Önceki yazımızda, Batılı ülkelerin tüm baskılarına karşın Rusya'ya uygulanan ekonomik yaptırımlara katılmama kararı alan Türkiye'nin Batı cephesinin 'yarılmasında' önemli bir rol oynadığını söylemiştik...
Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peşkov'un iki gün önce Rus devlet televizyonuna verdiği röportajda Erdoğan'ın tavırları ve siyasi duruşuna yönelik olarak kullandığı şu ifadelerle bu saptamayı doğruladı:
'Elbette herkes ABD'lilerin korkunç baskısı altında. Tüm ülkeler egemen konumlarını net bir şekilde belirleyecek gücü bulamıyor. Örneğin bu açıdan diğer ülkeler Türkiye gibi değil. Türkiye ile fikir ayrılıklarımız var elbette, fakat bununla birlikte Türkiye çıkarlarına göre hareket ediyor ve gerektiği yerde açıkça 'evet' ya da 'hayır' diyebiliyor'.
***
Bu arada ABD'nin, Rusya ile Çin arasına düşmanlık sokarak her iki devleti de 'hizaya getirme' planı her geçen gün çöküyor...
Geçen hafta sonunda yapılan Afganistan'a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Rus mevkidaşı Lavrov'un ortak bir açıklama yapmaları...
Ve iki ülke arasındaki iş birliğinin 'barış için çabalama ve hegemonyaya karşı koyma konusunda bir üst sınır tanımadığını' ilan etmeleri bu gerçeği gösteriyor.
***
ABD ve Batı'nın Rusya karşısında örmeye çalıştığı tecrit duvarındaki çatlaklar 'Batı cephesinde' yer alan ülkelerde de büyüyor. Yaptırımlara uymayacaklarını açıklayan Türkiye, Macaristan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Batı kampına dahil ülkelere her geçen gün yenileri ekleniyor...
Örneğin Hindistan, Rusya ile arasındaki ticarette doğrudan yerel para kullanımına izin veren bir sistemi yürürlüğe koymaya hazırlanırken , yaptırımların Rusya ile ticareti genişletecek bir fırsata dönüştüğünü belirtiyor... ABD'nin Güneydoğu Asya'daki 'stratejik ortağı' Pakistan'ın Başbakanı İmran Han ise ülkesinin 'rotasını' değiştirmeye çalışıyor ve bu tavrı nedeniyle ABD'nin kendisine karşı bir komplo kurduğunu iddia ediyor...
Bu gelişmeler Yugoslavya'nın dağılma sürecinde NATO uçaklarıyla vurularak 'cezalandırılan' ve o zamandan bu yana ABD ile uyumlu bir politika izleyen Sırbistan'ı da etkisi altına almış bulunuyor. Sırbistan Cumhurbaşkanı Vučić geçtiğimiz günlerde ülkesinin Ukrayna'daki savaşta tarafsız bir tutum takınacağını söylemişti. İçişleri Bakanı Aleksandar Vulin ise daha ileri giderek ABD'yi ülkede bir 'turuncu devrim' hazırlamakla suçluyor...
Hiç kuşkusuz, bu tür 'çatlak sesler' kendisini Batılı 'orkestra'nın şefi gibi gören Biden ve onun arkasındaki 'askeri-sınai kompleks'in sinirlerini bozuyor! Ancak İngiltere'nin etkili gazetelerinden The Guardian'ın da itiraf etmek zorunda kaldığı gibi, ABD'nin talimatlarına uymayarak farklı tavırlar takınan liderler, hem kendi ülkelerinde hem de uluslararası alanda prestij kazanıyor.
***
Bu yazı dizimizde Rusya'nın Ukrayna'ya yaptığı müdahaleyi dünyada ve ülkemizde cereyan etmekte olan gelişmelerden kopararak yalnızca 'zorba bir devletin zayıf komşusunu istila girişimi' olarak değerlendirmenin yüzeysel bir değerlendirme olacağını, ABD'nin küresel egemenliğini koruyabilmek için Rusya ve Çin başta olmak üzere bir çok ülkeye yaptığı siyasal ve ekonomik saldırılardan koparıldığı takdirde bu müdahalenin anlaşılamayacağını savunduk...
Rusya'daki siyasi rejim konusunda ne düşünülürse düşünülsün, Putin'in bugüne kadar Ukrayna'da izlediği strateji, bu ülkeyi işgal ederek sömürgeleştirmeyi değil, ABD ve NATO'nun Rusya'yı 'Batı'ya bağımlı kılmak ve parçalamak amacıyla hazırladığı 'büyük planı' bozmayı ve kendisine yönelen mızrağın sivri ucunu kırmayı hedeflediğini göstermiştir...
ABD, daha önce Gürcistan ve Kazakistan'ı kullanarak yapamadıklarını Ukrayna'yı kullanarak yapmayı denemiş ancak Putin, daha öncekiler gibi bu planı da bozmuştur.
***
Ancak şurası da bir gerçektir: ABD, Ukrayna'da başarısızlığa uğratılmış olsa da, ne Rusya konusundaki planlarından ne de dünyanın çeşitli bölgelerinde iç karışıklıklar çıkararak rejimleri 'dizayn etme' girişimlerinden vazgeçecektir...
Çünkü bu ülke, hegemonyasına meydan okuyan ülkeleri güç kullanarak dize getiremediği ve müttefiklerinin çıkardığı 'çatlak sesleri' bastıramadığı takdirde küresel egemenliğini sürdüremez...
O yüzden 'Ukrayna yalnızca Ukrayna değildir' ve dün Irak ve Suriye'de bugün Ukrayna'da cereyan eden savaşlar, yarın ABD'nin dünyanın başka bölgelerinde tezgahlayacağı çatışmalarla sürüp gidecektir.
(Bitti)