İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesindeki Toplumsal Düşünce ve Araştırmalar Merkezi (TODAM), "Türkiye'de Uluslararası Öğrencilerin Eğitim ve Yaşam Deneyimleri" başlıklı araştırma raporunu yayımladı. Doç. Dr. Elyesa Koytak ve Enes Koru tarafından hazırlanan rapor, Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) iş birliğiyle 551 uluslararası öğrenciyle yapılan anket çalışmasına dayanıyor. Araştırma, öğrencilerin Türkiye'yi tercih nedenlerinden yaşam koşullarına, üniversite deneyimlerinden gelecek planlarına kadar geniş bir alanı kapsıyor.
TÜRKİYE'DE 198 ÜLKEDEN 337 BİN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ VAR: 10 YILDA 7 KAT ARTIŞ
YÖK'ün 2024-2025 verilerine göre Türkiye'deki uluslararası öğrenci sayısı 337 bin 119'a ulaştı. Bundan 10 yıl önce 70 bin olan bu sayı yaklaşık 7 kat arttı. 198 farklı ülkeden öğrencinin eğitim gördüğü Türkiye, dünyada en çok uluslararası öğrenciye sahip 8. ülke konumunda. Uluslararası öğrenciler, toplam yükseköğretim öğrencilerinin yüzde 7,7'sini oluşturuyor. Başka bir deyişle Türkiye'de her 13 üniversite öğrencisinden biri yabancı uyruklu. Suriye dışında en çok öğrenci Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve Kazakistan'dan geliyor.
ÖĞRENCİLERİN YARISI TÜRKİYE'Yİ DİNİ YAKINLIK, YARIYA YAKINI EĞİTİM KALİTESİ İÇİN TERCİH EDİYOR
Araştırmaya göre öğrencilerin Türkiye'yi tercih etmesinde iki temel neden öne çıkıyor: Katılımcıların yüzde 50,5'i dini yakınlığı, yüzde 46,6'sı eğitim kalitesini ana tercih nedeni olarak belirtiyor. Bu tablo, Türkiye'nin uluslararası öğrenciler nezdinde hem kültürel bir aidiyet alanı hem de akademik bir merkez olarak görüldüğünü gösteriyor. Tercih nedenleri bölgeye göre farklılaşıyor: Sahraaltı Afrika ve Güney Asya'dan gelen öğrenciler için Türkiye Bursları ve maddi destekler belirleyici olurken, Orta Asya ve Kafkasya kökenli öğrenciler kültürel yakınlığı en güçlü gerekçe olarak ifade ediyor.
HER 10 ÖĞRENCİDEN 6'SI EĞİTİMİNİ YARIDA BIRAKIP DÖNMEYİ DÜŞÜNDÜ
Raporun dikkat çekici bulgularından biri geriye dönme eğilimi. Öğrencilerin yüzde 61,5'i eğitimini yarıda bırakıp ülkesine dönmeyi düşündüğü anlar yaşadığını belirtiyor. Bu eğilim gerçekleşmiş bir eylemden çok öğrencilerin zihninde yer eden güçlü bir düşünceyi yansıtıyor. Geri dönmeyi düşünenlerin yüzde 56,1'i ana neden olarak ekonomik yetersizlikleri, yüzde 28,3'ü ikamet izin süreçlerindeki zorlukları gösteriyor. Ayrımcılık deneyimi ve barınma sorunları da bu eğilimi besleyen kritik faktörler arasında.
Mezuniyet sonrası planlar da benzer bir tabloya işaret ediyor. Öğrencilerin yaklaşık yüzde 30'u Türkiye'de lisansüstü eğitime devam etmeyi, yüzde 24,8'i çalışma hayatına girmeyi hedefliyor. Ancak eğitim veya çalışma amacıyla üçüncü bir ülkeye gitmeyi planlayanların oranı yüzde 62'ye ulaşıyor. Rapor bu durumu, Türkiye'nin uluslararası yetenekleri elde tutma noktasında küresel bir rekabetle karşı karşıya olduğu şeklinde yorumluyor.
ÇALIŞAN ULUSLARARASI ÖĞRENCİ AYDA YAKLAŞIK 13 BİN TL HARCIYOR, ÇALIŞMAYAN 9 BİN TL İLE GEÇİNİYOR
Öğrencilerin yüzde 5,1'i tam zamanlı, yüzde 27'si yarı zamanlı çalışıyor. Çalışan öğrencilerin barınma dışı aylık harcama ortalaması 12 bin 869 TL iken çalışmayanlarda bu tutar 9 bin 141 TL'de kalıyor. Burs alan ve almayan öğrenciler arasında anlamlı bir harcama farkı bulunmaması, bursların temel ihtiyaçları karşılayan bir araç işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.
Barınma, öğrencilerin en yoğun sorun yaşadığı alan. Öğrenciler barınma ihtiyacını büyük oranda piyasa koşullarında karşılıyor: En yaygın tercih yüzde 35,8 ile arkadaşlarla kiralık evde kalmak, bunu yüzde 32,3 ile özel yurtlar izliyor. Devlet yurtlarında kalan öğrencilerin oranı yalnızca yüzde 13,4.
DİL VE SOYDAŞLIK BAĞI FARK YARATIYOR: ORTA ASYA KÖKENLİ ÖĞRENCİLER AYRIMCILIĞI EN AZ YAŞAYAN GRUP
Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 59,6'sı Türkiye'de yaşadığı süre boyunca ayrımcılığa maruz kaldığını ifade ediyor. Ayrımcılık türleri arasında göçmen karşıtlığı ilk sırada yer alıyor. Ancak bu deneyim bölgeye göre belirgin şekilde farklılaşıyor: Ortadoğu kökenli öğrenciler ayrımcılığı en yoğun hisseden grup iken, Orta Asya ve Kafkasya kökenli öğrenciler dil ve soydaşlık bağı sayesinde bu durumu en az yaşayan kesim. Aynı grup, genel sorun ortalamasında da en düşük puana sahip.



