Önceki yazılarımızda Rusya ile Çin arasında dostane ilişkiler olduğu sürece ABD'nin ya da Batılı başka bir ülkenin Rusya'yı ekonomik yaptırımlarla dize getirme şansı olmadığını söylemiştik...

Bunu söylerken 1970'li yıllarda Sovyetler Birliği ile Çin arasındaki düşmanlık nedeniyle kurulan Çin-ABD ititfakının Rusya'nın ekonomik dar boğaza girmesine ve Birinci Afganistan savaşı sırasında Çin ve ABD tarafından desteklenen Taliban güçleri karşısında uğradığı yenilgiye dikkat çekmiştik...

Trump, bu oyunun devamını 'Çin'e karşı Rusya ile birlikte' adı altında geçtiğimiz yıllarda bir kez daha sahnelemeye uğraştı, ama Rusya'nın kendisine teklif edilen rolü reddetmesi nedeniyle sonuçta kendisi yenilgiye uğradı ve Başkanlık koltuğunu terk etmek zorunda kaldı.

***

Onun ardından iktidara gelen Biden, bu kez Afganistan'ın rolünü Ukrayna'ya vererek 70'lerde çevrilen filmi bir kez daha sahneye koymaya kalktı...

Ancak Rusya ve Çin 'düşman kardeşler' rolünü oynamayı reddedince bu girişim de sonuçsuz kaldı...

Malûm, bir zamanlar iyi hasılat getiren oyunlar yıllar sonra aynı senaryoyla bir kez daha sahneye konulduğunda prodüksiyon genellikle başarısız oluyor.

***

Küresel güç mücadelesinde hem başarının hem de başarısızlığın en açık görülebileceği alan askeri gücün caydırıcılığı...

ABD 70'li yıllarda Sovyetler Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti tarafından desteklenen Vietnam, Kamboçya, Laos, Küba başta olmak üzere gibi ülkelere karşı giriştiği askeri savaşlarda yenilgiye uğramış, ardı ardına gelen bu yenilgiler o zaman birbiri ardına dizilmiş domino taşlarının sırayla devrilmesinden esinlenilerek 'Domino Teorisi' olarak adlandırılmıştı....

Buna karşılık Sovyet-Çin ittifakının parçalanmasının ardından ABD-Çin ittifakı kurulunca Rusya Afganistan'da yenilgiye uğratılmış ve bu kez Sovyetler Birliği'nin etki alanındaki ülkelerin rejimleri domino taşları gibi devrilmişlerdi.

***

Şimdi işlerin bir kez daha tersine dönmekte olduğunu görüyoruz...

ABD'nin en etkili 'think tank'lerinden biri olan Brookings Enstitüsü, son yayınladığı raporda, bir zamanlar Doğu Avrupa'da yıkılan Sovyet yanlısı rejimlerin yerine kendi denetimi altındaki rejimleri getiren ve bunları NATO çatışı altında toplayan ABD'nin Ukrayna'da uğradığı başarısızlığın nedenlerini araştırıyor...

'Baltık ve Polonya'da NATO caydırıcılığını güçlendirmek için uygulanabilir ABD adımları' adını taşıyan rapor, Ukrayna'da kurulan Amerikancı rejimin Rusya müdahalesi karşısında çaresiz kalmasının nedenlerini NATO'nun 'konvansiyonel caydırıcılığının' kalmamasına bağlıyor...

Bu durum raporda şu sözlerle ifade ediliyor:

'Yapılan araştırmalar, ABD'nin 'Atlantik Kararlılığı Operasyonu' ve NATO'nun 'İleriye Dönük Varlığı'nın artırmasıyla kurulan rotasyonel askeri güçlerin, Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya'da bir Rus 'oldu-bitti'sini önlemek için hala gerekli geleneksel kabiliyetten yoksun olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, bu çalışmalar yeterli kapasiteyi neyin oluşturduğuna dair iyi tanımlanmış bir formülden yoksundur. Baltıkdaki mevcut strateji, ABD'nin ve NATO'nun Baltık ve Polonya'daki caydırıcılığını güçlendirmek için ne gibi ayarlamalar yapması gerektiği hakkında çok az şey söylemektedir.'

Raporda teşhis doğru ama yanlış bir tedavi öneriliyor; çünkü ABD'nin sadece Rusya'ya karşı değil, Çin'e karşı da zor durumda olduğunu itiraf eden rapor, bu duruma çare olarak caydırıcılığın artırılması için askeri bütçenin ve üslerin sayısının artırılmasını öneriyor.

***

Brookings Enstitüsü uzmanlarının kaleme aldığı raporda, ortaya çıkan başarısızlık mevcut uluslararası düzende ortaya çıkan değişimlere ve dünyanın 'çok kutuplu' hale gelmesine bağlanarak şunlar söyleniyor:

'2021 ABD Geçici Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde belirtildiği gibi, Çin küresel olarak çıkarlarını agresif bir şekilde sürdürüyor. (...) Bununla birlikte, son dönemde yaşanan gelişmeler, Rusya'nın büyük bir küresel rol istemeye devam etmesi ve çıkarlarını ABD ve müttefikleri pahasına ilerletmeye çalışması nedeniyle zor kararlar alınmasını gerektiriyor.'

Sonuç olarak rapor, 'ulusal güvenlik hedeflerini desteklemek için sınırlı kaynakların bol ve rakip gereksinimlere karşı dikkatli bir şekilde yeniden düzenlenmesi' önerisinde bulunuyor.

(Devam edecek)