Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında Samsun’daki Onur Anıtı önünde açıklamalarda bulundu.
Özdağ, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk İstiklal Harbi'ni başlatmak üzere ilk adımı attığı, şanlı bir mücadelenin başlangıcının gerçekleştiği şehirde, onun bize bıraktığı emaneti, onun Türk gençliğine bıraktığı emaneti kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi bir kere daha haykırmak için buradayız. Bugün Samsun'da, Türk gençliğinin kurulduğu günden beri arkasında olan, yanında olan, hatta Zafer Partisi'ni kucaklamış, omuzlamış, harçlıklarından yapmış olduğu bağışlarla partiyi ayakta tutmuş olan Türk gençliğine Zafer Partisi'nin bundan sonraki süreçte takdim etmek istediği politikaları bugün burada Samsun'da açıklayacağız. Yani Zafer Partisi'nin gençlik programını yapacağımız toplantıyla hem sevgili Türk gençliğiyle hem de bütün Türk kamuoyuyla paylaşacağız. Ve bu açıklanacak program, Zafer Partisi'nin Türk gençliği tarafından neden kucaklandığını ve bundan sonra neden daha güçlü bir şekilde kucaklanacağını da ve destekleneceğini de gösterecek." ifadelerini kullandı.
Samsun'a gelirken tabii yolda birkaç gün önce ağır bir sel felaketiyle karşılaşmış olan Havza'ya uğradık ve selde malını mülkünü yitiren ya da ağır tahribata uğrayan esnafı ziyaret ettik, dertlerini dinlediklerini ifade eden Özdağ, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Onlara tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ama metanetli, sabırlı, dirayetli tavırlarından dolayı da tebrik ediyorum. Hepsi el ele vererek dükkanlarını, hayatlarını düzene koyma mücadelesine hemen başlamışlar ve kısa zaman içerisinde bir mesafe kaydetmişler. Ancak Ankara'dan yapılan 50 milyon TL civarındaki yardımın yetersiz olduğu çok açık. 400'den fazla dükkan bu selden ağır şekilde etkilenmiş. Selin meydana gelmesi vatandaşın değil yerel yönetimin bir hatası çok net gözüküyor. Ve bu hatanın bedelini vatandaş ödememeli. Zaten ödeyeceği kadar ödedi ve yapılan yardımın yetersizliği ortada. Gerçekleştirdiğimiz temaslardan anladığımız husus şu ki yapılan yardımın en az 8 katının yapılması gerekiyor ki işler yolunda biraz girsin. Eğer mecliste afet durumu kabul edilseydi bölge için iyi olurdu. Ancak iktidarın oylarıyla reddedilmiş, iktidarın bunu neden reddettiğini anlamak da mümkün değil. O ret oyunu veren milletvekillerinden birisinin evine bu havzada gerçekleşen felaketin onda biri gerçekleşse ayağa kalkar, evim afet yeri haline geldi diye bağırır ama mesele başkasının, vatandaşın uğradığı afet olunca demek ki çok kolaylıkla sarf-ı nazar edip görmemezlikten gelebiliyorlar.”

"DEMEK Kİ BÖLÜCÜLERE VERİLEN TAVİZLERİN, BÖLÜCÜLERE GÖSTERİLEN SÖZDE İYİ NİYETLERİN HİÇBİR FAYDASI YOK"
Özdağ, “Ahmet Türk, bu açıklamayı yapmadan önce ne içti merak ediyorum. Türkiye coğrafyası üzerinde bir santimetre kare bile kürdistan vesaireistan yoktur. Birinci Cihan Harbi'nden sonra Türk milletinin zayıf düşmesinden istifade eden emperyalistler, Anadolu'dan Türk mi lletini tasfiye etmek ve yok etmek amacıyla saldırdıkları zaman ve Anadolu coğrafyası üzerine bu tür ‘istanlar’ çizmeye kalktıklarında sonucun ne olduğunu Ahmet Türk ve benzerlerine hatırlatmak isterim. Ona Ahmet Ağa deyip sırtını sıvazlayan milliyetçilere de hatırlatmak isterim. Demek ki bölücülere verilen tavizlerin, bölücülere gösterilen sözde iyi niyetlerin hiçbir faydası yok. Bölücüyle Mustafa Kemal Atatürk'ün konuştuğu gibi konuşmak lazım. Onun davrandığı gibi davranmak lazım. Yani bölücüyle, vatan hainiyle, Türk toprakları üzerinde kürdistan hayalleri görenlerle bizim tavrımız Atatürk çizgisinde bir tavırdır. Atatürk bunu Tunceli'de nasıl yaptıysa, nasıl hallettiyse, Şeyh Said’de nasıl hallettiyse, 1984'ten sonra PKK terör örgütü nasıl ezildiyse Türk güvenlik güçleri tarafından Öcalan nasıl yakalanıp ensesinden tutulup İmralı'da hapse atıldıysa, hendek teröründe nasıl teröristlerin can okunduysa, yapılması gereken bu sefer sonuç alıcı ve bitirici şekilde terörle mücadeledir, terörle müzakere değil.” dedi.
Özdağ,“Devlet Bahçeli’nin Türkgün Gazetesi’ne yaptığ açıklama hakkında neler söyleyeceksiniz?” sorusuna ise, “Okudum ve çok tehlikeli bir açıklama olarak görüyorum. Hele daha önce Kuzey İrlanda'da da İngiliz Devleti ile IRA arasında yapılmış görüşmelere atıfta bulunması, mask görüşmelerine atıfta bulunması, meseleyi uluslararasılaştıracak bir zemine çekecek şekilde önünü açması, Abdullah Öcalan'a önce umut hakkı demişti, Meclis’e gelip konuşmasını istemişti. Şimdi koordinatörlük vermeye çalışması. Bunlar kabul edilebilir şeyler değildir. Türk milletinin vicdanında ağır yaralara neden olmaktadır. Türk milleti ağır tepki vermektedir. Özetle ne Abdullah Öcalan o hapishaneden çıkabilir, statüs ü de bellidir, idam cezasına çarptırılmış bir mahkum.” şeklinde cevap verdi.



