Sokaklarda dolaşırken 'Bakar mısınız beyefendi!' diyerek ince bir davranışla yolumu kesen gencecik insanlar oldu. Kız, erkek… Üniversite öğrencisi çoğu… Ya da üniversiteyi yeni bitirmiş ama iş bulamamış gençler…

Ellerinde bir anket defteri…

Durup baktığımda, 'Anket yapıyoruz, yanıtlar mısınız?' dediler.

Yanıtladım çoğunu. Eğer o an acilen yetişmek zorunda olduğum bir iş yoksa…

Aynı şekilde kapımı çalanlar oldu…

Onları da…

Çünkü biliyorum, doldurdukları anket sayısı kadar para alacaklar… Onlara hep yardımcı olmaya çalıştım.

Nice anketi yanıtladım.

Bütün içtenliğimle söylersem, yanıtlama nedenim, o çocukların bir anket yaprağını daha çevirmiş olmasını sağlamaktı.

Anketlerin sonuçlarına inandığımdan değil…

***

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) diye bilirdik eskiden.

Açıkladıkları istatistiklere güvenilirdi. 'DİE'nin verilerine göre…' dendi mi, tartışma biterdi adeta…

Sonra, bu adın nesi rahatsız ettiyse birilerini, adı değişiverdi. Değiştiriliverdi…

Artık DİE yok.

Türkiye İstatistik Kurumu var.

Kısaca:

TÜİK.

2005'ten bu yana DİEyok, TÜİK var.

***

DİE'nin temel görevleri neydi?

İstatistik oluşturmak…

Ülkemizdeki nüfus değişiminden fiyat değişimine dek hemen her alandaki değişimleri istatistiklere yansıtmak.

Nüfus sayımı, milli gelir tahminleri, enflasyon hesabı, üretici ve tüketici fiyatları endeksi…

DİE yapardı hepsini.

Şimdi de TÜİK yapıyor.

Yapıyor da, bir konuda konuşurken 'Kaynak TÜİK' deyince tartışma bitmiyor. Büyüyor…

Demek DİE farklıydı, TÜİK farklı.

TÜİK, bir gün TÜİK'e güven endeksi de yayınlar mı acaba?

Diye düşünüyor insan doğal olarak.

Düşünmek yetmiyor, bekliyoruz…

Hani en güvenilir kurum gibi anket sonuçları açıklanıyor ya…

TÜİK'in şimdi ilk işi, TÜİK'e güven istatistiklerini tutmak…

Tutmak ve açıklamak olmalı…

Çünkü, TÜİK'in açıklamalarına devlet bile güvenmiyor. Hükümet diyemiyorum, artık hükümet yok, yönetim güvenmiyor ve kamu gelirleriyle ilgili zamları, TÜİK'in açıkladığı enflasyon rakamlarının üzerinde yapıyor.

Ha, asgari ücret artışı, çalışana, emekliye zam gündeme gelince TÜİK rakamlarına güveniyor o yöneticiler, bu da ayrı…

***

Anket yapan gençlerle girdim yazıma. DİE'ye geldim sonra. Oradan da TÜİK'e…

Niye mi?

Doğruluğuna inanmak istemediğim bir haber nedeniyle…

Bugün o gençler bir anket yapsa Türkiye'nin kurumlarına olan güvensizlikle ilgili, en başta yer alacak olan TÜİK de anket yapıyor elbet.

Ama nasıl?

***

Kapınız çalıyor.

Açıyorsunuz.

Karşınızda bir ya da iki kişi.

'Biz TÜİK'ten geliyoruz, anket yapacağız!' diyorlar.

'Hayır, yanıtlamak istemiyorum' diyorsunuz…

Çok doğal bir davranış. Hakkınız. Anketleri yanıtlamak zorunda değildir kimse…

Ama yok!

Böyle dediğinizde bir süre sonra kapınızı postacı çalıyor. Bir ceza kağıdı sunuyor size…

TÜİK'in anketini yanıtlamadığınız için…

Hem de az buz değil.

Bir çok insanın emekli maaşı kadar:

Bin 635 TL.

Ha, habere göre, eve geldiklerinde evde yoksanız da geliyormuş bu ceza…

***

Bence şimdi TÜİK'e bir görev düşüyor:

Öncelikle kendisine güven endeksini yayınlamak…

Sonra da, anketörlerine yanıt vermediği için ceza alanların istatistiğini…

***

Yapmayacaklarını biliyorum. Biliyoruz…

Bu yazıyı onun için yazmadım zaten.

Şunun için yazdım:

TÜİK'in anketörlerinin yüzüne kapatılan kapılardan başlıyor şiir.