“Adil Geçişe İlişkin İşçi ve İşveren Perspektifleri ve Öncelikleri: Türkiye ve Küresel Perspektifler” başlıklı toplantı, 23 Ekim 2026’da Ankara’da düzenlendi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu temsilcilerinin yanı sıra, Türk-İş Başkanı Ergun Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ve TİSK Endüstri İlişkileri ve Projeler Koordinatörü Özgecan Zengin’in de katılımıyla bir panel düzenlendi.

Toplantı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Sivil Toplum, Temel Haklar, Yargı ve İç İşleri Bölüm Başkanı Jean Barbé ile ILO Türkiye Ofisi Direktörü Yasser Hassan’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından Ankara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Dr. Nuray Şahin, sosyal tarafların ve sivil toplum kuruluşlarının adil geçişe ilişkin perspektiflerini sundu. İşçi ve işveren perspektiflerinin Türkiye ve küresel ölçekte değerlendirildiği panelin ana konuşmacısı Birleşmiş Milletler Mukim Koordinatörü Babatunde A. Ahonsi oldu.

ATALAY: “İKLİM KRİZİNİN BEDELİNİ İŞÇİLER ÖDEMEMELİ”

Panelde TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergun Atalay, iklim değişikliğinin dünyanın karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olduğunu belirtti. Atalay, iklim krizinin ortaya çıkmasında tarihsel olarak daha fazla sorumluluğu bulunan sanayileşmiş ülkelerin, çözümün finansmanında da daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Yeşil dönüşümün maliyetinin çalışanlara yüklenmemesi gerektiğini ifade eden Atalay, iklim değişikliğiyle mücadele edilirken istihdamın, ücretlerin, sosyal güvenliğin ve kazanılmış hakların korunmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Atalay, özellikle enerji, madencilik, sanayi ve ulaştırma gibi sektörlerde yaşanacak dönüşümün çalışanlar üzerindeki etkilerinin önceden belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalan çalışanlara gelir güvencesi sağlanmasının ve yeni istihdam olanakları oluşturulmasının önemini dile getirdi. Adil geçişin ancak güçlü bir sosyal diyalogla mümkün olabileceğini vurgulayan Atalay, çalışanların geleceğini ilgilendiren kararların sendikaların katılımıyla alınması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 sürecine de değinen Atalay, Türk-İş’in İşçi Sendikaları Elçisi olarak çalışanların taleplerini uluslararası gündeme taşımaya devam edeceğini ifade etti.

ARSLAN: “DİYALOG MEKANİZMALARINI ÇÖZÜM ÜRETECEK ŞEKİLDE İŞLETMELİYİZ”

“Adil Geçişe İlişkin İşçi ve İşveren Perspektifleri ve Öncelikleri: Türkiye ve Küresel Perspektifler” panelinde Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan ise; yeşil ve dijital dönüşümün yalnızca çevresel ve ekonomik etkileriyle ele alınmaması gerektiğini vurguladı. Arslan, bu süreçlerin yeni istihdam alanları oluşturma potansiyelinin yanı sıra çalışanların meslekleri, becerileri ve iş güvenceleri üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin adil geçiş stratejisi hazırlanırken bu değişimlerin çalışanlar açısından doğuracağı sonuçların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini kaydeden Arslan, Türkiye’de çalışma meclisi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Üçlü Danışma Kurulu ve toplu sözleşmeler gibi sosyal diyalog mekanizmalarının bulunduğunu hatırlattı. Bu yapıların daha etkin işletilmesi gerektiğine dikkat çeken Arslan, mevcut mekanizmaların varlığının tek başına yeterli olmadığını da belirterek, bunların çalışma hayatındaki sorunlara çözüm üreten ve tarafların ortak kararlar geliştirmesini sağlayan yapılar hâline getirilmesi gerektiğini ifade etti.

“ADİL GEÇİŞİN MALİYETİ İŞÇİLERİN ÜZERİNE YÜKLENMEMELİ”

Adil geçiş sürecinde çalışanların yeni mesleklere ve değişen üretim koşullarına uyum sağlayabilmesi için eğitim, beceri geliştirme ve mesleki yeterlilik çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini belirten Arslan, bu sürecin maliyetinin yalnızca işçilerin üzerine bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan adil geçiş sürecinde çalışanların mesleki eğitim, beceri geliştirme ve yeni istihdam alanlarına uyum ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla yararlanılabileceğini belirten Arslan, yeşil ve dijital dönüşümün getirdiği maliyetlerin işçiler, işverenler ve kamu arasında adil biçimde paylaşılmasının önemini vurguladı.

DİSK: İŞÇİNİN HAKLARINI KORUMUYORSA ADİL GEÇİŞİN ANLAMI YOK

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün ise küresel sendikal hakların mesajının açık olduğunu belirterek, adil geçişin niyetlerle de sonuçlarla ölçülebileceğini dile getirdi. Görgün adil geçiş ile birlikte telifli sendikal işlerin yaratılması, iş ve gelir güvencesinin sağlanması, toplu pazarlık geçişin genel araçlardan biri olması, sosyal konuların yer almışı ve işçi sağlığı ve güvenliğinin güvence altına alınması gerektiğini kaydetti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının hazırlıkları devam eden ulusal adil geçiş strateji taslağını kendileri ile paylaştığını belirterek, “Taslakta beceri geliştirme, sosyal koruma, işçi sağlığı ve iş güvenliği, toplumsal cinsiyet ve sosyal taraftarın katılımı gibi önemli başlıkların yer alması çok değerli buluyoruz. Ancak temel itirazımız şudur: İşçi için hak yaratmayan bir strateji asla yeterli değildir. İş ve gelir güvencesi bağlayıcı değilse, dönüşüm nedeniyle işten çıkarmayı önleyen açık hükümler yoksa, sendikalaşmanın önündeki engel devam ediyorsa, toplu pazarlığın kapsamı genişlemiyorsa, grev hakkı güvece altında değilse ve sendikalar karar mekanizmalarında gerçek yetkiye sahip değilse adil geçiş kavramını bir metne yazmak tek başına bir sonuç yaratmaz” değerlendirmesi yaptı.

TİSK: İKİZ DÖNÜŞÜM 172 MİLYON İŞ YARATACAK

TİSK koordinatörü Özgecan Zengin ise büyüme ve verimlilik gibi hususların işletmelere yansıdığını ancak işçilere yansımayabildiğine vurgu yaparak, “Bunun işçileri yansıması çok kıymetli. Bu da nasıl olabilir. Adil geçiş sürecinde bunların işçileri yansıması çok kıymetli. Bu ikiz dönüşümün bazı meslekleri ortadan kaldıracak ama yeni meslekler de ortaya çıkacak. Ama kaldıracakları mesleklerde çalışanların ciddi bir biçimde beceri dönüşümü eğitimi görmesi gerekiyor. O yüzden de bu beceri verilmiş eğitimlerde de aslında ILO kurumsal iş birlikleri, sosyal diyalog ve sosyal tarafların işin içerisinde olduğu bir işbirliği mekanizmasıyla çözülebileceğini açıkçası öngörüyoruz. Çünkü bunu bir fırsat olarak da görüyoruz. Sadece ortadan kaldıracaklar açısından bakmamak lazım. Yeni işler de ortaya çıkacak. Dünya Ekonomik Formuna göre 2030 yılına kadar 170 milyon yeni iş doğacak ve 92 milyon iş ortadan kalkacak. Bakın doğacak iş sayısı kalkacak iş sayısından daha fazla. O yüzden bu doğacak işlere yönelik istihdamda geri kalma riski olanlara yönlendirilmesi gerekiyor” dedi.

ULUSLARARASI POLİTİKALAR TÜRKİYE İÇİN YOL GÖSTERİCİ OLACAK

Adil geçiş, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında enerji ve sanayi sistemlerinin dönüşümünü gerçekleştirirken çalışanların, işverenlerin ve yerel toplulukların hak ve ihtiyaçlarının gözetilmesini amaçlıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yaklaşımı ve Birleşmiş Milletler iklim süreçlerinde kabul edilen kararlar, iklim politikalarının istihdam ve sosyal koruma önlemleriyle birlikte yürütülmesinin önemini ortaya koyuyor.

Avrupa Birliği de 2050 yılına kadar iklim nötrlüğüne ulaşma hedefi doğrultusunda Adil Geçiş Mekanizması ve Fonu, Sosyal İklim Fonu ve istihdam odaklı girişimlerle yeşil dönüşümün sosyal ve ekonomik etkilerini ele alıyor. Temiz Sanayi Mutabakatı başta olmak üzere AB politikaları, karbonsuzlaşma, sanayinin rekabet gücü ve nitelikli istihdam hedeflerini birlikte değerlendiriyor.

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU