Avrupa genelindeki sahaflar, yapay zeka şirketlerinin özellikle az bulunan ve çoğu zaman nadir eser niteliğindeki kitapları toplu halde satın aldığını ve bu kitapları taradıktan sonra imha ettiğini öne sürüyor.
Sektörde dile getirilen iddialara göre, bu kitaplar yapay zeka modellerinin eğitiminde kullanılmak üzere dijital ortama aktarılıyor ve tarama işleminin ardından cilt ve sırt kısımları birbirinden ayrılarak parçalanıyor.
Yapay zeka şirketi Anthropic'in, "Project Panama" adıyla 2024'te gizlice başlattığı proje, söz konusu iddiaları alevlendirdi.
Şirkete açılan telif hakkı davasında ocakta mahkemeye sunulan ve kamuoyuna açıklanan şirket içi belgede projenin ayrıntıları ortaya çıktı. Buna göre belgede, "Project Panama, dünyadaki tüm kitapları fiziksel olarak parçalayarak tarama girişimimizdir. Bu proje üzerinde çalıştığımızın bilinmesini istemiyoruz." ifadeleri yer aldı.
Mahkemeye sunulan delillere göre Anthropic, yaklaşık bir yıl içinde milyonlarca kitabı satın almak için on milyonlarca dolar harcadı. Kitapların ciltleri kesilerek sayfaları tek tek tarandı ve elde edilen dijital içerik, şirkete ait sohbet botu Claude da dahil olmak üzere, yapay zeka modellerinin eğitilmesinde kullanıldı.
Anthropic'e açılan dava birçok yazar, sanatçı, fotoğrafçı ve medya kuruluşunun teknoloji devlerine karşı verdiği hukuki mücadelenin yalnızca bir tanesi. Deliller, insanlığın ürettiği bilgi ve eserlerin makinelerin beslenmesine "kurban edildiğini" gözler önüne seriyor. Dil modellerinin eğitiminde basılı kitapları ham veri olarak kullanan şirketler, nadir eserlerin fiziksel mirasını tehlikeye atıyor.
"Büyük şaşkınlık yaşadım"
Özellikle Avrupa basınında son dönemlerde çıkan iddialara göre yapay zeka şirketleri, ticari değerini büyük ölçüde yitirmiş, ancak yapay zeka modellerinin eğitimi için veri kaynağı olabilecek yüz binlerce kurgu dışı eseri toplamak için sahaflara başvuruyor.
Hollanda'da 40 yıldır sahaf dükkanı işleten Pieter de Vries, yaşadığı benzer bir tecrübeyi AA muhabirine anlattı.
Singapur merkezli yapay zeka firması "2077AI"dan kendisini "Nataly" olarak tanıtan bir kişiden e-posta aracılığıyla çok büyük bir sipariş listesi aldığını belirten de Vries, listede yer alan ISBN numaralarına sahip kitapların elinde olup olmadığının sorulduğunu, bunun bir spam mesajı sandığını ve e-postayı sildiğini kaydetti.
Yaklaşık 40 yıldır sahaflık yapan de Vries, yalnızca çok eski ve nadir kitaplarla ilgilendiğini ve dolayısıyla bu talebi ciddiye almadığını, ISBN sisteminin 1970'lerden bu yana kullanıldığını anımsattı.
De Vries, Alman basınında söz konusu iddialarla ilgili haber okuyan bir gazeteci tarafından aranmasının ardından bazı Hollandalı meslektaşlarına benzer bir e-posta alıp almadıklarını sorduğunu söyledi.
Bazılarının benzer bir e-posta aldıklarını aktaran de Vries, "(Onlar da) Benim gibi bunun bir spam veya oltalama girişimi olduğunu düşünerek mesajı silmişler." dedi.
De Vries, sipariş listesinde her türden kitap bulunduğunu belirterek "Yapay zeka şirketlerinin kitapları taradıktan sonra imha ettiğini öğrendiğimde büyük şaşkınlık yaşadım." diye konuştu.
Bu uygulamanın "barbarca" olduğunu vurgulayan de Vries, "Bence bu kelime her şeyi anlatıyor." değerlendirmesinde bulundu.


