Asgari ücrete yüzde 27’lik artış oldu. Bu artış, asgari ücretli olmayan kesimlerde de bir beklenti yarattı. Ama öyle bir durumdayız ki, ücretlere gelen zammı devlet belirliyor. Halbuki örgütlü ve sendikalı olarak pazarlıkla bu zamları belirleyebilmeliyiz. Ama pazarlık gücümüz yok. Tepeden yüzde 25-27 olacak deniliyor ve o oranda karar kılınıyor. Sesini çıkarabilen var mı, yok?
Başta beyaz yakalılar olmak üzere herkesin gözü kulağı patrona çevrilmiş durumda. Beyaz yakalılar daha yüksek bir zam hayalinde, ancak umutları yok. Hükümetin asgari ücret kararından sonra, şimdi patronların zam açıklaması bekleniyor. Patronlardan beklentiler en az yüzde 35-50 arasında bir artış.
Çünkü artık hemen herkes asgari ücret seviyelerine yakın ücret alıyor. Ancak asgari ücret ise TÜRK-İŞ’in belirlediği 30 bin 198 TL açlık sınırının altında kaldı. Ortalama ücret açlık sınırında. 2025 yılı SGK verilerine göre brüt ortalama ücret, asgari ücretin 1.83 katı idi. Yani yaklaşık 36 bin lira giriyordu çalışanın cebine.
Merkez Bankasının hesabına göre yeni yılda ortalama ücret, asgari ücretle daha da yakınlaşacak görünüyor. MB’nin önceki yıllara dayanarak yaptığı projeksiyonlarda asgari ücrete gelen yüzde 27’lik zam, ortalama ücretlere yüzde 25 olarak yansıyacağını ortaya koyuyor. Yani makas daralacak. Ortalama ücret asgari ücrete yaklaşacak.
Buna göre 2025 yılında ortalama ücret ile asgari ücret arasındaki fark 13 bin 660 lira idi. MB’nin araştırmasında belirttiği gibi, özel sektörde zam oranı yüzde 25 olursa, 2026 yılında bu fark 12 bin 630 liraya düşecek.
Artık ücretliler arasında kusursuz bir eşik sağlanmış. Emeği ile geçinenlerin büyük çoğunluğu birbirine yakın gelir elde ediyor.
Sizinle bir başka veri paylaşayım!
Bir araştırmaya göre, 250’den fazla çalışanı olan büyük işletmelerde 100 liralık cironun 8.5 lirası işçiye emekçiye gidiyormuş. Dolayısıyla orada çalışanlara yüzde 100 oranında zam yapılsa bile, bu 8.5 lira olacak 17 lira. Bunun enflasyona etkisi ne kadar olabilir ki, olamaz?
Ekonomideki pasta büyüyor. Geçen yıl 3.3 büyüdük. Bu yıl 3.7 büyüdük. İki yılda toplam yüzde 7’den fazla. Ama büyüyen o pasta. Emeği ile geçinenler değil. Pasta büyüyor emeği ile geçinenlerin dilimi küçülüyor.
Avrupa’nın gelir adaletsizliğinde en yüksek ülkeyiz. Bu pastayı daha adaletsiz bölüşen Avrupa’da başka ülke yok.