Son yazımızda Milli Kurtuluş Savaşı'nın Türk ve Yunan orduları arasında cereyan eden bir dizi savaştan oluşmasının Yunan ordusunun arkasında o dönem dünyanın en güçlü emperyalist devleti olan İngiltere'nin yer aldığı gerçeğini ortadan kaldırmadığını...
İngiliz hükümetinin esas amacının, Osmanlı topraklarının paylaşılması ve sömürgeleştirilmesini öngören Sevr Anlaşması'nı uygulatmak olduğunu...
Yunanistan'ın da Sevr Anlaşması'na karşı Anadolu'da gelişen tepkileri bastırmakla görevlendirildiğini söylemiştik.
***
Başlangıçta Yunanistan'a Ege bölgesinde vaad edilen topraklar, yalnızca bu 'polisiye' görevin başarıyla yerine getirilmesi durumunda verilecek bir ödülden ibaretti...
Nitekim, 30 Ağustos zaferinden sonra gerek Mondros Mütarekesi görüşmelerinde, gerekse Lozan Barış Anlaşması görüşmelerinde karşımıza çıkan esas muhatap İngiltere ve Fransa'nın temsilcileriydi...
İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Lozan'da görüşmeler başladığında Sevr'den geride kalan ne varsa kurtarmaya çalışmış, bunun için de Türkiye'nin İngiltere'yi değil Yunanistan'ı yendiği iddiasını ortaya atmıştı... Ancak Türk heyetinin Baş Temsilcisi İsmet İnönü, bu iddiayı 'Mondros'u yendik, Sevr'i yendik, Üçlü Antlaşma'yı yendik. Bunların hepsinin arkasında siz vardınız; biz asıl sizi yendik!..' sözleriyle cevaplamıştı.
***
Sevr Anlaşması'nın içeriği de bu gerçeği açıkça göstermektedir...
30 Ağustos zaferiyle geçersiz kılınan bu anlaşmaya göre Yunanistan'ın payı, önce İtalya'ya vaad edilen ama daha sonra bu ülkenin Türkiye ile savaşma niyetinin olmadığı anlaşılınca ondan alınarak Yunanistan'a devredilen İzmir mıntıkası ile sınırlıydı... Nitekim, İtalya da kendisine atılan bu 'kazık' dolayısıyla öfkelenmiş ve Anadolu'dan tümüyle çekilme kararı almıştı... Üstelik, Anlaşmada, İzmir ve çevresinde yer alan Yunan etki alanı olarak belirlenen Ödemiş, Salihli, Akhisar gibi yerleşim yerlerini kapsayan bölge doğrudan Yunanistan'a verilmiş değildi. Bölge, resmen Türk hakimiyetinde görünecek, ancak idare yetkisi fiilen Yunanistan'ın elinde bulunacaktı. Burada yerel bir meclis oluşturulacak ve beş yıllık dönem sonunda bölgenin nihai statüsü bu meclisin vereceği kararla belirlenecekti. Hiç kuşkusuz o zaman da ipleri esas olarak İngiltere elinde tutacaktı...
Buna karşılık, aynı anlaşmada Irak ve Suriye toprakları doğrudan İngiltere ve Fransa arasında paylaşılıyor, Doğu Anadolu'da Ermenistan'a verilecek toprakların belirlenmesi yetkisi ABD Başkan'ı Wilson'a veriliyor, Boğazlar mıntıkasında asker bulundurma hakkı İtilaf Devletleri adına fiilen İngiltere ve Fransa'ya tanınıyordu.
***
Sevr Anlaşması'nın en önemli bölümlerinden biri olan 'Adli Kapitülasyonlar' bölümünde de Yunanistan'ın adı geçmiyordu...
Bu konuda, İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya temsilcilerinin oluşturacağı dört üyeli bir komisyon kuruluyor, bu komisyon kapitülasyonlardan yararlanacak devletleri belirliyor, 'tavsiye' kararları alabiliyor, Osmanlı Hükümeti de bu tavsiyelere uymakla yükümlü kılınıyordu...
Aynı anlaşmada, İngiltere'nin başkanlığında İtilaf Devletleri tarafından oluşturulacak askeri bir komisyonun Osmanlı devletinden geriye kalan bölgelerde silahlı kuvvetlerin yanı sıra polis, gümrük ve orman muhafızları gibi görevlilerin miktar ve oranını belirleme yetkisini elinde bulundurması öngörülüyordu.
***
İngiltere ve Fransa, kuşkusuz, bu anlaşmaya karşı Anadolu'da bir tepki ve direniş doğacağını biliyordu...
Ancak, Dünya Savaşında uğradığı yenilgiden sonra Osmanlı Devletinin tüm orduları teslim alınmış ve silahsızlandırılmış olduğu için bu direnişin Yunanistan tarafından bastırılabileceği düşünülüyordu...
Kısacası, Yunanistan, Sevr'in hayata geçirilmesinde bir 'sopa' işlevi görecek, ipler ise 'aslan payı'nı alacak olan İngiltere ve Fransa'nın elinde olacaktı...
***
Ne var ki, Yunanistan, 1917 yılında savaşa katıldığı andan itibaren 'pastadan' kendisine ayrılandan daha büyük bir pay kapma peşindeydi...
Özellikle Venizelos, bir kere Yunan ordusunun İzmir'e çıkması sağlanırsa, Türk direnişini bastırmak bahanesiyle işgal bölgesinin İç Anadolu'ya kadar genişletilebileceğini düşünüyordu...
Böylece Batı Anadolu tümüyle Yunanistan ordusu tarafından işgal edilmiş ve 'Megali İdea', (Büyük Yunanistan) hayali İngiltere'nin de desteğiyle gerçekleştirilmiş olacaktı!
(Devam edecek)