Üreme çağındaki kadınlarda sık karşılaşılan hormonal sorunların başında Poliendokrin Metabolik Over Sendromu (PMOS) geldiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Özyer, “Yaklaşık her 10 kadından birinde görülebilen bu sendrom, yalnızca adet düzensizliği ve fiziksel değişimlere yol açmakla kalmayıp yumurtlama problemleri nedeniyle gebelik şansını da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Özellikle adet düzensizliği, vücutta veya yüzde artan tüylenme, sivilcelenme ve kilo artışı gibi belirtilerin kadınlar tarafından dikkate alınması gerekiyor. Bu problemi yaşayan kişilerin tedavisinde ilk adım fazla kilonun verilmesidir. Hastanın diyet ve egzersizle beraber ideal kiloya ulaşması yumurtlama fonksiyonlarının düzenlenmesini sağlayabilir. Yaşam tarzındaki değişiklik veya ilaç tedavilerine rağmen gebelik sağlanamayan hastalarda tüp bebek tedavisi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir” dedi.
Bahçeci Ankara Tüp Bebek doktorlarından Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Özyer, “Sendromun önemli özelliklerinden biri de insülin direnci ve buna bağlı olarak kandaki insülin seviyesinin yükselmesidir. Bu hormonal değişiklikler yumurtalıkların düzenli çalışmasını ve yumurtlamayı olumsuz etkileyerek adet düzensizliğine ve çocuk sahibi olma konusunda problem yaşanmasına yol açabilmektedir. Poliendokrin Metabolik Over Sendromu şüphesi bulunan kadınlarda doğru tanının konulabilmesi için ayrıntılı bir değerlendirme gerekmektedir. Özellikle adet dönemine uygun zamanda gerçekleştirilecek hormon testleri, tanı sürecinde önemli bilgiler sağlamaktadır. Bunun yanı sıra yapılacak jinekolojik değerlendirme ile rahim ve yumurtalıkların ultrasonografik olarak incelenmesi de gerekir. Buna ek olarak kan şekeri, kolesterol ve bazı hormonların değerlendirilmesine yönelik tetkikler de hastanın genel durumunun ortaya konulmasına yardımcı olmaktadır” diye konuştu.
‘TEDAVİDE İLK HEDEF SAĞLIKLI KİLOYA ULAŞMAK’
Poliendokrin Metabolik Over Sendromu bulunan kadınlarda tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirterek yaşam tarzı değişikliklerinin önemli bir basamak olduğunu belirten Prof. Dr. Özyer, “Özellikle fazla kilosu bulunan hastalarda kilo kaybının sağlanması ve düzenli fiziksel aktivitenin hayatın bir parçası haline getirilmesi yumurtlama fonksiyonlarının düzenlenmesine katkı sağlamaktadır. Sağlıklı ve dengeli beslenme, insülin direncinin kontrol altında tutulması açısından da önem taşımaktadır. Beslenme düzeninde posa içeriği yüksek sebze ve meyveler, kuru baklagiller ve tam tahıllı ürünlere yer verilmesi; aşırı şekerli, gazlı içecekler ve rafine karbonhidrat içeren yiyeceklerin sınırlandırılması önerilmektedir. Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü ve gerektiğinde uygulanabilecek ilaç tedavileriyle yumurtlamanın düzenlenmesi ve gebeliğin kendiliğinden oluşması mümkün olabilmektedir” diye konuştu.
Prof. Dr. Özyer, “Doğal yolla gebelik elde edemeyen hastalar tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyabilmektedir. Poliendokrin Metabolik Over Sendromu bulunan hastalarda yumurtalık rezervi ve yumurtalıkların ilaçlara vereceği yanıtın değerlendirilmesi tedavinin planlanmasında önem taşımaktadır. Poliendokrin Metabolik Over Sendromu hastaların tüp bebek tedavilerindeki başarı oranları da oldukça yüksektir. Bu grup hastalarda OHHS olarak belirttiğimiz yumurtalıkların aşırı uyarılması durumuna karşılık elde edilen embriyoların dondurulması ve hormon seviyeleri normal düzeylere gelince transfer işleminin gerçekleştirilmesi tercih edilebilir” diye konuştu.
‘DÜZENLİ KONTROLLER BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’
"Poliendokrin Metabolik Over Sendromu olan kadınların düzenli doktor kontrollerini kesinlikle aksatmaması gerekir. Yıllık jinekolojik muayeneler ve gerekli görüldüğünde yapılacak hormon, kan şekeri, kolesterol ve ultrason değerlendirmeleri hastalığın uzun vadeli etkilerinin takip edilmesine yardımcı olmaktadır" diyen Prof. Dr. Özyer; “Bu problemi yaşayan kadınlarında görülen hormonal dengesizlikler uzun yıllar tedavi edilmediği takdirde risk yaratabilmektedir. Özellikle rahim içerisindeki değişiklikler ileri yaşlarda tehlikeli olabilmektedir. Dolayısı ile kadınların adet düzenlerinde meydana gelen değişiklikleri normal kabul ederek yıllarca beklememeleri gerekir. Erken değerlendirme ve kişiye özel tedavi yaklaşımı hem genel kadın sağlığı hem de doğurganlığın korunması açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.





