Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden opera sanatçısı ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin geçmiş dönem müdür ve sanat yönetmeni bariton, akademisyen Prof. Dr. Mesut İktu için saat 10.30'da AKM Türk Telekom Salonu'nda veda töreni düzenlendi. Törene İktu'nun ailesinin yanı sıra, arkadaşları, öğrencileri ve sevenleri katıldı. İktu'nun cenazesi Üsküdar Şakirin Camii'nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından toprağa verilmek üzere Ihlamurkuyu Mezarlığı'na götürüldü.

‘BİNLERCE KEZ BU SAHNEDE ALKIŞLADIKTAN SONRA BURADA UĞURLAMAK ÇOK ZOR'

Törende bir konuşma yapan kızı Nazlı İktu, "Babam, meslektaşım, öğretmenim her şeyim. Onu binlerce kez bu sahnede alkışladıktan sonra burada uğurlamak benim için çok zor. Konuşmak da çok zor. Senin kızın olmaktan çok gurur duyuyorum. Gurur duymaya devam edeceğim. Sana layık olacağım babacığım. Herkese teşekkür ederim" dedi.

'BOĞAZIMIZ DÜĞÜMLENİYOR'

İDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Caner Akgün ise, "Söyleyecek çok şey var, anlatacak çok şey var ama böyle zamanlarda duygularımızı ifade etmek çok zor; boğazımız düğümleniyor. Sadece şunu söylemek istiyorum. Affınıza sığınıyorum çünkü konuşurken kendimi kontrol etmeye çalışıyorum. Hocayı tanıdığım 18 yaşımdaki o çocuk halimden beri onun bize verdiği her şeyin karşılığı yok, tarifi yok. Bu mesleğe olan aşkı, disiplini, her şeyi, hayata bakışı. O yüzden kendisi eğer bizi şu an duyuyorsa, 'Hocam verdiğin her şey için çok teşekkür ediyorum'. Allah hepinize sabır versin, özellikle Tülin Hocam, Tülin annem ve Nazlı kardeşime. Hepimizin başı sağ olsun" ifadelerini kullandı.

'BU BİR SON YOLCULUK DEĞİL SONSUZLUĞA YOLCULUK'

AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı ise konuşmasında, "Böyle bir sanatçıyı uğurlarken onun biyografisinden çok hayattaki duruşunu, elde ettiği başarılardan daha çok, değerler mirasını konuşmak gerekiyor. Bugün burada böyle büyük bir ustayı uğurluyoruz ama şunu ifade etmek istiyorum ki onun bıraktığı izler, yetiştirmiş olduğu öğrenciler, yıllar boyunca onun adının yaşamasına vesile olacaklar. Mesut İktu, sadece sanatçı olarak değil yönetici olarak da Türk operasına çok önemli hizmetlerde katkılarda bulundu. Burada da daha önce de eğitmen olarak görev aldığı bu çatı altında, orayı tepeden yöneterek Türk operasına birçok sanatçının katılmasına vesile oldu. Onlar bir zamanlar Atatürk Kültür Merkezi sahnesinde Türk operası bayrağını göndere çekerken, işte bugün aramızda bulunan genç sanatçılara şimdi o sahneyi teslim ettiler ve onlara emanet ettiler. Belki bugün son yolculuğuna uğurluyoruz ama bu bir son yolculuk değil, sonsuzluğa doğru bir yolculuk. Orada bize onun sesleri yankılanacak gelecek" dedi.

'ADI YAŞATILMALI'

Buharalı, "Hayat verdiği rolleri çok derinlemesine araştırdı. Burada seyirciye o sesler yankılanırken aslında onun içerisinde bir emek, bir disiplin, bir tevazu, bir sanatsal duruş vardı. Çok kıymetli bir sanatçı, çok değerli bir insan, çok değerli bir büyüğümüz. Bugün belki aramızdan ayrılıyor ama bu sahnede ve sanatçı dostları tarafından onun adı yaşatılmaya devam edecek. Buradan ne kadar konuşursak konuşalım, kendisi hakkında ne kadar cümleler kurarsak kuralım; hiçbir şekilde bu tamamlanmayacaktır. Bununla ilgili de muhakkak ki kendisinin yapmış olduğu çalışmalar, Türk opera tarihine bıraktığı mirasın gelecek kuşaklar tarafından da takip edilmesi ve bilinmesi adına muhakkak ki bir kitabın yazılması gerekiyor. Bununla ilgili de ben bu görevi üzerime alıyorum. Onun adının yaşatılması sadece kitapta değil sahnelerdeki çalışmalarda, öğrencilerinin de sorumlulukları arasında olmalı; onun adı yaşatılmalı" diye konuştu.

Kaynak: DHA