Önceki yazımızda Türkiye'nin ilk anayasası olan 1876 tarihli Kanun-u Esasi'nin öyküsünü anlatırken 'I. Meşrutiyet'in tapusu' olarak adlandırılabilecek bu metnin, tahtını koruyabilmek için başlangıçta meşrutiyet taraftarı gibi görünen II. Abdülhamid tarafından nasıl 'rafa kaldırıldığını' hatırlatmıştık...

'93 Harbi' olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşını bahane eden II. Abdülhamid, başından beri karşı olduğu Meclis'i lağvetmiş, anayasayı geçersiz ilan etmiş ve ardından Mithat Paşa'yı Abdülaziz'in ölümünden dolayı suçlayarak idam ettirmişti... Gerek I. Meşrutiyet'in ve anayasanın ilanı, gerekse Abdülhamid'in meclisi ve anayasayı ilgası yasal süreçlerin sonucu olmaktan çok 'tepeden inme' darbelerdi...

Böylece, İngiltere istikrarlı bir iç yapıya sahip olduğu için anayasası bile olmadan krallıktan parlamenter sisteme ve feodalizmden kapitalizme 'barış içinde' geçerken, bizim ilk Anayasa serüvenimiz bir yıl içinde karşılıklı darbelerle sona ermiş oldu.

***

Hal böyle olunca, II. Meşrutiyet'in ilanının da bir tür askeri darbeyle gerçekleşmesi şaşırtıcı değildir...

II. Abdülhamid'in 30 yılı aşkın 'mutlak' iktidarı, 1908 yılında Balkanlar'da görev yapan subayların 'meşrutiyeti ve anayasayı' yeniden canlandırmak için İttihat ve Terakki örgütü içinde birleşerek isyan çıkarmalarıyla sona erdi...

Padişah, isyanı bastıramayacağını anlayınca Meclis'in yeniden açılmasına ve anayasanın yeniden yürürlüğe konulmasına izin vermek zorunda kaldı, ama 31 Mart'ta ittihatçılara karşı yapılmaya çalışılan karşı darbenin sorumlusu olarak tahttan indirildi.

***

İttihatçılar da kısa zamanda 'İttihatçı ' ve 'İtilafçı' olarak ikiye bölündü...

1911 yılının son aylarında İttihat ve Terakki'ye karşı Hürriyet ve İtilaf Fırkası kuruldu. Erken seçimlere gidildi. Seçimi İttihatçılar kazandı, ama bu kez kendilerini 'Halaskar Zabitan' olarak adlandıran İtilafçı subaylar, seçimde hile yapıldığı' gerekçesiyle isyan çıkardı...

Bunun üzerine hükümet düştü ve Ahmed Muhtar Paşa başkanlığında bir 'geçici hükümet' kuruldu... O hükümet de dört ay sonra Halaskar Zabitan'ın baskıları sonucu çekilmek zorunda kaldı.

***

Hikaye burada da sona ermedi... 1912 yılında Balkan Savaşı patlak verip de Osmanlı orduları büyük bir yenilgiye uğrayınca Balkanlardaki Osmanlı toprakları terk edildi...

Bunun üzerine İttihat ve Terakkı örgütü mensubu bir grup subay başlarında Enver Bey (daha sonra Paşa) olmak üzere Hükümet merkezi olan Babıali'ye baskın yaptı. Baskın sırasında 'Halaskar Zabitan' grubunun lideri pozisyonundaki Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü. Kamil Paşa Hükümeti zorla istifa ettirildi. Yeni hükümetin başına '31 Mart isyanı'nı bastıran Mahmud Şevket Paşa getirildi...

Mahmud Şevket Paşa, İttihatçı olmamakla birlikte onların etkisi altında hareket ettiği için İtilafçıların düzenlediği bir suikasta kurban gitti... Suikastın ardından Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa'dan oluşan üç İttihatçı liderin oluşturduğu bir 'triyumvira' kuruldu... Birinci Dünya Savaşı patlak verince bu üçlü yönetim fiilen bir 'Enver Paşa diktatörlüğü'ne dönüştü. Böylece suikastler, darbeler ve komplolar eşliğinde anayasa bir kez daha rafa kaldırılmış oldu.

***

I. Dünya Savaşı sonucu Osmanlı devleti Almanya'nın yanında yer aldı. Almanya koalisyonu yenilgiye uğrayınca ülkenin stratejik bölgeleri işgal edildi...

Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu'da örgütlenen direniş, İstanbul'daki padişah tarafından kurulan hükümetin işgalcilerle işbirliği yapması karşısında bir alternatif yaratma zorunluluğu ile karşı karşıya kaldı... Bunun üzerine Sivas'ta toplanan kongrede bir 'Heyet-i Temsiliye' oluşturuldu...

Heyet-i Temsiliye'ye karşı bir alternatif olması için İstanbul'da yeniden açılan Meclis 20 Mart 1920'de İngilizler tarafından dağıtılınca, Ankara'da Mustafa Kemal Paşa'nın başında bulunduğu Heyet-i Temsiliye 'Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Dağılan Osmanlı İmparatorluğunun yerini alacak yeni devletin çekirdeği olan bu oluşum, meşru temelini oluşturacak yeni bir anayasa hazırlamak zorundaydı. Böylece 'üçüncü anayasa' olarak kabul edilebilecek olan 1921 Anayasası (diğer adıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) yine bir savaş ortamında hazırlandı ve yürürlüğe konuldu.

(Devam edecek)