Son yazımızda İkinci Dünya Savaşı sırasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak arasındaki çelişkilerin şiddetlendiğini...
Savaş yıllarının zorlukları, İnönü'yü milletin içine düştüğü ekonomik zorlukların üstesinden gelmek üzere toprak reformu yoluyla tarımın modernleştirilmesi ve toprak ağalığının tarımsal gelişmenin önüne çıkardığı engellerin kaldırılması yönünde adımlar atmaya zorlarken, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak'ın bu tür girişimlere milli birliği bozacağı ve komünizmin gelişmesine yol açacağı düşüncesiyle karşı çıktığını...
Bu farklı bakış açılarının, İkinci Dünya Savaşı Almanya ile Sovyetler Birliği arasında bir savaşa dönüşerek sınırlarımıza dayandığında, Türkiye'yi yöneten İnönü ve Çakmak arasında dış politika konusunda da anlaşmazlıklar yarattığını söylemiştik.
***
Çelişkileri şiddetlendiren olay, Almanya'nın, 1942'de Doğu Cephesinde elde ettiği zaferlerden sonra Sovyet Rusya'dan aldığı ve almayı düşündüğü bazı bölgeleri savaşa Almanya'nın yanında katılması durumunda Türkiye'ye 'ganimet' olarak verebileceği yönünde mesajlar göndermesiydi...
İnönü, ülkenin komşularının toprakları üzerinden bu tür pazarlıklara girmeme ve savaşın dışında kalma tutumunu sürdürürken, Alman Genelkurmayı ile Türk Genelkurmayı arasında bu yönde bazı temaslar yürütülmüştü...
Dönemin tanınmış bir uluslararası ilişkiler uzmanı Charles Warren Hostler, 'Trends in Pan-Turanizm' başlıklı kitabında bu temaslardan söz ederek, 'Türk devleti içinde yüksek mevkilerde bulunan bazı kişilerin Alman-Sovyet savaşından yararlanma imkanlarını aradıkları ve SSCB'nin (Sovyet Rusya'nın) çöküşünün, Turancı fikirlerin gerçekleştirilmesine ortam hazırlayacağını düşündükleri sonucuna varılabilir.' ifadesini kullanmıştır.
***
1947 yılında Sovyetler Birliği tarafından ele geçirilen Alman diplomatik arşivlerinden elde edilen bilgilere dayanılarak hazırlanan ve Virginia Üniversitesi Siyasal Bilgiler Bölümü Profesörü Edward Weisband'ın, 'İkinci Dünya Savaşında İnönü'nün Dış Politikası' başlıklı kitabında içeriğine yer verilen 'Gizli Belgeler' adlı kitapta, General Ali Fuat Erden, emekli general Hüseyin Hüsnü Emir Erkilet, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi olan Hüsrev Gerede, Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Killigil (emekli general) ve Almanca yayınlanan Turkische Post gazetesi Yazı İşleri Müdürü emekli general Ali İhsan Sabis'in Mareşal Fevzi Çakmak'ın bilgisi dahilinde bu faaliyetlere karıştıkları bilgisi yer almaktadır...
Bu belgelerden biri 1941 ve 1942 yılları arasında Kırım cephesinin raporlanmasından sorumlu Alman diplomat Hentig'in 24 Kasım 1941 tarihinde Berlin'e gönderdiği bir rapordur. Raporda, Fevzi Çakmak'tan mesaj getirdiğini öne süren Dr. Harun adlı bir 'aracı'nın, 'Çakmak'ın kendisi fikrini resmen ifade edecek durumda olmadığı halde Turancılıkla yakından ilgilendiği ve Türkiye'nin Bakü bölgesinde Sovyetler Birliği ordusu ile çarpışmak zorunda kalacağına inandığı' bilgisini verdiği söylenmektedir...
General Erden ve emekli general Erkilet 28 Ekim 1941'de Hitler'in Doğu Prusya'daki Genel karargahını ziyaret etmişler ve Almanya'nın zaferinin kesin olduğu inancıyla geri dönmüşlerdir...
Almanya'nın Türkiye Büyükelçisi Von Papen, 13 Mayıs 1942'de General Mürsel Baku'dan aldığı bilgiye dayanarak Çakmak'ın Turancılık davasını benimsemiş sivillerin Almanya'ya gitmelerine izin vererek Turancılık hareketine yardım etmeye çalıştığını bildirmiştir...
Alman Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Weiszsacker de dönemin Türkiye'nin Almanya Büyükelçisi Gerede ile yaptığı bir görüşme sonrası Dışişleri Bakanı Ribbentrop'a yazdığı bir raporda, 'Gerede'nin Kafkas halklarının ileride tampon bir devlette birleşebileceklerini ve Hazar'ın doğusunda bağımsız bir Turan devleti kurulabileceğini üstü kapalı bir biçimde anlattığı'nı yazmıştır.
***
1943 Ocak ayı sonunda Sovyet Ordusunun Stalingrad zaferini kazanmasının ardından Almanya'nın geri çekilme dönemi başladığında bu tür hayallerin gerçekleşme imkanının ortadan kalktığı herkes tarafından görüldü...
Ardından 12 Ocak 1944'te Mareşal Fevzi Çakmak, Cumhurbaşkanı İnönü tarafından emekliye sevk edildi...
7 Eylül 1944'te 'Irkçılık ve Turancılık Davası' olarak bilinen dava açıldı.
***
Böylece 38 Kuşağı'nın son bir kez daha parlayacağı ve sonra sahneden çekileceği iki yıllık bir dönem başladı.
(Devam edecek)
38 Kuşağı... (XXI)
Ertan GÜNÇiNER
Yorumlar