Yardımcı, Türkiye ile Irak arasında imzalanan petrol anlaşmaları, yeşil hidrojen, elektrikli araçlar ve enerji dönüşümüne ilişkin önemli değerlendirmeler yaptı. İklim değişikliğiyle mücadelede karbon fiyatlamasının önemine dikkat çeken Yardımcı, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 75’inin enerji sektöründen kaynaklandığını belirterek, karbon emisyonlarını azaltmanın artık hemen hemen bütün ülkeler için ortak bir hedef haline geldiğini ifade etti.

Emisyon Ticaret Sistemi’nin temel amacının şirketleri cezalandırmak değil, daha temiz teknolojilere yatırım yapmaya teşvik etmek olduğunu vurgulayan Yardımcı orta ve uzun vadede düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji yatırımları ve elektrikli ulaşımın hızla yaygınlaşacağını söyledi.

İlk aşamada elektrik üretimi, demir-çelik, çimento, gübre ve alüminyum sektörlerinin Emisyon Ticaret Sistemine dahil olacağını belirten Yardımcı, karbonun artık ekonomik değeri olan ticarete konu bir unsur haline geleceğini ifade etti.

“TÜRK SANAYİSİ DÖNÜŞÜME HAZIR”

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın Türkiye açısından önemli bir gündem maddesi olduğunu söyleyen Yardımcı, Türk sanayisinin enerji dönüşümüne büyük ölçüde hazır olduğunu belirtti. AB’nin sistemi uygulamaya alırken çeşitli belirsizliklerle ilerlediğini ifade eden Yardımcı, Türkiye’nin ise uzun süredir hazırlıklarını sürdürdüğünü ve kamu kurumları ile özel sektörün önemli çalışmalar gerçekleştirdiğini kaydetti.

“1 MİLYON VARİL PETROL VE DOĞAL GAZ ÜRETİM HEDEFİNE EMİN ADIMLARLA İLERLİYORUZ”

Türkiye ile Irak arasında imzalanan söz konusu anlaşmanın yalnızca miktar açısından değil, Türkiye’ye duyulan uluslararası güven açısından da önemli bir gösterge olduğunu söyleyen Yardımcı, dünyada her gün yaklaşık 100-105 milyon varil ham petrol üretildiğini, bunun yaklaşık yarısının üretildiği ülkelerde tüketildiğini, kalan yarısının ise uluslararası ticarete konu olduğunu söyledi. Yardımcı, anlaşmada yer alan günlük 1 milyon varillik kapasitenin uluslararası petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin petrol endüstrisinin değer zincirinin her aşamasında yer alma vizyonuyla hareket ettiğini ifade eden Yardımcı, milli petrol şirketi TPAO’nun hem sınırlar içinde hem de sınır ötesinde günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi hedefine kararlı adımlarla ilerlediğini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN COĞRAFİ AVANTAJI ŞİMDİ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELDİ”

Enerji piyasalarında en fazla önem verilen unsurun istikrar ve kesintisiz arz olduğunu ifade eden Yardımcı, son dönemde yaşanan Hürmüz Boğazı kaynaklı jeopolitik gelişmelerin ardından Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi avantajın daha görünür hale geldiğini vurguladı. Enerji dönüşümünün fosil yakıtların tamamen terk edilmesi anlamına gelmediğini de vurgulayan Yardımcı, mevcut teknoloji, keşifler ve ekonomik koşullar dikkate alındığında dünyada yaklaşık 50 yıllık petrol, 50 yıllık doğal gaz ve 200 yıllık kömür rezervinin bulunduğunu belirtti.

“YEŞİL HİDROJEN GELECEĞİN ÖNEMLİ ENERJİ TAŞIYICILARINDAN BİRİ”

Yardımcı, yeşil hidrojenin yenilenebilir enerjinin depolanması ve doğal gaz şebekesine karıştırılması gibi alanlarda kritik rol oynayacağını söylerken, Türkiye’nin hidrojen alanında temkinli ancak kararlı adımlarla ilerlediğini ifade etti. Bu anlamda Avrupa Birliği’nin 2030 yılında 20 milyon ton hidrojen talebinin olacağını tahmin ettiğini ve bu miktarın 10 milyon tonunu ithal etmeyi planladıklarını belirten Yardımcı, Türkiye’nin verimli yenilenebilir kaynaklarının önemli bir avantaj sağladığını belirtti.

ELEKTRİKLİ ARAÇ EKOSİSTEMİNDE BÜYÜK BÜYÜME

Elektrikli araç pazarındaki hızlı büyümeye de değinen Yardımcı, yaklaşık dört yıl önce Türkiye’de yalnızca 10 bin elektrikli araç bulunduğunu, bugün ise sayının 450 binin üzerine, halka açık şarj noktası sayısının ise 2 binler seviyesinden 45 bine ulaştığını söyledi. Önümüzdeki 10 yılda bu sayıların 15 kat daha artmasının beklendiğini ifade eden Yardımcı, elektrik şebekesinin bu dönüşüme uygun şekilde planlandığını ifade etti. Akıllı şarj sistemleri ve dinamik fiyatlandırma gibi uygulamaların önümüzdeki dönemde daha yaygın hale geleceğini söyledi.

Muhabir: Cemil Cahit Saraçoğlu