'NATO'nun beyin ölümü' başlıklı yazılarımıza 18 Kasım tarihli yazımızla son vermiştik...
Ancak o gün ABD'li bir generalin Bloomberg kanalına yaptığı bir açıklama üzerine konunun bir başka boyutuna daha değinmemiz gerektiğini düşündük...
Konuya devam etmemizin bir diğer nedeni de son yazımızda yaptığımız bir hatayı düzeltme gereği... O yazıda NATO ile ilgili görüşlerini aktardığımız kişi, Balyoz mağduru Tümamiral Cem Gürdeniz değil, aynı davada 16 yıl hapse çarptırıldıktan sonra beraat eden Tümgeneral Beyazıt Karataş olacaktı... İki generalin konuyla ilgili açıklamalarının aynı haberde yer almasından kaynaklanan bu hatayı düzeltiyor ve özür diliyoruz.
***
NATO konusunda yapma gereği duyduğumuz ekleme, İncirlik üssü ile ilgili...
Bilindiği gibi, 1962 yılında yaşanan ve dönemin iki süper devletini nükleer savaşın eşiğine getiren Küba füze krizi sırasında İncirlik üssü gerilimin iki odağından biri haline gelmişti... Türkiye'nin Küba krizine dahil olmasının sebebi o dönemde İncirlik üssüne ABD tarafından nükleer başlık taşıyan Polaris füzelerinin yerleştirilmiş olmasıydı... Karşılık olarak Sovyetler Birliği de Küba'ya nükleer füzeler yerleştirince ABD Küba'yı ablukaya almış ve Sovyet gemilerinin ablukayı delmeye teşebbüs etmesi durumunda silah kullanacağını açıklamıştı...
Kriz, son anda iki devletin liderlerinin Küba ve Türkiye'den nükleer füzelerin karşılıklı olarak kaldırılması konusunda anlaşmalarıyla sona ermişti.
***
2000'li yıllarda Avrupa Merkez Kuvvetleri Komutanlığı'nda komutan yardımcısı olarak görev yapan eski Hava Kuvvetleri Generali Chuck Wald'ın, Amerikan yayın kuruluşu Bloomberg TV'ye yaptığı bir açıklamayı okuyunca, acaba 'yeni bir füze krizi mi doğuyor' diye düşünmekten kendimizi alamadık...
General Wald, açıklamasında Türkiye'nin ABD ile aynı stratejik amacı paylaşmadığını ifade ediyor ve İncirlik'teki nükleer silahlar için ' o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız' diyor...
Açıklamanın sonunda yapılan öneri de ilginç:
'Yunanlar, son birkaç yıldır daha derin bir ABD askeri varlığı için haykırıyor ve giderek artan bir şekilde NATO içinde daha önemli bir rol istediklerini gösteriyorlar. Bu nedenle 39'uncu Kanat Komutanlığı'nı Yunan topraklarına yerleştirerek, bir taşla iki kuş vurmuş olacağız.'
***
Küba krizi sırasında füzelerin İncirlik'ten kaldırılmasını isteyen Sovyetler Birliği'ydi... Şimdi aynı talep NATO'da önemli görevler üstlenmiş ABD'li bir generalden geliyor...
O zaman füzeleri tehdit olarak gören Sovyetler Birliği'ydi; günümüzde ABD Türkiye'yi füzelerine tehdit olarak görüyor...
Amerikalı general, bunu şu sözlerle ifade ediyor:
'Türkiye'de artan anti-Amerikancılık ve Erdoğan'ın Rusya'ya yakınlaşma arzusu dikkate alındığında, o silahların yerini ivedilikle değiştirmek zorundayız. İdeal olarak, yeni evleri bir Avrupa toprağı olmalı.'...
ABD'nin S-400 hava savunma sistemine bu kadar şiddetle karşı çıkmasının nedenleri bu sözlerden sonra daha iyi anlaşılıyor.
***
Yaşananlar, NATO'nun yaşadığı 'içsel parçalanma'nın (Macron buna 'beyin ölümü' diyor) açık örnekleri...
Bu parçalanmanın ekonomik yönü de var...
Alman Yeşiller Partisi Milletvekili ve Federal Meclis (Bundestag) Dış İlişkiler Komitesi üyesi Jürgen Trittin, Der Spiegel dergisi için kaleme aldığı bir makalede, alaycı bir ifadeyle şu soruyu soruyor: 'Ekonomik anlamda en güçlü katılımcının (ABD'nin, en güçlü ikinci üye olan Almanya'nın binek otomobillerini 'ulusal güvenliği' için tehdit olarak gördüğü bu ittifak nasıl bir şey?'
***
Kısacası, NATO, üye ülkelerin kendi aralarındaki siyasal ve ekonomik çelişkiler nedeniyle hareket yeteneğini yitirmiş durumda......
Türkçede böylesi durumlar için 'Ört ki ölem' denir...
Biz de o sözü kullanarak bu konuyu kapatalım.