Ankara’nın sanayi ve teknoloji üssü OSTİM, yerli mühendislik alanındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. OSTİM’de faaliyet gösteren Emse Mühendislik A.Ş.’nin grup şirketi Quavis GmbH, dünya havacılık sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Global Havacılık Konferansı’nda uluslararası inovasyon ödülüne layık görüldü.
29-30 Eylül 2026 tarihlerinde Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleştirilen konferans, farklı ülkelerden havalimanı işletmecileri, havayolu şirketleri ve havacılık otoritelerinin 700’ü aşkın üst düzey temsilcisini bir araya getirdi. Sivil havacılığın geleceğinin, teknolojik dönüşümün ve yolcu deneyimini geliştirecek yenilikçi çözümlerin ele alındığı organizasyonda Quavis, geliştirdiği yerli yolcu otomasyon sistemleriyle dikkatleri üzerine çekti.
Dünya devleriyle yarıştı, ödülle döndü
Konferansta Hybrid Check-In Kiosk ve Self Bag Drop sistemlerini tanıtan Quavis, donanım ve yazılımı tek bir platformda buluşturan entegre teknolojisiyle uluslararası katılımcılardan büyük ilgi gördü.
Sektör profesyonelleri ve katılımcıların oylarıyla gerçekleştirilen değerlendirmede Quavis, Yolcu Deneyimi Çözümleri kategorisinde Türk Hava Yolları ve Qatar Airways gibi dünya çapında markalarla birlikte finale kaldı. Değerlendirme sonucunda Yolcu Deneyimi İnovasyon Ödülü’nün sahibi Quavis oldu.
Bu başarı, yalnızca şirketin değil, OSTİM’de gelişen yerli mühendislik ve teknoloji üretim kapasitesinin uluslararası alandaki önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
İthal teknolojinin yerini Türk mühendisliği aldı
Ödüle layık görülen Hybrid Kiosk sistemi, havalimanlarında yolcuların işlemlerini hızlı, güvenli ve kolay biçimde gerçekleştirmelerini sağlıyor. Self-servis yolcu kimlik algılama, check-in, yüz tanıma, bagaj ağırlığı ölçümü, ek hizmet ve koltuk satışı, ücret tahsilatı gibi birçok işlemi tek cihazda birleştiren sistem, yapay zekâ destekli asistanıyla farklı dillerde yolcu desteği de sunuyor.
Böylece yolcular, geleneksel kontuar işlemlerine ihtiyaç duymadan biniş öncesi süreçlerini dakikalar içerisinde tamamlayabiliyor.
Yıllardır büyük ölçüde ithal ürünlerle karşılanan self-servis yolcu otomasyon sistemlerinin yerli imkânlarla geliştirilmesi, Türkiye'nin havacılık teknolojilerindeki dışa bağımlılığını azaltması açısından da önem taşıyor.
Türk mühendisliğinin başarısı uluslararası sahnede
Quavis GmbH Genel Müdürü Ceren Oğuz, kazanılan ödülün şirketler grubunun on yılı aşkın süredir sürdürdüğü Ar-Ge, üretim ve yazılım geliştirme çalışmalarının önemli bir sonucu olduğunu belirtti.
Oğuz, Türk mühendislerinin geliştirdiği yerli ve özgün çözümlerle daha önce ithal edilen teknolojileri Türkiye'de üretmenin gururunu yaşadıklarını ifade ederek şunları söyledi:
“On yılı aşkın bir süredir bu alanda Ar-Ge çalışmaları yürüten, üretim ve yazılım geliştiren şirketler grubumuz için bu uluslararası ödül, gösterdiğimiz kararlı emeğin ve mühendislik gücümüzün somut bir nişanesi olmuştur. Daha önce tamamı ithal ürünlerden oluşan self-servis yolcu otomasyon sistemlerini, Türk mühendislerinin yerli ve özgün çözümleriyle üreterek dışa bağımlılığı azaltmanın haklı gururunu yaşıyoruz.”
Oğuz, geliştirilen ürünlerin Türkiye'deki büyük havayolu şirketleri ve havacılık otoriteleri tarafından etkin biçimde kullanıldığını belirterek Türk Hava Yolları, Pegasus, SunExpress, AJet, Corendon Airlines, İGA, TAV ve Fraport'u örnek gösterdi.
OSTİM’den küresel pazara uzanan teknoloji yolculuğu
1985 yılından bu yana Ankara'daki tesislerinde faaliyet gösteren Emse Mühendislik A.Ş., mühendislik, üretim ve Ar-Ge alanlarındaki çalışmalarını uluslararası pazarlara taşıyor. Şirketin yazılım, teknik destek ve uluslararası pazarlama faaliyetlerini yürüten Quavis GmbH ise Almanya'nın Frankfurt kentinde tamamen Türk ortaklarla kuruldu.
OSTİM'de başlayan mühendislik birikiminin Avrupa'da uluslararası bir ödülle taçlanması, Türkiye'nin yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç edebilen sanayi ülkesi olma hedefi açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
Quavis'in Frankfurt'ta elde ettiği bu başarı, yerli üretimin, nitelikli mühendisliğin ve uzun soluklu Ar-Ge yatırımlarının küresel rekabette söz sahibi olabileceğini bir kez daha gösterdi.



