Ankara Uluslararası Hazır Giyim ve Moda Fuarı’nda yaklaşık 100 firma, yeni sezon koleksiyonlarını sektör temsilcileri ve profesyonel alıcılarla buluştururken, farklı hazır giyim ürünleri sergilendi. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından katılımcıların yer aldığı fuarda, firmalar 2026 kış sezonuna yönelik ürünlerini tanıtarak yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı buldu.


FUAR KATILIMCILARDAN OLUMLU GERİ DÖNÜŞ ALDI

Rem Fuar Genel Koordinatörü ve fuarın organizatörlerinden Remzi Çayır, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği ile birlikte düzenlenen fuarda, Türkiye'nin 81 ilinden profesyonel alıcı ve ziyaretçilerin yanı sıra 25 ülkeden katılımcı ve ziyaretçilerin ağırlandığını belirtti. Kış sezonuna yönelik yeni modellerin sergilendiği fuarın satış rakamları açısından da olumlu geri dönüşler aldığını ifade eden Çayır, şunları söyledi:

“Türkiye'nin 81 ilinden profesyonel alıcı ve ziyaretçinin, aynı şekilde 25 ülkeden yabancı katılımcı ve ziyaretçinin ziyaret ettiği uluslararası bir hazır giyim ve moda fuarı. Burası kış sezonuna yönelik yapılan bir fuar. Birçok yeni modeli kendi içerisinde barındırıyor. Amacımız Türkiye ihracatına yön vermek ve onu en iyi şekilde desteklemek, yeni trendleri burada sergilemek. Fuarımıza gelen ziyaretçilerimizden aldığımız verilere göre fuarımızın iyi bir izlenim bıraktığını ve iyi satış rakamlarına ulaştığını görüyoruz. Firmalarımız gayet memnun. Birçok siparişlerini kış sezonu için aldılar ve onları üretime geçirecekler.”

FUAR YILDA İKİ KEZ DÜZENLENECEK

Fuarın Ankara'da geleneksel hâle getirilerek sürdürülmesinin hedeflendiğini belirten Çayır, üretim, ihracat ve istihdama katkı sağlayan firmaları desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Ticaret Bakanlığının fuar teşviklerinden yararlanabilmenin organizasyonun gelişimine katkı sağlayacağını ifade eden Çayır, fuarın yaz ve kış sezonları için yılda iki kez düzenleneceğini belirterek şunları kaydetti:

“Biz bu fuarı geleneksel hâlde Ankara'da yapmaya devam edeceğiz. Bu şartlarda, bu ekonomiye rağmen üretim yapabilen, ihracatını geliştiren, istihdam yaratan ve dünyada gelişen rekabete rağmen ayakta kalabilen tüm firmalarımız bizim için çok kıymetli ve değerlidir. Onlara destek olmaya devam edeceğiz, onların yanında olacağız. Ticaret Bakanlığının verdiği fuar teşvikinden yararlanacak bir seviyede olduğumuzu zannediyorum. Onlar da bu konuda bir destek verirlerse fuarımız daha farklı bir boyuta ulaşacaktır. Biz bunu hem yaz sezonu hem kış sezonu için iki şekilde düzenliyoruz. Yaz sezonu siparişleri için ocak sonu ya da şubat gibi tarihi açıklayacağız. Fuarımızı her yıl iki defa yapmaya devam edeceğiz.”



“BU İŞ ÜÇ AYAKLI: PAZARLAMA, ÜRETİM VE SUNUM”

Fuarın katılımcıları arasında yer alan Lissmore’un temsilcisi Ali İhsan Başçeşme, tekstil sektöründe yalnızca üretimin değil, ürünün tüketiciye nasıl sunulduğunun da önemli olduğunu söyledi. Üretimde müşteri taleplerini dikkate aldıklarını belirten Başçeşme, fuarların ise sadece sipariş alınan alanlar olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Ali İhsan Başçeşme, tekstilde görsellik ve sunumun önemine dikkat çekerek, “Fuarlar sadece sipariş almak değil, modayı ve günün trendlerini anlatan, insanlara farklı şeyler veren yerler olmalı. Bizim işimiz görsel. Değişim de görsel. Ürünü iyi sunmamız lazım. Bu iş üç ayaklı; pazarlama, üretim ve sunum. Bunların tamamlayıcılarıyla birlikte logosu, etiketi, ambalajı, çantası, hepsi bir bütün. Artık sadece üretim bandında kalmak yetmiyor. İnsanlar dünyanın bir yerinde olanı görüyor, takip ediyor. Daha profesyonel ve kapsamlı işler yapmamız gerekiyor” dedi.



“ARTIK MARKANIN YERİNİ KALİTE ALIYOR”

Lissmore temsilcisi Ali İhsan Başçeşme, yerli üretimde özellikle işçilik maliyetlerinin arttığını belirterek firmaların rekabet edebilmesi için tasarım ve marka değerine yatırım yapması gerektiğini söyledi. Tüketici tercihlerinin de değiştiğini ifade eden Başçeşme, son dönemde gösterişli logolardan çok ürün kalitesinin öne çıktığını dile getirdi.



Başçeşme, “Yerli üretimde maliyetler yüksek, özellikle işçilik maliyetleri kumaşın önüne geçti. Ama artık tasarıma, markaya ve kaliteye yatırım yapmak zorundayız. İyi bir markan olursa katma değerin olur, aksi halde rekabet etme şansın azalır. Eskiden insanlar daha çok marka ve logoya önem veriyordu ancak artık abartısız, markasını öne çıkarmayan ama kaliteli ürünler tercih ediliyor. İnsan kaliteli ürünü deneyimlediği zaman aradaki farkı da anlayabiliyor. Her geçen gün markanın yerine kalite daha fazla önem kazanıyor.” dedi

Muhabir: Melahat TAŞ