FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin ocak ayında aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 0,6 düştüğünü hatırlatan Karal, Türkiye’de ise aynı dönemde gıda enflasyonunun yalnızca bir ayda yüzde 6,59, yıllık bazda yüzde 31,69 arttığını vurguladı.
Karal, “Ülkemizde çok şükür ne savaş var ne salgın, mevsimsel koşullar da dünyanın her yeriyle aynı. Ama küresel ölçekte gıda fiyatları düşerken Türkiye ters yöne gidiyor. Bunun nedeni, Eylül 2019’dan bu yana 75 aydır durdurulamayan tarımsal girdi maliyetleridir. Dünya gıda enflasyonunu kontrol altına alırken Türkiye, yanlış politikalarla maliyet üretmeye devam ediyor. Bu da sonucu ne yazık ki pahalı ve erişilemez gıda” dedi.
DEVA Partili Hasan Karal, küresel ölçekte gıda fiyatlarında yaşanan gerilemenin arkasında planlı üretim, öngörülebilir destek politikaları ve maliyetleri kontrol altına alan kamu müdahaleleri bulunduğunu belirterek, buna karşın Türkiye’de tarımın uzun süredir plansızlık ve yüksek maliyet baskısı altında bırakıldığını söyledi. Karal, özellikle süt ürünleri, et ve şeker gibi temel gıda gruplarında dünya genelinde yaşanan fiyat düşüşlerinin, doğru politikalarla mümkün olduğunun açıkça görüldüğünü vurguladı.
“KÜRESEL ŞARTLAR AYNIYSA, TÜRKİYE NEDEN TERSİNE GİDİYOR?”
Türkiye’de ortaya çıkan tablonun küresel gelişmelerle açıklanamayacağını belirten Karal, gıda fiyatlarındaki artışın doğrudan iç politika tercihlerinin sonucu olduğunu belirterek, “Ne savaş var, ne salgın, ne de Türkiye’ye özgü olağanüstü bir iklim şartı. Küresel şartlar aynıyken dünya gıda fiyatlarını aşağı çekerken Türkiye neden tam tersine gidiyor? Bu sorunun cevabını vermesi gereken yer, Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Bu tabloyu kamuoyuna açık ve net biçimde Sayın İbrahim Yumaklı yanıtlamalıdır” diye konuştu.
“75 AY BOYUNCA TEK BİR AY NEFES ALDIRILMADI”
Karal, TÜİK Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerinin, tarımda maliyet baskısının Eylül 2019’dan bu yana kesintisiz biçimde sürdüğünü ortaya koyduğunu kaydetti. “Mazot, gübre, yem, tohum, elektrik… Çiftçinin üretmek için kullandığı her kalem aynı anda zamlanıyor” diyen Karal, 75 ay boyunca tek bir ay bile düşmeyen maliyetleri ‘kronik bir kriz’ olarak nitelendirdi.
“ÜRETİCİ DOĞA KAYNAKLI AFETLERLE POLİTİKA KAYNAKLI ‘SUNİ AFETLER’ ARASINDA SIKIŞTI”
İklim krizinin tetiklediği afetlerin üretimi zorlaştırdığını, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının ise bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını ifade eden Karal, üreticinin doğa kaynaklı afetlerle politika kaynaklı “suni afetler” arasında sıkıştığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gıda fiyatlarındaki artış, yalnızca çiftçiyi değil toplumun tamamını doğrudan etkiliyor. Yüksek enflasyon nedeniyle emeklinin, asgari ücretlinin, işçinin ve memurun maaşı daha cebe girmeden eriyor, vatandaş pazarda da mutfakta da hesap yapamaz hale geliyor. Dünya gıda fiyatlarını düşürmeyi başarırken Türkiye bunu başaramıyorsa, bunun adı yönetim sorunudur. Bu tablo ‘bekleyelim, düzelir’ denilerek geçiştirilemez. DEVA Partisi olarak gecikmeden, akılcı ve kalıcı müdahalelerle düzeltilmesine ihtiyaç olduğunu söylüyoruz. Aksi halde bugün müdahale edilmezse, yarın vatandaşın sofrasına daha ağır bir fatura olarak yansıyacağı aşikardır.”




