ABD'de yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne neden olan ve ülke tarihinin en büyük terör olayı olarak kayıtlara geçen 11 Eylül saldırısına ilişkin görüntüler, aradan geçen 20 yıllık süreye rağmen tüm canlılığıyla hafızalardaki yerini koruyor.
Eylül ayının akıllara getirdiği en büyük travma…
Gerilim filmlerinin, insanı oturduğu yerden zıplatan dehşet sahnelerinden de beter…
Saldırının her yıl dönümünde gazetelerde, televizyon ekranlarında karşımıza çıkan görüntüler, izleyenlere o kabus anlarını bir kere daha yaşatıyor.
Eylül ayı travma ayı gibi…
Dünya çapında olandan söz ettik, bir de ülke çapında olanı var…
Bizdeki ekonomik travma…
Pandemi nedeniyle uzun süredir kapalı kalan okullarda ders zili yeniden çalınca, travma da kendini göstermeye başladı…
Okul masrafları özellikle dar gelirli bütçeleri zorluyor…
Çanta, defter, kalem, servis, giyim-kuşam masraflarının getirdiği mali yük, masrafsız günlerin faturası olarak rehavete kapılan omuzlara binmiş bulunuyor…
Tabii dert bununla sınırlı kalmıyor…
Eylül, eski Eylüller gibi değil artık…
Romantizmin simge ayı olmaktan çok uzak…
Zor günlerin haberciliğine soyunmuş sanki.
Masrafların kabardığı, aile bütçelerinin iflas sinyalleri verdiği günlerin yakın olduğunu gösteren işaret fişeği adeta…
Sıcaklıklar giderek azalıyor…
Soğuk günler kapıda….
Kaldı birkaç hafta…
Hadi pastırma yazını da düşelim hesaptan…
Sonrası zor…
Çarşı-pazardaki etiketleri düşünmek bile istemiyor insan.
Kışlık giysi masrafları da cabası…
Ya doğal gaz ve elektrik faturaları…
Ama enseyi pek de karartmamak lazım…
Karadeniz'de doğal gaz yatakları…
Ağrı'da 20 ton altın rezervi…
Bor dersen zaten sebil…
Neydi o türkünün sözleri:
''Bu da gelir, bu da geçer ağlama…''
Ağlama, sil gözünün yaşını…