerine yerleştirilmek üzere koltuk altına sıkıştırılarak evden getirilen minderler.

Bazen de havanın ilerleyen saatlerde serinlemesi ihtimaline karşı yedeğe alınan battaniyeler…

Ne keyifti…

Koca boyutlu beyaz perdeye yansıyan filmin her sahnesi, çoğunlukla mahalle sakinlerinden oluşan izleyici kitlesi tarafından büyülenmişçesine pür dikkat izlenirdi.

Arada bir, sıralar arasında dolaşan görevlilerin ''Buz gibi gazoz'' diye bağırmaları bile izleyicileri filmin heyecanından uzaklaştırmaya yetmezdi.

Bazen de özellikle ileri yaştaki izleyicilerin, ''Hadi kardeşim elini Çabuk tut'' diye alıcıyı da satıcıyı da uyardığı olurdu.

Ay çekirdeği ise açık hava sinemalarının temel tüketim maddesi gibiydi.

Kağıttan yapılmış hülahlar içinde satılan ayçiçeği kimsenin elinden eksik olmazdı.

Film bitiminde çoğunlukla küçük çakıl taşlarından oluşan zemin, çekirdek kabuklarından adeta görünmez olurdu.

Bazen aynı akşam iki film birden gösterime sunulurdu…

Ne filmlerdi ama…

Aşk filmlerinin bazı sahnelerinde gençler arasında kıkırdaşmalar olur, kimileri de muziplik olsun diye, tüketilmiş ayçiçeklerinden geride kalan kese kağıdını şişirir, sonra da eliyle sertçe vurarak patlatırdı.

Ardından da kahkaha sesleri yükselirdi…

Aşırıya kaçan muziplikler, Yaşlıların ''Hiişşt'' uyarısıyla son bulurdu.

Ya o kovboy filmleri!

Başrollerde izlemeye doyulamayan aktörler varsa üstelik.

Gary Cooper, John Wayne, Yul Brynner, Eli Wallach, Steve McQueen, Charles Bronson, James Coburn, Gregory Peck ve niceleri…

Kanun adamlarına karşı haydutlar, uzun namlulu tabancalar, Stetson şapkalar, posta arabaları, vahşi çöller, tozlu-çamurlu kasabalar, barlar…

Özleniyor o günler…

Hem de çok…

Gamdan uzak, zamdan da.