Kızılay’ın özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından kamuoyunda güven tartışmalarının odağına yerleştiğini belirten Kanko, yeni kanun teklifinin kurumun itibarını yeniden kazanmasına katkı sağlayacak şeffaflık ve denetim düzenlemelerini yeterince içermediğini ileri sürdü. Kanko, “Kızılay milletin vicdanıdır, dayanışmanın simgesidir. Ancak bugün milletin bağışlarıyla ayakta duran bu köklü kurumun nasıl yönetildiğini, kaynaklarının nereye harcandığını ve kime hangi ayrıcalıkların tanındığını sorgulamak zorunda kalıyoruz” dedi.
“YARDIM BEKLEYEN MİLLET, KIZILAY’A DUYDUĞU GÜVENİ KAYBETTİ”
6 Şubat depremlerinin Kızılay açısından ciddi bir güven sınavı olduğunu ifade eden Kanko, Kızılay’ın geçmişte vatandaşların güvenle bağış yaptığı kuruluşların başında geldiğini belirterek, deprem sürecinde yaşanan tartışmaların bu güveni zedelediğini savundu. Kanko, vatandaşların bağış yaparken ihtiyaç sahiplerine destek olmayı amaçladığını vurgulayarak, milletin dayanışma duygusunun ticari ayrıcalıkların gerekçesi hâline getirilmemesi gerektiğini söyledi.
“KIZILAY’A AYRICALIK VAR, DENETİM YOK!”
Kanun teklifinde Kızılay’a tanınması öngörülen yetkilerin kapsamını eleştiren Kanko, özellikle bazı Kızılay şirketlerinden ürün ve hizmetlerin ihalesiz temin edilmesine ilişkin düzenlemelerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.
Söz konusu düzenlemelerin yalnızca afet anlarını değil, afet öncesindeki hazırlık dönemini de kapsamasına tepki gösteren Kanko, hazırlık döneminin sınırlarının ve acil durum kriterlerinin nasıl belirleneceğinin açıkça ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.
Kamu alımlarında fiyatların uygunluğunun nasıl denetleneceğini ve oluşabilecek kamu zararından kimin sorumlu tutulacağını soran Kanko, “Kanuna ayrıcalıkları yazmışsınız ama hesap verme sorumluluğunu açıkça düzenlememişsiniz. Yetki veriyorsunuz, denetimin nasıl işleyeceğini söylemiyorsunuz” ifadelerini kullandı. Kanko, kamu parasının harcandığı her alanda şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin zorunlu olduğunu belirtti.
“KAMU MALLARI İKTİDARIN ŞAHSİ MÜLKÜ DEĞİLDİR”
Kamu kurumlarına ait makine, teçhizat ve çeşitli malzemelerin Kızılay’a bedelsiz devredilmesine ilişkin düzenlemeleri de eleştiren Kanko, kamu varlıklarının devrinde açık ve denetlenebilir kriterler bulunması gerektiğini söyledi. Bu varlıkların vatandaşların ödediği vergilerle alındığını hatırlatan Kanko, hangi malın hangi gerekçeyle, kimin kararıyla ve ne kadar süreyle devredileceğinin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Kanko, “Milletin parasını harcarken milletin denetiminden kaçamazsınız. Kamu kaynaklarını kullanmanın ilk şartı hesap verebilmektir” dedi.
SOSYAL YARDIM VERİLERİ İÇİN KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI UYARISI
Kanun teklifindeki sosyal yardım verilerinin paylaşılmasına ilişkin düzenlemelere de değinen Kanko, ihtiyaç sahibi vatandaşların kişisel bilgilerinin korunmasının önemine dikkat çekti. Sosyal yardım alan kişilerin ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin bilgilerin ticari veya siyasi amaçlarla kullanılmaması gerektiğini belirten Kanko, bu verilere erişimin hangi koşullarda sağlanacağı ve olası kötüye kullanımların nasıl önleneceği konusunda güvence istedi. Kanko, “Yoksulluk bir seçim malzemesi değildir! Vatandaşın çaresizliği üzerinden siyaset yapılmasına kapı aralanamaz” ifadelerini kullandı.
“GÖNÜLLÜ VERİLEN KANIN MALİYETİNİ KİM HESAPLIYOR?”
Bir hekim olarak kan bağışı ve sağlık hizmetlerine ilişkin düzenlemelerin de önemli olduğunu vurgulayan Kanko, kan bileşenlerinin bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden tahsil edilmesine yönelik düzenlemeler hakkında açıklama yapılmasını istedi. Gönüllü kan bağışının hastaya ulaşana kadar oluşan maliyetinin nasıl hesaplandığını sorgulayan Kanko, fiyatlandırma yönteminin ve kamu hastanelerine yansıyabilecek ek mali yükün açıklanması gerektiğini belirtti. Kamu hastanelerinin zaten mali sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Kanko, sağlık alanındaki düzenlemelerde ekonomik şeffaflığın yanı sıra toplumsal sorumluluğun da gözetilmesi gerektiğini söyledi.
“AFET ÇALIŞANLARININ HAKLARINI DESTEKLİYORUZ, AYRICALIKLARI DEĞİL”
Afetlerde görev yapan personele tazminat ödenmesine ilişkin düzenlemeyi olumlu değerlendirdiklerini belirten Kanko, çalışanların haklarının korunmasıyla kurumsal ayrıcalıkların birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Kızılay şube başkanlarının sosyal yardım vakıflarında görev almasına ilişkin düzenlemelerde olası çıkar çatışmalarının nasıl önleneceğinin de açıklığa kavuşturulmasını isteyen Kanko, sosyal yardımların kişisel inisiyatiflere değil, adil ve denetlenebilir kurallara dayanması gerektiğini ifade etti.
“KIZILAY’IN İTİBARINI KURTARMAK İSTİYORSANIZ ÖNCE HESAP VERİN”
Kızılay’ın toplumun güvenini yeniden kazanabilmesi için şirket hesaplarının, bağışların, harcamaların ve kamu alımlarının düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savunan Kanko, iktidara şeffaflık çağrısında bulundu. Kanko, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu kurumun itibarını yeniden güçlendirmek istiyorsanız önce şeffaflığı sağlayacaksınız. Kızılay şirketlerinin hesaplarını, toplanan bağışları, yapılan harcamaları ve kamu alımlarını düzenli olarak kamuoyuna açıklayacaksınız. Güven isteyen önce hesap verebilmeli, yetki isteyen önce sorumluluğunu kabul etmelidir.”





