Çocukların eğitim hayatında önemli bir yer tutan ev ödevleri, öğrenilen bilgileri pekiştirmenin yanı sıra çocukların okul dışındaki zamanlarını nasıl geçirdikleri sorusunu da gündeme getiriyor. Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün, ödevlerin çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olması gerektiğini vurgularken, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Yasemin Töre ise ödevlerin öğrenmeyi destekleyecek şekilde hazırlanmasına dikkat çekiyor. Öğrenci ödev yoğunluğu nedeniyle kendisine yeterince zaman kalmadığını belirtirken, bir veli ise evde dersler ve diğer günlük ihtiyaçlar arasında zaman yetiştirmekte zorlandıklarını anlatıyor.

ÖDEVİN AMACI NE?
Ev ödevlerinin okulda öğrenilen bilgileri pekiştirmedeki rolüne değinen Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün, ailelerin de bu süreçte çocuklarının hangi bilgi ve becerilerde desteğe ihtiyaç duyduğunu gözlemleyebildiğini belirtti. Ergün, çocuğun yapabileceğinden fazla ödev verilmesinin çocukların okul algısını, öğretmenleriyle ve aileleriyle ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Ergün, ödevin amacını şöyle açıkladı: “Ödev demek, çocuğun okulda öğrendiği bilgileri evde pekiştirmesi, desteklemesi anlamına gelir. Ödev yoluyla anne babalar çocuklarının okulda ne öğrendiğini gözlemleme şansı elde ederler, aynı zamanda hangi bilgi ve becerilerde desteğe ihtiyacı olduğunda öğrenme fırsatı yakalamış olurlar. Eğer bir çocuğa yapabileceğinden daha fazla ödev veriliyorsa, bunun sonucunda çocuğun okul algısı negatif etkilenebilir, öğretmenle ilişkisi bozulabilir, anne babasıyla ilişkisi bozulabilir.”
ÖDEVİN NİTELİĞİ MİKTARINDAN ÖNEMLİ
Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün, ödevlerin miktarından çok niteliğinin önemli olduğunu belirterek çocukların yaşına ve gelişimine uygun ödevler verilmesi gerektiğini vurguladı. Ergün, ödevlerin niteliğine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Ödev konusunda önemli olan, ödevin miktarı değil, ödevin niteliği ve çocuğa ne kazandırdığıdır. Ödev miktarını belirlerken önerilen sayfa sayısını şu şekilde özetleyebiliriz: 1.sınıf çocuklarına 1 sayfa, 2.sınıf çocuklarına 2 sayfa, 3.sınıf çocuklarına 3 sayfa, 4.sınıf çocuklarına 4 sayfa ödev verilmesi onların yaşı ve gelişimi açısından çok daha uygundur.
Ödevlerde çocuk, neleri öğrendiğini görüp pekiştirme şansı elde etmeli; hatta yeni bilgi ve becerileri kazanmak için de araştırmalar yapabilmelidir. Ödevler çocuğun gelişimine ve yaşına uygun olarak belirlenmelidir. Çocuk o ödevi yaptığı zaman keyifle yapabilmeli, okulda öğrendiklerini evde anne babasıyla paylaşabilmeli ve ödevi yaptığı zaman akşam tüm vaktini almamalıdır. Çünkü çocukların akşam anne babalarıyla vakit geçirmeye, sevdikleri aktiviteleri yapmaya, uyumaya ihtiyaçları var.”
FAZLA ÖDEV ÇOCUĞUN ZAMANINDAN ÇALIYOR
Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün, yaşına ve gelişimine uygun olmayan ödevlerin çocukların aileleriyle geçirdiği zamanı kısıtlayabildiğini ve aile içinde tartışmalara yol açabildiğini belirtti. Ergün, fazla ödevin çocukların günlük yaşamına etkisini şöyle anlattı:
“Bir çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olmayan düzeyde fazla ödevler veriliyorsa, bu çocuğun zamanından çalar, çocuğun anne babasıyla geçireceği zamandan çalar, aile içinde bir kaosa sebep olabilir, tartışmalar başlar, hatta uyku saatini bile çok daha ileriye atabilir. Ve çocuk ödevde geçirdiği zamanı ölü zaman olarak görmeye başlar. Ödevi veren kişi yani öğretmene karşı olumsuz bir algı geliştirmeye başlar, okula karşı olumsuz bir algı geliştirmeye başlar ve bir süre sonra aile içinde çatışmalar oluşmaya başlar.”
Ödevin çocuk için keyifli ve öğretici olması gerektiğini vurgulayan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oysa ki ödevin keyifle yapılması, çocuğa keyif vermesi, çocuğa kazanımlar elde etmiş olması, çocuğu eğlendirmesi, bilgi verici, deneyim kazandırıcı olması gerekirken ödev bir süre sonra kaotik bir etki yaratmaya başlar. Ve çocuk ödev saati gelmesin diye sürekli ödevi ertelemeye başlar. ‘Birazdan yapacağım, sonra yapacağım, oynadıktan sonra yapacağım, yemekten sonra yapacağım’ derken ertelenen ödevler birikir ve çocuk zamanını yönetemez hale gelir.”
ANNE BABA DESTEĞİ YAŞA GÖRE DEĞİŞİYOR
Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün, anne babaların ödev sürecinde çocuklarına vereceği desteğin yaşa ve sınıf düzeyine göre değişmesi gerektiğini belirtti. Ergün, sınıf düzeylerine göre ebeveyn desteğini şöyle açıkladı:
“Anne babaların ödev yaparken çocuklarına yardımcı olma konusu çocuğun yaşına ve bulunduğu sınıfa göre farklılık gösterir.1.sınıf: Çocuğun hayatına ödev ilk kez girmiştir. Çocuk zaman yönetimi, defter ve kitap kullanımı, ödeve başlama, devam ettirme, sonlandırma gibi konularda desteğe ihtiyaç duyar. 2.sınıf: Çocuğun annesi babası ödevini nasıl yapacağı konusunda ona açıklamada bulunur ve çocuğu yalnız bırakır. Çocuk ödevini bitirdikten sonra anne babayla beraber kontrol eder. 3.ve 4. sınıf: Artık anne babanın ödevle ilgili bir ön açıklama yapmasına gerek yoktur. Çocuk sadece zorlandığı noktalarda anne babadan destek rica edebilir.
Özel gereksinimli çocuklar: Çocuğumuz özel gereksinimli bir çocuksa o zaman var olan özel gereksinim durumuna göre anne baba çocuğuna destek vermeye devam edebilir.”
ÖDEVLER KALICI ÖĞRENMEYİ DESTEKLİYOR
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Yasemin Töre, ödevlerin okulda öğrenilen bilgileri pekiştirmenin yanı sıra öğrencilerin kendi başlarına çalışma ve problem çözme becerilerini geliştirdiğini belirtti. Töre, ödevlerin amacını ise şöyle açıkladı:
“Öğrencilere ödev verilmesinin temel amacı okulda öğrenilen bilgilerin kalıcılığını artırmak ve öğrencinin kendi başına çalışma alışkanlığı kazanmasını sağlamaktır. Gün içerisinde okulda öğrenilen bilgilerin unutulmaması ve tekrar edilmesi için öğrencilere ödev vermek kalıcı öğrenmenin ilk adımıdır. Verilen ödevler sayesinde öğrenci öğretmensiz bir ortamda problem çözme becerisi kazanır.”

“DAHA FAZLA ÖDEV, DAHA FAZLA ÖĞRENME SAĞLAMAZ”
Yasemin Töre, ödev miktarını belirlerken öğrencilerin yaşlarını ve bireysel ihtiyaçlarını dikkate aldığını belirtti. Töre, aşırı ödevin öğrencilerin öğrenme isteğini ve başarısını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Töre, ödev miktarını nasıl belirlediğini şöyle anlattı:
“Vereceğim ödevin miktarını belirlerken öğrencinin yaş grubunu ve bireysel ihtiyaçlarını baz alıyorum. Her öğrencinin odaklanma ve öğrenme süresi aynı değildir. Dolayısıyla ödev verirken sınıftaki ortalama bir öğrencinin zorlanmadan tamamlayabileceği bir süreyi baz alarak veriyorum. Aynı zamanda öğrencilerin okul dışında da dinlenme ve oyun oynama ihtiyaçları vardır. Ödev miktarı çocuğun çocukluğunu engellemeyecek şekilde ayarlanmalıdır. Daha fazla ödev daha fazla öğrenme sağlamaz. Verilen ödev abartılmamalıdır. Aşırı fazla ödev vermek öğrencide okula karşı nefret duygusunu geliştirebilir. Öğrenci verilen ödevi anlamak için değil, sadece ödevi bitirmek için yapar. Bu da öğrenmeyi engeller.
Ödev verirken sıfırdan ideal seviyeye doğru artırmak öğrencideki öğrenme ve başarıyı da artırır. Ancak bu sınır aşıldığında ödev fayda sağlamayı bırakır, aksine motivasyonu ve başarıyı düşürmeye başlar.”
ÖDEV ÖĞRENCİYE NE KAZANDIRMALI?
Töre, ödevlerin öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun hazırlanması ve öğrendiklerini günlük yaşamda kullanmalarını sağlaması gerektiğini belirtti. Töre, ödevlerin niteliğine ilişkin şunları söyledi: “Ödev öğrencinin yaşına, seviyesine, ilgi alanlarına, bireysel farklılıklarına ve öğrenme ihtiyaçlarına uygun olmalıdır. Öğrenciye bilgileri ezberletmek yerine günlük yaşamda kullanabileceği ve uygulayabileceği ödevler verilmelidir. Öğrenci ödevleri tamamladıktan sonra hangi konuları öğrendiğini, hangi konularda zorlandığını ve hangi alanlarda kendini geliştirmesi gerektiğini fark edebilmelidir.
Öğrenciye çok fazla ödev vermek yerine konuyu anlamasını ve öğrendiklerini pekiştirmesini sağlayabilecek çalışmalar verilmelidir. Öğrencinin ödevi tamamlaması için bir süre belirlenmelidir.”
“HEP ÖDEV, ÖDEV”
Bir veli ve öğrencisi, ödev yoğunluğunun evdeki günlük yaşama etkisini anlattı. Veli, çocuğunun derslerini yetiştirmekte zorlandığını ve dinlenmeye zaman ayırabilmesi için zaman zaman performans ödevlerini kendisinin yaptığını belirtirken öğrenci, ödevler nedeniyle kendisine yeterince vakit kalmadığını söyledi.
Veli, evdeki süreci şöyle anlattı:
“Bazen birlikte yapıyoruz ama yalnız yaptığında mutlaka kontrol ediyorum. Performans ödevlerini ben yapıyorum çünkü yetiştiremiyoruz. O ödevlerini yaparken ben de performans ödevini yapıyorum ki yemek yiyecek, oyun oynayacak ve dinlenecek vakti kalsın. Bu yıl matematikte de zorlanıyor. Evdeki zaman hep koşuşturmayla geçiyor; okuldan çok evde ders yapıyor gibi geliyor.”
Öğrenci ise ödevlerle ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Evet, çok fazla ödev var . Hiç vaktim kalmıyor, hep ödev, ödev. Sınav dönemlerinde zorlanıyorum. Ödev yapmayı sevmiyorum, bence hiçbir faydası olmuyor. Onun yerine etkinlikler yapılsa daha akılda kalıcı ve eğlenceli olabilir.”





