Meclis Zirai Don Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, sorunun boyutlarının kapsamlı olduğunu söyleyen Gürer, zararların karşılanmaması ve sürece yayılmamasını istedi. Donun çiftçiyide üreticiyi de vurduğunu belirten Gürer, farklı alanlarda çalışan mevsimlik tarım işçileri ve sabit işçilerden esnafa ,ihracatçıdan kent ekonomisine geniş kesimleri kapsayan bir etki alanı olduğunu ifade etti.
Gürer, “Örneğin, soğuk hava deposunda çalışan mühendisin, yetkilinin, muhasebecinin durumları; bunların iş kayıpları, tarımsal hasılanın düşmesi ve bölgesel olarak ürün yetersizliğinden ortaya çıkabilecek göçleri de kapsayacak bir çalışma Komisyonda şu ana kadar değerlendirilmeyen bir alan oldu. Keza ihracatçılarla şöyle bir algı oluştu. İhracatçılar sorun yaşamayacak, çünkü başka ülkelerden getirecekler dondan zarar gören ürünü, menşei o ülkenin olmak üzere sevkiyat yapılıp kendi ihracat bağlantılarını gerçekleşecek izlenimi veren anlatılara tanık olduk. Mısır'dan ya da İran'dan Türkiye'nin elma üretimi hesaplamalara göre önemli ölçüde düştüğü için gelecek Türkiye'de ambalajlanacak o ülkelere gönderilecek gibi bir yaklaşım ortaya çıktı.“ dedi.
7 MİLYON TON ÜRÜN KAYBI VAR
Gürer, “TÜİK verilerine göre 2024 yılında 28 milyon ton meyve oluşmuş, bu 2025 yılki tahmini 21 milyon. 7 milyon tonluk bir ürün kaybı var. Bu az bir miktar değil. Yaratacağı ciddi olumsuzluklar olacak.” dedi.
Bir afet fonunun oluşturulmasını ve üretici ile çiftçilerin TARSİM'de olsun olmasın, ÇKS'de olsun olmasın, tamamının sorununa çözümcü düzenleme yapılması gerektiğini söyleyen
Gürer “Cumhurbaşkanının afetlerde ÇKS'si olmayanlara da destek sağladığı uygulama örnekleri var. Üretici TARSİM'e yüzde 27 kayıtlı, geriye kalanların TARSİM'siz olduğu sistemde ÇKS kayıtlı çiftçi de, üretici de yarı yarıya neredeyse. Orada büyük bir sorun var. Zirai donda alanda tarla bitkileriyle ilgili tespit yapılmadı. Tarla bitkileriyle ilgili yapılmadığı gibi ÇKS'si olmayanlarda da bir tespit yapılmadı. Böyle olunca, afetin tüm boyutları net olarak ortaya çıkmış değil. Ortaya çıkmaması, bu konuda yapılacak çalışmalarda eksikliklerin olabileceğinin de göstergesi. Tarlada erkenci lahanaydı, pancardı dikmiş, dona yakalandı. Ne yaptı onu? Söktü, yeniden fide aldı, yeniden gübre aldı; yeniden ekim yaptı iki kere. bu ürünü diğer satıcının karşısında rekabet şansı olmadığı için aynı fiyata satacak; iki kere iş yapanla bir kere yapan aynı fiyata satacak. Bunun da bir zararı var. Sonra, bu yılki süreçte çiftçiye şu ana kadar yüzde 2 civarında TARSİM'in sağladığı bir sigorta ödemesi dışında destek verilmedi. Çiftçi üretici esnafa gidiyor ve diyor ki: "Bana ilaç veya gübre ver." Esnaf, "Senin bahçede dalda meyve yok. Bu parayı neyle ödeyeceksin? Ödeyemeyeceksin. O zaman ben sana nasıl vereyim, nasıl güveneyim?" Bu durumda bir ek destek verilmesi lazım.
Borçlarının üç yıl ötelenmesi ve faizlerinin silinmesi için kanun teklifini Meclis Başkanlığ'ına sundum. TARSİM sigorta poliçelerinde don zarar karşılama "Yüzde 67" dediler. Zirai donda bunun yüzde 75'e çıkarılması için kanun teklifi verdim. İcraların durdurulması ve tarıma yönelik arazi, ekipman, makine haczedilmemesi için de bir kanun teklifim komisyonlarda var. Yılbaşından bugüne toplamda 6 binin üzerinde icra yoluyla satış da arazi var ama don bölgesinde baktım,o bölgede de bin 500'e yakın arazi satışa çıkmış; bunların bir an önce durdurulması gerekiyor." dedi.
"TARSİM'E DÜZENLEME ŞART"
Gürer “ Bugün TARSİM bir yerde de sigorta yaptıranın neredeyse ortağı gibi. Yüzde 9 ila 10 aralığında prim alıyor. TARSİM'in kendi kuralları var; o kurallara uymadığınız zaman karşılaştığınız problem var, bürokrasi orada egemen. İkincisi, olay olduktan sonra da yapılan incelemelerde eksperin insafına bütün olaylar kalmış. Geliyor, olmadık noktada olmadık problem üretiyor. Çiftçi bir kere bunu yaşadı mı bir daha yaptırmıyor." dedi.
Gürer ”Niğde Altunhisar’da 600 dekarlık arazide TARSİM yok. Yani yalnızca 2-3 dönüm dediğimiz küçük yerde değil, büyük işletmelerde yok. Demek ki burada hepimizin de gördüğü gibi bir sorun var. TARSİM yeniden yapılandırılmalı ve mutlak surette bu TARSİM'le ilgili kapsayıcı bir noktaya taşınmalı, ÇKS'si olmayan çiftçiyi de ÇKS'li sisteme dâhil edecek politikalar üretmeliyiz. ÇKS'yi sen yaptırmadın, yaptırmadıysanız donsun malın, mülkün, ürünün; böyle bir anlayışı doğru bulmuyorum. Onun için, TARSİM'i olsun olmasın, ÇKS'si olsun olmasın, bu yaşanan deprem, zirai deprem sonucu oluşan tüm hasarlar mutlaka karşılanmalıdır.” diye konuştu.
"SOĞUK HAVA DEPOLARININ STOK ÜRÜNLERİ BİTMEK ÜZERE"
Zirai don bölgelere göre tespitte de problemlerin oluştuğunu ifade eden Gürer, "Oradaki yöneticinin duyarlılığı, işe bakış anlayışı, sorunu ya çözümcü olmuş ya çözümü daha da karmaşık hâle getirmiş. 'Yukarıdan bana olumsuz bir şey gelir.'diyen bürokratik bir anlayış kapsayıcı olmamış. Kendisini kollama adına ne kadar daraltırsam ne kadar küçültürsem ne kadar buradaki olayı daha işte olduğundan küçük gösterirsem daha az başım ağrır noktasında uygulamaları da alanlarda gittiğimiz zaman gördük.” dedi.
Esnafların durumunun, ilaç, gübre alıp sonra da satamayanların kredilerinin de bu bağlamda bu sigorta değerlendirmesi içinde ele alınması gerektiğini belirten Gürer, "Üründe sorunun esas yoğunlaşacağı süreç ağustostan sonra. Bu donla ilgili ne kadar ürünün olumsuz etkilendiğini göreceğiz çünkü belli bölgelerde turfanda sayılabilecek ürünler var. Soğuk hava depolarının stok ürünleri bitmek üzere. O bittikten sonra eğer ithal gelecekse, belki bazı ürünlerde fiyatlarda denge sağlanabilir, olmazsa önemli bir arz açığı oluşacak. O arz açığı üzerinden de fiyat fırlayacak. Yine, dar gelirli, sabit gelirli, yoksul kesimler meyveden dahi fayda sağlayamayacağı bir boyuta süreç evrilecek.” dedi.
"TARIMIN SİYASETİ OLMAZ"
Gürer, “Siyasi iktidar Komisyonun arkasına saklanarak ödemeleri olmayacak biçimde salladı. Kasım ayına Sayın Cumhurbaşkanı tarih verdi, Nisan ayında yaşanan bir donun, kasımda vereceğiniz destekle herhangi bir artısı olmaz. Sayın Bakan, 'Bayram sonrası müjde gelecek.' dedi ama o müjde bir türlü gelmedi. Şunun altını çizmekte fayda var, hep söylüyoruz, tarımın siyaseti olmaz. Tarım, hepimizi doğrudan ilgilendiren, gıda alanında olduğu gibi giydiren de bir sektör; hem giydiren hem doyuran bir sektör. Burada yapılacak işlerin geleceğe uzun vadede yansımaları hepimizin çoluğuna çocuğuna, ülkenin geleceğini de etkileyecek. Onun için doğru bilgiyi doğru zamanda doğru biçimde kullanmak herkesin hayrına olur. O da ne diyeceksiniz? Nisan ayında don olduktan sonra bir beklenti oluştu ve şu ana kadar ödeme yapılmayınca, bağ, bahçe bakımları ve ilaç, gübre gibi zorunlu ihtiyaçlar yeterli ölçüde yerine getirilmiyor. Bunlar gelecek yıl verim kaybı, rekolte kaybına yol açacak boyutta daralma meydana getirir. Soruyorum, 'Ne yapıyorsun amca?' diyorum; 'Aldık yeğen, atıyoruz yine ilacı ama geçen seneki attığımız ilacı atamayacağız.' diyor. Niye? Korumacı bir anlayışla yapıyor. Oysa ilaç yalnızca koruma anlamında atılmıyor; hem verimlilik açısından hem de o ağacın bir bakım unsuru gibi de artık değerlendiriyor. Eskisi gibi tarım ilaçları tek amaçlı değil. bunu alamayıp atamaması önemli sorun yaratıyor." dedi.
"KOMİSYON SÜRECİ UZATMASIN"
Tarımın şu anda gerçekten problemli bir boyuta ulaştığını ifade eden Gürer, "1 trilyon 36 milyar lira Bankacılık Düzenleme Kurulunun geçen haftaki tarım kesimindeki borçlarıydı ama bu hafta bir trilyon 76 milyar çıkmış. Durmuyor, Don olayı Komisyonun ve Meclisin ciddiye aldığı bir konu, Meclis Araştırma Komisyonu'nun açılması çok yerinde, yararlı, faydalı olmuştur. Zirai Don Komisyonu'nun artık bir an önce raporunu hazırlamasını, süreci uzatmamasını öneriyorum çünkü bu zirai donla ilgili yurt dışı örnekleri incelemesinin dışında, alanda bizim yapacağımız kalmadı. Bütün ürünleri yerinde gördük, bölgeleri gördük. Bu anlamda olması gerekenleri saptadık ve önemli ölçüde fikir birliği oluşturduğumuz bir süreç geçti. TARSİM konusunda ortaklaştık, zararların ödenmesi konusunda ortaklaştık, çiftçilerin eğitimi ve bunlarla ilgili yapılması gerekenler konusunda ortaklaştık; Zirai Don Komisyonu bence belirledikleri ile hedefsel olarak düşünceyi olgunlaştırdı. Onun için, Komisyonun bir an önce raporunu hazırlaması, sonlandırılması gerektiği noktasındayım. Her geciken sürenin çiftçiler ve bahçe ürün sahipleri üzerinde beklentiyi arttırıp Komisyonun böyle bir işlevi varmış boyutunda, ödeme konusunda yanlış bir algıyı beslemesi hoş olmuyor. Onun için de Komisyon çalışmalarını tamamlayıp raporunu bir an önce Meclis Başkanlığı'na sunsun.” dedi.




