Anayasa Mahkemesi, Sivas Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin yakınları tarafından yapılan bireysel başvuruyu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, olayın ardından yürütülen soruşturma ve yargılama sürecinin etkili biçimde yürütülmediği sonucuna ulaşarak başvurucular yönünden Anayasa'nın güvence altına aldığı yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.
Karar oy birliğiyle alınırken, başvurucular lehine manevi tazminata hükmedildi.
Başvuru yıllar önce yapılmıştı
Madımak Katliamı'nda hayatını kaybedenlerin yakınları, yargı sürecindeki eksiklikler ve firari sanıklar yönünden etkin bir soruşturma yürütülmediği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuştu. Uzun süren incelemenin ardından Yüksek Mahkeme dosyada ihlal kararı verdi.
AYM, devletin yaşam hakkı kapsamında yalnızca yaşamı koruma yükümlülüğünün değil, yaşamın son bulduğu olaylarda etkili ve makul sürede bir yargısal süreç yürütme yükümlülüğünün de bulunduğunu vurguladı.
Manevi tazminat kararı
Mahkeme, tespit edilen ihlal nedeniyle başvuruculara manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Kararın gerekçesinde, etkili soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin başvurucuların temel haklarının ihlal edilmesine neden olduğu değerlendirmesine yer verildi.
Sivas Madımak Katliamı
2 Temmuz 1993'te Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas'ta bulunan sanatçı, yazar, aydın ve otel çalışanlarının bulunduğu Madımak Oteli'nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel görevlisi ve olaylar sırasında 2 kişi olmak üzere toplam 37 kişi yaşamını yitirmişti. Olay, Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır toplumsal travmalardan biri olarak hafızalardaki yerini koruyor.
Anayasa Mahkemesi'nin son kararı, katliamın yargısal sürecine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşırken, mağdur yakınlarının yıllardır dile getirdiği etkili yargılama talepleri açısından da yeni bir hukuki değerlendirme niteliği taşıyor.



