Ankara’nın önemli kültür duraklarından Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişine ışık tutan eserleri ziyaretçilerle buluşturuyor. Müzenin koleksiyonunda Çatalhöyük Ana Tanrıça heykelciği, Hitit dönemine ait İnandık Vazosu ve Güneş Kursları gibi önemli eserlerin yanı sıra Çatalhöyük’ten çıkarılan duvar resmi de yer alıyor.
Konya’nın Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük, Neolitik Çağ’ın en önemli yerleşim alanlarından biri olarak biliniyor. Yaklaşık 9 bin 400 yıllık geçmişe sahip yerleşim, insanların avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik hayata ve tarıma geçiş sürecine ilişkin önemli bulgular barındırıyor. Bitişik düzende inşa edilen evleri ve sokaksız yerleşim yapısıyla öne çıkan Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aldı.

Yerleşimin tarihî önemini ortaya koyan buluntular arasında yer alan duvar resmi ise 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen kazılarda gün yüzüne çıkarıldı. Yaklaşık 8 bin 200-8 bin 500 yıl öncesine tarihlenen resim, 1966 yılına kadar insanlık tarihinin bilinen “en eski yerleşim planı ve haritası” olarak kabul ediliyordu. Ancak aynı yıl Ukrayna’daki Mezhyrich (Mejiriç) arkeolojik alanında gerçekleştirilen kazılarda, mamut fildişi üzerine çizilmiş 15 bin yıllık bir yerleşim şemasının keşfedilmesiyle Çatalhöyük haritası kronolojik olarak “en eski ikinci” şehir planı örneği unvanını aldı.

ARKEOLOGLAR DUVAR RESMİNİN ANLAMINDA AYRIŞIYOR
Yaklaşık 3 metre uzunluğunda ve 90 santimetre genişliğindeki duvar resmi, Çatalhöyük'te VII. tabakada bulunan bir yapının kerpiç duvarında ortaya çıkarıldı. Tasvirin alt bölümünde, birbirine bitişik şekilde sıralanmış yaklaşık 80 kare biçimli geometrik şekil yer alıyor. Uzmanlar bu şekillerin, Çatalhöyük’ün sokaksız yerleşim düzenini ve evlerini yansıttığını değerlendiriyor.
Duvar resminin üst bölümünde ise koni biçiminde iki zirveli bir dağ figürü bulunuyor. Bu figürlerin, yerleşimin yaklaşık 130 kilometre kuzeydoğusundaki Hasan Dağı’nı temsil ettiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu görüşe göre resim, dağda meydana gelen volkanik bir patlamayı ve yerleşim alanını gösteriyor.
Axel K. Schmitt, Martin Danišík, Erkan Aydar, Erdal Şen, İnan Ulusoy ve Oscar M. Lovera tarafından 2014 yılında PLOS ONE dergisinde yayımlanan araştırmada, Hasan Dağı’ndaki volkanik faaliyetin tarihi incelendi. Araştırmacılar, söz konusu patlamayı yaklaşık MÖ 6960 yılına tarihlendirdi. Bu tarihin, resmin bulunduğu tabakanın tarihlendirmesiyle örtüşmesi, volkanik patlama yorumunu destekleyen bilimsel bulgular arasında yer aldı.

Ancak tasvirin neyi anlattığı konusunda bilim dünyasında farklı görüşler de bulunuyor. Arkeolog Stephanie Meece, 2006 yılında Anatolian Studies dergisinde yayımlanan çalışmasında farklı bir yaklaşım ortaya koydu. Meece, geometrik şekillerin üzerinde yükselen dağ figürlerinin volkanik bir patlamayı değil, geometrik desenlerden oluşan bir panel üzerindeki leopar postunu temsil ediyor olabileceğini savundu. Bu yorumunu ise Çatalhöyük'te bulunan diğer leopar ve hayvan tasvirleriyle yaptığı karşılaştırmalara dayandırdı.
Çatalhöyük duvar resmi, aradan geçen binlerce yıla rağmen taşıdığı anlam bakımından arkeoloji dünyasının ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Bir yerleşim planını mı yoksa leopar postunu mu betimlediği henüz kesinlik kazanmayan eser, Neolitik Çağ insanlarının yaşamına ve dünyayı algılama biçimine ilişkin araştırmalara ışık tutuyor. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz buluntu, geçmişten günümüze ulaşan gizemini koruyor.





