Doğum sonrası dönem, çoğunlukla mutluluk ve bebeğe bağlanma duyguları üzerinden ele alınsa da bazı kadınlarda yoğun kaygı, depresyon ve daha nadir olarak gerçeklikle bağın bozulduğu ağır psikiyatrik tablolar görülebiliyor.
ABD'de kamuoyuna yansıyan Lindsay Clancy vakası da doğum sonrası psikozun yol açabileceği ağır sonuçları yeniden gündeme getirdi. Vaka üzerinden doğumdan sonra ortaya çıkan ciddi ruhsal belirtilerin erken fark edilmesinin önemi tartışılırken, Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, anne kadar eş ve yakın çevrenin de belirtileri tanımasının önemine dikkat çekti.
Psikozda gerçeklik algısı bozulabiliyor
Doğum sonrası psikozun yaklaşık her 1.000 doğumun 1-2'sinde görüldüğünü belirten Özcan, nadir görülmesine rağmen tablonun ciddiye alınması gerektiğini ifade etti.
Özcan, doğum sonrası psikozun doğumu takip eden ilk günler ve haftalarda ortaya çıkabileceğini belirterek, “Belirgin kafa karışıklığı, düşünce ve davranışlarda olağandışı değişimler, sanrılar, halüsinasyonlar, uyumamasına rağmen sıra dışı düzeyde enerjik olma, kendisi veya bebeğiyle ilgili gerçekçi olmayan inanışlar geliştirme, yoğun kuşkuculuk ve duygu durumunda belirgin dalgalanmalar görülebiliyor” dedi.
Kişinin bazı zamanlarda daha iyi görünürken kısa süre içerisinde tamamen farklı davranışlar sergileyebileceğini aktaran Özcan, bu nedenle doğum sonrası dönemdeki belirgin değişimlerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Her kötü düşünce psikoz anlamına gelmiyor
Doğum sonrası dönemde bazı annelerin istemedikleri halde bebeklerine zarar vermekle ilgili korkutucu düşünceler yaşayabileceğine dikkat çeken Özcan, bu düşüncelerin tek başına psikoz anlamına gelmediğini belirtti.
Özcan, burada önemli olan noktanın annenin bu düşünceleri nasıl değerlendirdiği olduğunu ifade ederek, “Kişinin bu düşünceleri istememesi, düşüncelerden rahatsız olması ve bunların gerçek olmadığının farkında olması”nın ayırt edici olduğunu söyledi.
Psikozda ise gerçekliği değerlendirme becerisinin bozulabileceğini belirten Özcan, kişinin gerçekte olmayan bir durumu gerçek kabul edebileceğini, olmayan sesler duyabileceğini veya çevresindeki olaylara gerçekle uyuşmayan anlamlar yükleyebileceğini kaydetti.
Bu nedenle yalnızca annenin ne düşündüğüne değil, “Bu düşünceyi nasıl değerlendiriyor ve gerçekle bağını koruyabiliyor mu?” sorusuna da bakılması gerektiğini ifade etti.
Belirtiler aile tarafından takip edilmeli
Doğum sonrası psikoz yaşayan kişinin her zaman kendi durumunun farkında olmayabileceğini belirten Özcan, bu nedenle eş ve yakın çevrenin gözlemlerinin önem taşıdığını söyledi.
Annenin davranışlarında belirgin değişiklik, giderek artan kafa karışıklığı, yoğun kuşkuculuk, gerçeklikle uyuşmayan düşünceler ya da olmayan şeyleri görme ve duyma gibi belirtilerin fark edilmesi halinde beklenmemesi gerektiğini belirten Özcan, profesyonel yardım alınması çağrısında bulundu.
Özcan, özellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda ortaya çıkan belirgin değişimlerin “Biraz bekleyelim, belki geçer” yaklaşımıyla ertelenmemesi gerektiğini vurguladı.
Risk doğum öncesinde değerlendirilebilir
Doğum sonrası ruh sağlığı açısından hazırlığın gebelik döneminde başlayabileceğini belirten Özcan, anne adayının geçmiş ruhsal öyküsünün değerlendirilmesinin önemine işaret etti.
Özcan, daha önce yaşanan ruhsal sorunlar, bipolar bozukluk veya psikoz öyküsü ile önceki gebeliklerde yaşanan ruhsal süreçlerin değerlendirilmesinin, riskin yüksek olduğu durumlarda doğum sonrası için destek planı oluşturulmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Bu planın yalnızca anne için değil, eş ve aile için de hazırlanması gerektiğini belirten Özcan, yakınların hangi belirtileri izleyeceğini, ne zaman yardım isteyeceğini ve hangi sağlık hizmetine başvuracağını önceden bilmesinin kriz anında yaşanabilecek zaman kaybını önleyebileceğini ifade etti.





