Organizasyonunu Tuncay Umay ve Aslıhan Koç Gezer’in üstlendiği sergi; Ankara’dan ve şehir dışından gelen her yaştan sanatseveri bir araya getirdi. 5 yaşındaki çocuklardan 80 yaşındaki yetişkinlere kadar geniş bir yelpazede sunulan eserler, Başkentli izleyicilerden büyük ilgi gördü.

CESARET EDEMEYENLERİN SANAT KAPISI

Serginin düzenleyicilerinden, el sanatları ve resim dalında usta öğretici olan Aslıhan Koç Gezer, kulübün kuruluşundan bu yana Tuncay Umay ile birlikte yürüttükleri 14 yıllık serüveni anlattı. Yılda en az bir kez düzenlenen bu sergilerin 15’incisine ulaşmanın gururunu yaşayan Gezer, Halk Eğitim’deki usta öğreticilik kimliğiyle sanatı tabana yayma misyonlarını şu sözlerle dile getirdi:

"Birleşmiş Ressamlar Kulübü (Biresko), Türkiye genelinde bütün resim yapan insanlardan resim toplayıp sergi açan bir dernek. Biz insanların kişisel sergi açamayıp da kendilerine güvenmedikleri yerlerde 'Biz varız' demek için daha çok başladık bu işe. Benim sadece bir tane eserim var, biz yöneticiler olarak çok fazla şey yapmak istemediğimiz için sadece bir eserim var; atölyemde devam eden çocuklarımın, öğrencilerimin, İstanbul Beylikdüzü'nden atölye arkadaşlarımızın öğrencilerinin resimleri var."

SANATLA YEŞEREN UMUTLAR VE SEVGİ TEMALI ESER

Katılımcıların büyük bir kısmının artık bir aile haline geldiğini belirten Gezer, sanatın sosyal sorumluluk boyutuna ve bu yılki eserinin özel anlamına dair konuşmasına şöyle devam etti:

"Katılımcılarımızın hiçbirisi sanatçı değil, öyle bir iddiaları yok ama hepsi resme gönül vermiş insanlar; biz de onlara bir kapı açmak, bir yol açmak istedik. Artık zaten bir aile gibi olduk, katılımcılarımızın yüzde 80'i bizim kalıplaşmış katılımcılarından oluşuyor. Eskiden çocuklar yoktu ama ilk yaptığımızda o etkiyi gördükten sonra her yıl çocukları da dahil etmeye karar verdik. En azından sanatla uğraşan insanlar olarak sanatçı olamasak da insanların kalbine, ruhuna dokunup bir şeyleri yeşertebiliriz, çocuklarımızı güzel şeylere yönelterek onları bir şeylerden koruyabiliriz ya da evde oturup bunalan kadınlarımız için bir yol açabiliriz diye düşünüyoruz. Resim bana verilmiş en güzel hediye, o zaman ben bunu paylaşmalıyım ve resim yapmak isteyen insanlara ön ayak olmalıyım. Bu seneki eserimde ise anneanne oluyorum, o duyguyu yansıtmak için sadece kalpleri seçtim. Sadece torunum yok, o kadar çok sevdiğim insan var ki; her insan için bir kalp, 'Kim hangi kalbi kendine seçmek isterse' dedim ama ortadaki mavi kalp torunum tabii ki; bu seferki eserimin manası sevgi oldu."

24 YILLIK TECRÜBE VE SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ

Serginin bir diğer önemli ismi olan resim öğretmeni Emine Şahbaz, 24 yıllık eğitimci kimliği ve sanat tecrübesiyle sergiye değer katan isimler arasında yer aldı. Tuncay Umay ve Aslıhan Koç Gezer’in organizasyondaki emeklerine teşekkür eden Şahbaz, halen bir devlet kurumunda her yaştan kursiyere sanat eğitimi vermeye devam ediyor. Kendi çalışmalarında soyut dışavurumcu tarzı benimseyen ve müziğin psikolojik etkilerini tuvale aktaran Şahbaz, sanatın ruhsal bütünlük için önemini şu ifadelerle vurguladı:

"Müziği dinlediğimizde müziğin bizim üzerimizde bırakmış olduğu birtakım etkiler vardır, psikolojik etkiler, renklerde olduğu gibi. O etkiyi resme yansıtmaya çalıştım. İşte resimde iniş-çıkışlar vardır, es vardır, duraklar vardır; onu görsel dile aktararak ifade ettim lakin kendi üzerimde bırakmış olduğu etkiye dayanarak ifade ettim renklerle. Daha çok lavi, sulu boya, goaj boya olarak karışık teknik olarak çalıştım. Karışık teknikle çalışmayı seviyorum çünkü her tekniğin kendine özgü farklı açılımları var, farklı görsel izlenimleri var tuval üzerinde, kağıt üzerinde bırakmış olduğu etkiler. Onları kağıt üzerine aktardım ve bu şekilde bir eser ortaya çıktı."

"İNSAN TEK KANATLI DEĞİL, ÇİFT KANATLI BİR KUŞTUR"

İnsanın ruhsal dünyasının sanatla beslenmesi gerektiğini belirten Şahbaz, "İnsan sadece bedenden ibaret değil ki Dünya Sağlık Örgütü de sağlığı beden, zihin, ruh olarak bir bütün olarak gösterir, söyler. O yüzden bedeni besleyen evet, yemek içmek önemli, spor önemli; bununla birlikte duygu ve ruh dünyamızı ihmal ettiğimiz kanaatindeyim genel anlamda. Bu minvalde sanat ve sanatın her bir disiplini; insanın ruhunu besleyen çok önemli alanlar ve insan da tek kanatlı kuş değil, çift kanatlı kuş. Bir kuş nasıl tek kanadıyla uçamazsa insan da tek kanadıyla var olamaz. Haliyle biz de bedenimizi evet beslemeliyiz, zihnimizi beslemeliyiz; aynı zamanda ruh ve duygu dünyamızı da sanatla beslemeliyiz ki çift kanatlı kuş olarak uçabilelim." ifadelerini kullandı.

HER AN YENİ BİR BAŞLANGIÇ: BEYAZ BİR SAYFA UMUDU

Konuşmasının sonunda yaşamın ve sanatın sunduğu sonsuz döngüye dikkat çeken Emine Şahbaz, her bireyin her an yeni bir başlangıç yapma gücüne sahip olduğunu vurguladı. Beyaz rengin tüm renkleri kapsayan yapısını hayatın kendisine benzeten Şahbaz, sanatseverlere şu umut dolu mesajı verdi:

"Beyaz tüm renkleri ihtiva eder, kapsar. O yüzden her gün, her saat, her anımız bize sunulan beyaz bir sayfa gibi. O yüzden her ne karar alınmış olunursa olunsun, her ne yanlış yapılmış olunursa olunsun, her ne yaşamış olursak olalım her daim her anda bize yeni bir sayfa veriliyor bir tuval gibi, yeni bir resim kağıdı gibi. Önceki bir an, saniye, bir dakika öncesinde dahi yaptığımız şeyler her ne olursa olsun -etiketlemeden söylüyorum- bir sonrası için bize tekrar beyaz sayfa sunuluyor. Onun farkına vararak, onun idrakinde, onun şuuru ve bilincinde bireyler ve insanlar olarak onun üzerine tekrar yeniden yeni bir bilinçle, farkındalıkla resimler yapalım derim."

Muhabir: Melahat TAŞ