Ali Ayanoğlu, 1981 yılından bu yana Ankara Kalesi'nde el dokuma halı ve kilim tamiri yaparak geçimini sağlıyor. 16 yaşında çırak olarak başladığı mesleğini kendi atölyesinde sürdüren Ayanoğlu, 18'inci ve 19'uncu yüzyıldan kalma antika halıları geleneksel yöntemlerle aslına uygun şekilde restore ederek, kültürel mirasın korunmasına katkı sağlıyor. Ayanoğlu, kökboyalı tarihi halıları onarırken eski kilimlerden söktüğü ipleri kullanıyor. Atölyesinde 18'inci yüzyıla ait Konya Karapınar yöresinin 'Baltalı' desenli nadir bir halıyı da muhafaza eden Ayanoğlu, Selçuklu Dönemi'nden günümüze uzanan halı ve kilim geleneğini yaşatıyor. Koç boynuzu, eli belinde ve akrep gibi geleneksel motifleri gelecek kuşaklara aktarmaya çalışan Ayanoğlu'nun mesleğini grafik tasarım eğitimi alan kızı devralmaya hazırlanıyor.

'5 YIL ÇIRAKLIK YAPTIM'
Ayanoğlu, mesleğe başlama sürecini anlatarak, "Bu işi yapan çocukluk arkadaşlarım vardı. İstanbul'da bu işi yapıyorlardı. Onlara özenerek başladım. İlk 5 yıl, birkaç kişinin yanında çalıştım. Çıraklığa çivi doğrultmayla başlardık. Eğri çivileri doğrulturduk. Elimize çekiç verirlerdi, o çivileri doğrulturduk. Ondan sonra ip mumlama, 3-4 ay sonra da kilim dokumaya başlardık. Kızım devam ettirmek istiyor bu işi. Grafik tasarım okuduğu için biraz daha desenlere, renklere, resme ilgisi fazla olduğu için o yapıyor. İnternetten satışlarımız oluyor. Web sitesini yapabiliyor. O devam ettirecek inşallah" diye konuştu.

'İLK ANTİKA HALIYA 4 AY ÇALIŞTIM'
Üzerinde çalıştığı halı ve kilimleri anlatan Ayanoğlu, "Bir tane kilimi hiç unutmuyorum. 3 ay falan çalışmıştım. Kilimden sonra da halıya başlarız. Halıda da usta olduktan sonra antika bir halı yapmıştım, hiç unutmuyorum. 'Kömürcü Kulağı halısı' deriz biz. Bir Alman müşterimizindi. Yaklaşık 4 ay çalışmıştım o halıya. Çok güzel bir halıydı, koleksiyoner bir müşterimizin halısıydı. Hiç unutmam, en uzun zaman ona çalışmıştık" dedi.

'HALI ÇOK ŞEY ANLATIR'
Türk kültüründe halı ve kilimin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ayanoğlu, "Halı çok şey anlatır. Selçuklu zamanından beri halı devam etmiştir Türk kültüründe. Selçuklulardan önce de vardı Türklerde. İnsanlar kilime, atıyorum bir kalenin surlarına nereden girilecek, nasıl olacak onu resmetmiş. 'Şuradan girerseniz şöyle olur, buradan girerseniz böyle olur' diye anlatmış. Veyahut da nişanlı bir kız nişanlısına o kilimde bir şeyler anlatmış, içini dökmüş. Bir kilimde, halıda anlatılacak hakikaten çok hikayeler var" diye konuştu.

'ESKİ KİLİMLERİN İPLERİNİ KULLANIYORUZ'
Halı tamirinde en önemli unsurun doğru malzemeyi kullanmak olduğunu belirten Ayanoğlu, "Halı tamiri yaparken önce yün kalitesine bakarız. O halının yünüyle dokuyacağımız yünü aynı kalitede bulmamız lazım. Renklerini aynı renklerde bulmamız lazım. Eski bir halının tamiratı için biz eski kilimleri sökerek o ipleri kullanırız. Çünkü kökboya bir kilime veya kökboya bir halıya, kökboya bir kilimin ipini kullanmak zorundayız. Şimdiki zamanda kökboya yapmak artık çok zor. Bir de çok fazla ilgi yok artık" dedi.

'EN ÇOK ELİ BELİNDE DESENİNİ SEVERİM'
Türk halılarında çok sayıda geleneksel desen bulunduğunu anlatan Ayanoğlu, "Çok fazla desen var; su yolu, kurt ağzı, koç boynuzu, eli belinde, akrepti, balık gözü gibi. Ben en çok eli belinde desenini severim. Koç boynuzu desenlerini de severim. Bunlar daha çok Konya kilimlerinde, Malatya kilimlerinde çıkar. Sivrihisar kilimlerinde de farklı desenleri vardır. Bunların hepsi eski desenlerdir ve çoğu kök boyadır" diye konuştu.




