Bir önceki yazımızda Tarım Orman Şurası Sonuç Bildirgesinde Tarım sektörü mensuplarının yıllardır dile getirdiği bazı taleplerin önemli bir bölümünün yer aldığını söylemiş...

Ve 'tarım sektörünü uluslararası piyasalara açmak için 'sıfır gümrüklü ithalat' başta olmak üzere pek çok kararın arka arkaya alındığı koşullarda bunun nasıl gerçekleştirileceği konusu merak uyandırdı' demiştik...

Merakımızı gidermek için bu sorunun cevabını Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş'a sorduk ...

Demirtaş, sorumuzu şöyle cevapladı:

'Tarım sektöründe çalışan teknik elemanların önemli bir bölümünün temsilcisi olarak bizler de Şura'da alınan kararları genelde olumlu buluyor ve bunların hayata geçirilmesini bekliyoruz.

'Ancak bu arada ülkemizde bu politikalara karşı çıkan güçlü bir lobi bulunduğunu ve bu lobinin yakın geçmişte tarım politikalarının belirlenmesinde etkili olduğunu da belirtmemiz gerekiyor. Bu nedenle zaman zaman tarım sektörünün yukarıda belirtilen ilkeler temelinde geliştirilmesini öngören adımlar ve projeler kağıt üzerinde kalabiliyor. Nitekim, 2004 yılında yapılan 2.Tarım Şurası sonuç bildirgesinde yer alan 36 maddenin önemli bir bölümü hayata geçirilememiştir.

'Bunun daha yakın tarihli bir örneği Sayın Binali Yıldırım'ın Başbakanlığı döneminde açıklanan Milli Tarım Projesi'dir. Projede, 19 stratejik ürünün belirlendiği ve başta buğday olmak üzere bu ürünlerin desteklenerek üretimlerinin artışının sağlanacağı sözü verilmişti. Ancak uygulamada, desteklerin Tarım Yasasının öngördüğü düzeyin altında kalması sonucu bu öngörü gerçekleşmedi. Azalan rekolte sıfır gümrüklü ithalatla karşılandığı için yerli üretici haksız rekabet karşısında üretimden çekildi. Bunun sonucunda 2005 Yılında 9 milyon hektar olan buğday ekim alanları 2009 yılında 8 milyon hektara, 2012 yılında 7,5 milyon hektara, 2018 yılında ise 7,6 milyon hektara kadar indi. Buğday ithalatı arttıysa da düşük üretim nedeniyle bu yıl buğday fiyatlarında spekülatif artışlar yaşandı.

'Aynı projede çiftçinin kullandığı mazotun bedelinin yarısının devlet tarafından karşılanacağı sözü verilmişti; bu vaad de hayata geçirilemedi, aksine mazot zamları nedeniyle mazot fiyatı en çok artan girdilerden biri oldu.

'Sonunda 'Milli Tarım Projesi'nin kendisi de bir süre sonra rafa kaldırıldı ve 'Tarımda Milli Birlik Projesi' adı altında yeni bir proje ortaya atıldı. Tarım sektörünü küresel güçlerin ve büyük şirketlerin denetimine vermeyi amaçlayan bu proje tarım sektörünün her kesiminden gelen büyük tepkiler sonucu bu yılın nisan ayında geri çekildi.

'Tarım Orman Şurası'nın çalışmaları sürerken tarım kesimi olarak bizlerin en büyük endişesi, Şura'nın Tarımda Milli Birlik Projesi'nin uygulama zemini olarak kullanılmasıydı. Şura ön çalışmaları ve Şura sırasında katılımcı kuruluşlar bu konudaki endişelerini sürekli dile getirdikleri için bu proje Şura'da gündeme getirilmedi. Ancak Şura Sonuç Bildirgesi'nin yoruma açık bazı maddelerinin leride bu yönde yeni bir girişimi meşrulaştırmak amacıyla kullanılabileceği kaygısı tarım sektöründe çalışan üretici ve teknik elemanlar arasında halen devam etmektedir.'

TZD Genel Başkanı Demirtaş, Şura'da açıklanan Sonuç Bildirgesi'ni değerlendirirken, 'Üreticiden sanayiciye, sivil toplum örgütlerinden bakanlık bürokrasisine kadar hemen herkes tarafından karşı çıkılan bu modelin uygulanamayacağının bir garantisi olarak görmek istiyor ve bu bakış açısıyla destekliyoruz' ifadesini kullandı.

***

TZD Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş'a sorduğumuz bir diğer soru da Tarım ve Orman Şurası'nın Sonuç Bildirgesinde mevcut uygulamaların tersine yaklaşım içeren yer alan bazı maddelerin nasıl olup da yer aldığıydı...

Demirtaş, bu sorumuzu da şöyle yanıtladı:

'Tarım sektörünün tüm dünyada küresel güçlerin denetimine girdiği ve ülkemizde de bu sonucu doğuracak uygulamaların yaygınlaştığı koşullarda Tarım Orman Şurası'nın Sonuç Bildirgesi'nde tarım sektörünün beklentilerine uygun maddelerin yer alması, Şura'nın hazırlık ve gerçekleştirme aşamasının geniş bir katılımla yapılmasıyla yakından ilişkilidir. Katılım sürecinin yoğunluğu, sektörün taleplerinin kongre çalışmalarına ve Sonuç Bildirgesi'ne yansıması sonucunu doğurmuştur. Olması gereken de budur.'