Dünkü yazımızda 38 kuşağının '1890'lı yıllarda doğmuş, Cumhuriyetin eğitim sisteminin gelişme dönemlerinde önemli roller üstlenmiş ve bir zincirin halkaları gibi birbirlerine eklemlenerek geldiği 1946 yılından sonra etkisini yitirmiş ' bir kuşak olduğunu söylemiş...

Bu insanların, 'bürokraside görev yapmalarına karşın sıradan bürokratlar olmadıklarını' belirtmiştik.

***

Bu kuşağın mensupları, Mustafa Kemal'in cumhuriyeti kurma ve geliştirme yılları sırasında etkin olmuş...

İnönü'nün 'tek şef' olduğu dönemde ise 1946'ya kadar kollanmış...

O tarihten sonra yavaş yavaş devlet mekanizmasından dışlanmış ve nihayet 1950'de tamamen tasfiye edilmişlerdir.

***

1938-1950 yılları arasında yaşanan İnönü dönemi, kendi içinde bir dizi değişime uğramıştır...

Mustafa Kemal Paşa'nın 'tam bağımsızlığı' savunan radikal cumhuriyetçiliği, İnönü döneminde 'ılımlı' cumhuriyetçiliğe, oradan da ABD 'teslimiyetçiliğe' kaydığı için o dönemde görev yapan bir çok değerli insan 'ne İsa'ya ne de Musa'ya' yaranabilmiştir... II. Dünya Savaşı'na girerken Türkiye'nin en yakın dostu olan Sovyetler Birliği savaş sırasında Nazi Almanyası'nın işgaline uğrayınca ülkemizde Pan-Turanizm hayalleri yeniden canlanmış, dönemin hükümetlerinde Sovyet dostluğunu savunan siyasetçi ve bürokratlar etkilerini kaybederken Nazi hayranlığı yaygınlaşmış, bu da hem iç hem de dış politikada yalpalanmalara yol açmıştır...

Neticede İnönü dönemi sağcı ve dinci blok tarafından 'Sovyet dostluğu ve din düşmanlığı' dönemi, Sovyetler Birliği'ni rehber edinmiş o dönemin solcuları için ise cumhuriyetin faşistleştiği bir dönem olarak zihinlere kazınmıştır; ki, bu da o dönemde devlet mekanizması içinde çalışan ve en zor koşullar altında ülkeye büyük hizmetlerde bulunan bir çok insanın sağcılar tarafından 'komünist', solcular tarafından 'faşist' olarak damgalanmasına yol açmıştır.

***

Bu tartışmaların en şiddetlisi tarım alanında yaşanmış, bu alanda çok büyük başarılara imza atan cumhuriyet aydınları sözünü ettiğimiz tartışmalar sırasında yıpratılmışlardır......

1942 yılında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün talebiyle Başbakan Şükrü Saraçoğlu tarafından Ziraat vekilliği görevine atanan Şevket Raşit Hatipoğlu, bu insanlardan biridir...

Kısa sayılabilecek hizmet döneminde Tarım Bakanlığı'nı reorganize ederek savaş yıllarında beslenme sorununu çözen...

Türkiye'de ilk kez köy kökenli erkek ve kız çocuklarının tarım ve ev ekonmisi alanında eğitim görmesini sağlayan, Teknik Tarım ve Bahçıvanlık okullarını oluşturan...

Türkiye Zirai Donatım Kurumu'nu kurarak mekanize tarımın yaygınlaşmasını sağlayan...

Devlet Üretme Çiftliklerini bünyesinde barındıran Zirai Kombinaları geliştiren Şevket Raşit Hatipoğlu'nun en büyük başarısı, Türkiye'de ilk kez Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu adı altında radikal bir toprak reformu tasarısı hazırlaması ve bu tasarıyı savaş sonu koşullarında Meclis'ten geçirebilmesidir.

***

25 Nisan 2022 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan 'Cumhuriyetin feodaliteyle 1940'lardaki 'Toprak Kanunu' mücadelesi' başlıklı yazısında Bilsay Kuruç, Hatipoğlu'nun bu büyük mücadelesini anlatmaya şu sözlerle başlar:

'Türkiye kendini savaşın kıyametinden korumuş ama beş yıl boyunca büyük bir orduyu silah altında tutmak zorunda kalmıştır. Köydeki üretici orduda tüketici olmuştur. Savaş biterken tarlaya dönüş eski düzene dönüş mü olacaktır? Yoksa o köylü toprağa kavuşup çiftçi kimliği mi kazanacaktır? Tarım Bakanı Hatipoğlu, 17 Ocak 1945'te 'Çiftçiye Toprak Dağıtılması ve Çiftçi Ocaklarının Kurulması' tasarısını getirir. Demokratik devrimin ikinci ayağı (cephesi.'

Tasarı, büyük toprak sahiplerinin 5.000 dönümü aşan topraklarına el konulmasını, büyük toprak sahipleri kendilerine bırakılan toprakları işlemezlerse o toprakların da kamulaştırılmasını öngörmekte, reformun merkezine 'Çiftçi Ocakları' adı altında kollektif çiftçi örgütlerini yerleştirmektedir. Tasarıya göre Çiftçi Ocaklarına katılan her köylüye iklim ve toprağın verimliliği göz önüne alınarak 30 dönüm ile 500 dönüm arasında toprak dağıtılacak, devlet bu toprakların işlenmesi için gerekli teçhizat ve desteği sağlayacaktır.

(Devam edecek)