Kışın dondurucu soğukları başladığında vedalaşmıştık.
Kim bilir kaçıncı vedaydı bu?
Biz ne kadar istemesek de vuslat kaçınılmazdı.
Mevsimsel ayrılıklar, zoraki kavuşmalarla sonlanıyordu.
Tek taraflı aşk gibiydi ilişkimiz.
Biz onsuzluğu özlüyorduk.
O ise bizi…
Kabus gibiydi…
Uykusuz gecelerin nedeniydi.
Havalar ısınınca yine musallat oldu…
Arada bir yağan yağmurlar, karşılıksız aşkını körüklüyordu.
Kısa süreli ayrılık, onu daha saldırgan, daha yapışkan yapmıştı.
Adını yanlış koymuşlar ''kara sinek'' demişlerdi…
Kara bela daha uygun bir ad olurdu aslında.
Sayıları da çoğalmıştı.
Çete gibiydiler.
Çankaya'yı işgal etmişlerdi adeta…
Daha çok parkları mesken tutmuşlardı.
Botanik Parkı ve çevresi,
Kuğulu Park,
Seğmenler Parkı hakimiyet alanlarıydı.
Yetinmediler.
Evlere dadandılar.
Açık pencerelerden içeri sızıyorlardı.
Aydınlatma direklerinin çevresi tuzaklarla doluydu.
Karasineğin sevdası da kara olurdu.
Ama tek taraflı bu aşk sonlanmalıydı artık.
Beklemeye koyuldu insanlar dertlerine deva olacak çözümü…
Umutlarını kaşıyarak.