Yaptığı açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ÇED duyuru veri tabanında Yayladağı sınırlarında 75 tane tesis projesinin hazırlandığını dile getiren Yıldırım Kara, “Bunların 34’ünde ise ya ÇED aranmamış ya da ÇED gerekli olmadığına karar verilmiş. Yayladağı’nın Yukarıokçular mahallesi ise, kendi başına ele alınması gereken bir çevre tahribatına örnek teşkil ediyor. Bu mahallede, söz konusu veri tabanına göre, ÇED onayı aranmamış 9 kirletici tesis faaliyet gösteriyor. Bu tesislerin de Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına ve belediyelere ait olduğu görülüyor” değerlendirmesi yaptı.

HER YIL 10 MİLYON TON CEVHER VE PASA ÇIKARILACAK

Proje planlarına bakıldığında, var olan tesislerdeki kapasite atışları da dahil edildiğinde, her yıl kümülatif olarak yaklaşık 10 milyon ton cevher ve pasa çıkartılacağının hesaplandığını kaydeden Yıldırım Kara, şöyle devam etti:

“DEPREM VAHŞİ MADENCİLİK İÇİN BAHANE OLDU”

Bize ulaşan yurttaşlarımız kirletici tesis sayısının daha fazla olduğundan, binlerce küçükbaş hayvan beslenen bölgede bugün bu sayının ancak yüzlerle ifade edilebilecek kadar azaldığından, zeytin ağaçlarından mahsul alınamadığından, solunum yolu hastalıklarının tehlikeli biçimde arttığından şikayetçi. Üç yıldır şehrimizin her yanındaki taş ve maden ocaklarının yol açtığı hava kirliliğinden, trafik yükünden, dinamit kullanımından kaynaklanan sarsıntılardan kaynaklanan sorunlar için her mecrayı kullandık. Yetkililere sesimizi duyurmak için bu bölgenin bir hastalık merkezi olması mı yoksa ölümlerin ya da yaralanmaların, kazaların mı yaşanması mı gerekiyor? Bu tesislerin açılması, yeniden inşa sürecinde ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle meşrulaştırılıyordu.

“Üstelik bazı tesislerin onlarca yıl çalışması öngörülüyor. Yukarıokçular çevresindeki bazı tesisler için 15 yıl, 28 yıl gibi çok uzun faaliyet süreleri belirlenmiş. Depremin akut dönemi geride kaldığına, konutlar büyük ölçüde tamamlandığına göre bu madenlerin ve beton santrallerinin faaliyetleri daha ne kadar devam edecek? Deprem bahanesiyle şehrimizin bir maden sahasına dönüştürülmesi mi düşünülüyor? Deprem, vahşi madencilik için bir bahane oldu. İlgili kurum ve kuruluşlar, bu vahşi madenciliği denetlemek, gerekiyorsa durdurmak için bir an önce harekete geçmelidir.”

Muhabir: Cemil Cahit SARAÇOĞLU