Yemekten hemen sonra gelen karşı konulamaz tatlı isteği, öğleden sonra çöken ağır uyku hali veya çalışırken çekmecedeki çikolataya uzanırken hissedilen suçluluk... Poliklinikte danışanlarımdan duyduğum yakınmalardan biri de: "Hocam, nefsime hiç hakim olamıyorum, iradem çok zayıf."
Eğer siz de benzer bir kısır döngünün içindeyseniz, kendinizi suçlamayı bir kenara bırakın. Çünkü mesele çoğu zaman bir karakter zayıflığı ya da irade eksikliği değil; insülin direnci olabilir.
Peki, rutin sağlık kontrollerinizde açlık kan şekeriniz 85-90 mg/dL gibi gayet "normal" çıkarken bu krizler neden bitmiyor?
Çoğu standart tahlilde yalnızca açlık kan şekerine bakılır. Oysa vücut, kan şekerini o normal aralıkta tutabilmek için arka planda normalin katbekat fazlası insülin salgılıyor olabilir. Pankreasınız çokça çalışarak şekeri dengede tutmaya çalışır; ancak hücre kapıları bu yoğun insüline karşı duyarsızlaşmıştır. Kandaki şeker hücre içine girip enerjiye dönüşemediği için beyin sürekli şu sinyali gönderir: "Açım, enerjiye ihtiyacım var, hemen bana hızlı bir karbonhidrat gönder!"
Sonuç; kontrol altına alınamayan tatlı atakları ve özellikle göbek çevresinde fazlaca bir yağlanma.
İnsülin direncinin tek işareti tatlı krizleri de değildir:
- Yemeklerden 1-2 saat sonra ani odaklanma güçlüğü ve esneme nöbetleri yaşıyorsanız,
- Boyun, koltuk altı gibi kıvrım bölgelerinde cilt renginde koyulaşma fark ediyorsanız,
-Ne kadar uyursanız uyuyun sabahları dinlenmemiş uyanıyorsanız.
Kan tahlillerinizde yalnızca glukoza değil; açlık insülini ve buna bağlı hesaplanan HOMA-IR indeksine mutlaka baktırmanız gerekir.
Peki Bu Kısır Döngüyü Kırmak İçin Ne Yapmalıyız?
İnsülin dalgalanmalarını durdurmanın yolu aç kalmak veya katı detokslar yapmak değildir. Metabolizmayı düzene sokacak bazı adımlarla kontrolü sağlamaktır:
Yemeğe doğrudan pilav, makarna veya ekmekle başlamak şekerinizi hızla arttırır ve hızla düşürür. Önce lifli yeşillikleri ve sebzeleri, ardından proteini (et, yumurta, balık, kurubaklagil) tüketin; karbonhidratı tabağın sonlarına bırakın.
Canınız meyve istediğinde onu tek başına yemek yerine yanına birkaç çiğ badem, ceviz veya bir kaşık yoğurt, süt veya ayran ekleyin. Karbonhidratı sağlıklı yağ veya proteinle eşleştirmek hızlı insülin artışını engeller.
Ağır sporlar yapmanıza gerek yok. Ana öğünlerin hemen ardından atacağınız hafif tempolu 10-15 dakikalık adımlar, insülin dalgalanmalarınızı dengede tutar.