Televizyon ekranlarında sıkça rastladığımız görüntülerdendir.
Kamyonetin damperine yüklü ambalajlanmış gıda maddelerini etrafta toplanan muhtaçlara sırıtarak savuran sözde yardımsever ile dağıtılanları kapmak için yarışan çaresizler.
Sanki muharebe meydanı…
Yüreğiniz sızlayarak izlemişsinizdir mutlaka…
Sözde hamiyet sever, dağıtım işinde görevlendirdiği bir kaç elemanla birlikte çoğunlukla makarna, yağ ve bakliyattan oluşan paketlere ulaşmak için neredeyse yumruk yumruğa gelecek muhtaçları keyifle izleyişlerini…
Kalabalık arasına sıkışıp kalmış bazı kişilerin ise, çekim yapmakta olan televizyon görevlisinin kamerasından kaçmak için yüzlerini maskelemeye çalıştıklarını.
Oysa asıl utanması gerekenin, yaptığını marifet sayan reklam ya da kişisel egosunu tatmin peşindeki görgü fakiri olduğu gerçeği ortadayken.
Belediyelerin ihtiyaç sahiplerine yaptıkları sosyal yardımlarda da benzer bir durum yaşanıyor.
Örneğin Ankara'nın özellikle kenar semt ve mahallelerinde yaşayan muhtaçlara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan gıda maddesi dağıtımları da yardımdan çok reklam amaçlı bir görünüm veriyor.
Bu tür yardımların televizyonların haber bültenlerinde ya da çeşitli programlarda yer alması, yardıma muhtaç insanları rencide edeceği akıllardan çıkarılmamalı.
O bakımdan Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş'ın söz konusu yardımlar konusuna yaklaşımını övgüye değer buluyoruz.
Yavaş'ın Belediye Meclisi'ndeki konuşmasına kulak kabartalım:
''Vaatlerimde olduğu gibi karta para yükleyerek yardım yapılacağının bilinmesini isterim. Buradaki şikayet sıradan ve kapıdan adaletsiz dağıtılmasıdır. Biz daha adaletli, bir elin verdiğini diğer el görmeyecek şekilde dağıtacağız. Önümüzdeki Meclis'e yetiştireceğiz. Bundan sonraki yıllarda kapı kapı paket dağıtma işi ortadan kalkacak, dağıtma masrafı da paranın üstüne yüklenecek.''
İsabetli bir uygulama olur.
Kimsenin, yardım adı altında insanların onuruyla oynama hakkı olmamalı.