Türkiye’nin ekonomik büyüme modelinde kritik bir kırılma noktasına gelindiğine dikkat çeken Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, sanayide yaşanan zayıflamanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir risk olduğunu vurguladı.

Bir ülkenin kaderinin yalnızca ne kadar ihracat yaptığıyla değil, ne ürettiğiyle belirlendiğini belirten Çınar, “Üretim kapasitesi ve üretimin niteliği, refahın ve dış dengenin temel belirleyicisidir. Bugün geldiğimiz noktada sanayideki gerileme, Türkiye’nin üretim gücünü kaybedip kaybetmediği sorusunu gündeme getirmektedir” dedi.

Dr. Hakan Çınar Görseli 075312040

“TÜRKİYE ÜRETİRKEN İTHALATA BAĞIMLI BÜYÜYOR”

Pandemi ve küresel krizler sonrası üretimin yeniden stratejik bir alan haline geldiğini ifade eden Çınar, Batı dünyasının tedarik güvenliği ve stratejik özerklik hedefleri doğrultusunda sanayiyi yeniden merkezine aldığını belirtti. Çınar, “Üretim artık sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve rekabetçilik meselesidir. Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkeler, sanayiyi korumak ve güçlendirmek için yeni politikalar geliştirmektedir” değerlendirmesi yaptı.

Türkiye’nin temel yapısal sorunlarından birinin üretimde dışa bağımlılık olduğunu ifade eden Çınar, özellikle ara malı ithalatının yüksekliğine dikkat çekerken, “Merkez Bankası verilerine göre ithalatın yaklaşık dörtte üçü ara mallarından oluşuyor. Bu tablo, üretim arttıkça ithalatın da arttığı ve dış dengenin bozulduğu bir yapıyı ortaya koyuyor. Yani Türkiye, daha fazla ürettikçe daha fazla dışa bağımlı hale geliyor. Bu durum, ‘çok çalışıp az kazanma’ riskini beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

YERLİ KATMA DEĞER ORANI ARTIRILMALI

Çınar, bu nedenle üretimin miktarından çok, yerli katma değer oranının artırılmasının kritik olduğunu vurguladı. Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme için üretim modelini yeniden kurgulaması gerektiğini belirten Çınar, çözümün yüksek katma değerli üretimden geçtiğini söyleyerek, “Bugün dünyada kazanan model; sadece üretmek değil, teknolojiyi geliştirmek, standartları belirlemek ve güçlü bir tedarik ekosistemi kurmaktır. Türkiye’nin ihtiyacı, düşük maliyetle üretmek değil, yüksek katma değerle üretmektir. İşte bu sebeple Türkiye’nin önünde iki seçenek bulunuyor. Ya düşük ve orta teknoloji ile rekabet etmeye devam ederek marjların giderek eridiği bir alanda kalacağız; ya da üretimi teknoloji, katma değer ve yerli girdi ekseninde yeniden tasarlayarak bir üst lige çıkacağız. Üretimden uzaklaşan bir ekonomi, sürdürülebilir refah üretemez. Türkiye’nin kalıcı çözümü üretimdir” dedi.

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU