BAHÇEŞEHİR Üniversitesi’nde (BAU) düzenlenen ‘Kurumsal Yapay Zeka Sempozyumu’nda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yapay zekayı ülkemizin kalkınmasında öncü konuma taşımamız, ekosistem aktörlerinin yakın dirsek temasıyla, ortak vizyon ve hedefler etrafında buluşmasıyla mümkündür. Bu anlayışla kamu, özel sektör ve akademi çevresinden uzmanların yanı sıra yediden yetmişe toplumumuzun her kesiminden vatandaşlarımızın görüş ve önerilerini dikkate alarak hazırladığımız 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’yla önümüzdeki dönemin yol haritasını ortaya koyduk. ‘Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet’ olmak üzere dört temel eksen üzerine inşa ettiğimiz planımız kapsamında, yapay zeka ekosistemimizi güçlendirecek 16 eylemi ve 2030 yılına yönelik somut hedeflerimizi belirledik. 81 ilimizde kuracağımız Yapay Zeka Okuryazarlığı Atölyeleriyle iki yılda 5 milyon vatandaşımıza ulaşacağız. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz” dedi.
Yapay zekanın kurumlara sunduğu fırsatlar ile güvenlik, etik, entegrasyon ve ekonomik değer başlıkları, Bahçeşehir Üniversitesi’nde (BAU) düzenlenen ‘Kurumsal Yapay Zeka Sempozyumu’nda ele alındı. Sempozyumda yapay zekanın iş süreçlerine güvenli ve kontrollü şekilde entegrasyonu, veri güvenliği, kişisel verilerin ve ticari sırların korunması ile kurumsal dönüşüm konuları değerlendirildi.
ASC Hukuk ve InfinityQ tarafından Bahçeşehir Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ‘Kurumlarda Yapay Zeka: Güvenlik, Etik, Entegrasyon ve Ekonomik Değer’ başlıklı sempozyum, iş dünyası, kamu, akademi, teknoloji ve hukuk alanlarından temsilcileri bir araya getirdi. Programda, yapay zekanın kurumların iş yapış biçimleri ve karar süreçleri üzerindeki etkileri farklı disiplinlerin bakış açısıyla değerlendirildi.
Sempozyumun açılışına Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Emre Gökyayla, ASC Hukuk Kurucu Ortağı Dr. Av. Murat Aksu ile davetliler katıldı.
‘TEKNOLOJİ, ÜLKELERİN KALKINMASINA YÖN VERİYOR’
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Teknoloji, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar toplumların refahına ve ülkelerin kalkınmasına yön veriyor. Üretim modellerinden bireysel yaşam pratiklerimize kadar hemen her alanda kapsamlı bir yeniden yapılanmayı beraberinde getiren köklü devrimin merkezinde bugün yapay zeka yer alıyor. Büyüyen veri hacmi, yükselen hesaplama kapasitesi ve gelişen analiz kabiliyetleriyle yapay zeka teknolojileri; veriyi öngörüye, akla ve stratejik avantaja dönüştürmemize imkan tanıyor. Yapay zeka, açtığı büyük fırsat penceresiyle kamu otoritelerinin ihtiyaçları daha erken tespit etmesine, kaynakları daha etkin kullanmasına ve hizmetleri vatandaşlarımızın beklentilerine göre geliştirmesine imkan tanıyor. Yatırım kararlarından üretim süreçlerine, tedarik zincirlerinden pazarlama stratejilerine kadar ekonominin bütün işleyişini yeniden şekillendiriyor. Gerçekleştirilen çalışmalar, yapay zekanın sahip olduğu potansiyelle dünya ekonomisine her yıl 4,4 trilyon dolara varan bir katkı sunabileceğini ifade ediyor” dedi.
‘YAPAY ZEKANIN BERABERİNDE GETİRDİĞİ RİSKLERİ DOĞRU TESPİT ETMEK DURUMUNDAYIZ’
"Kuşkusuz, yapay zekanın üretimden sağlığa, eğitimden ulaşıma hayatın her alanına uzanan etkisini yalnızca ekonomik değer üzerinden değerlendirmek bize sınırlı bir bakış açısı sunar" diyen Bakan Kacır, "Yapay zekanın sunduğu imkanlardan en üst düzeyde faydalanırken, beraberinde getirdiği riskleri de doğru tespit etmek ve bu risklere karşı etkili önlemler almak durumundayız. Kritik altyapı üstünlüğü ve devasa küresel platformları kontrol etme kapasitesine sahip ülkeler ile dünyanın geri kalanı arasında artan uçurumun kapı araladığı yeni ve derin kutuplaşmaları göz ardı edemeyiz. Mevcut düzende verisine sahip çıkamayan, kendi modelini geliştiremeyen, kendi dijital altyapısını kuramayan ülkelere; başkalarının algoritmalarını besleyen, başkalarının zenginliğine hammadde taşıyan birer veri tarlası olma rolü biçildiği şüphesizdir” diye konuştu.
‘BAĞLAYICI VE HAKKANİYETLİ BİR KÜRESEL ZEMİN HENÜZ OLUŞMUŞ DEĞİL’
Bakan Kacır, “Diğer yandan yapay zekanın güvenli, adil, etik ve sorumlu biçimde kullanımı konusunda dünyadaki tüm tarafların üzerinde mutabık kaldığı, bağlayıcı ve hakkaniyetli bir küresel zemin henüz oluşmuş değil. Her geçen gün bu boşluğun derin etkilerini gösteren yeni vakalarla karşı karşıyayız. Nitekim geçtiğimiz aylarda güvenlik testlerine tabi tutulan gelişmiş yapay zeka sistemlerinin, kendileri için oluşturulan izole test ortamının sınırlarını aşarak internete eriştiğine ve üçüncü taraf sistemlere yetkisiz biçimde sızdığına şahit olduk. Derin sahtecilik teknolojileri, yapay zekayla üretilen sentetik içerikler ve önyargılı algoritmalar; hakikat ile yanılsama, adalet ile meşrulaştırma arasındaki çizgiyi giderek belirsizleştiriyor. Yaygın biçimde kullanılan yapay zeka modellerinin tek tipleştirici doğası; farklı toplumların hafızasının, değer dünyasının, dil zenginliğinin ve hayat tecrübesinin göz ardı edildiği bir dijital geleceğin kapılarını aralıyor” ifadelerini kullandı.
‘HİÇBİR ALGORİTMA İNSANIN AHLAKİ VE HUKUKİ SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRAMAZ’
Bakan Kacır, “Yanı başımızda, Gazze’de ise yapay zekanın saldırı hedeflerinin belirlenmesinde kullanılması, ahlaki pusulası olmayanların elinde bu teknolojinin nasıl bir yıkım aracına dönüşebildiğinin apaçık ispatı niteliğindedir. Hiçbir algoritma, insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Hiçbir teknolojik üstünlük, sivillerin yaşam hakkının yok sayılmasının utancını örtemez. İnsanı merkeze almayan, adaleti gözetmeyen, mahremiyeti korumayan bir zeminde geliştirilen teknoloji, insanlığın hayrına netice üretemez. Teknolojiyi insanlık için adalet ve merhamet ilkeleriyle şekillendirmek, medeniyet tasavvurumuzun bize yüklediği bir sorumluluktur” diye konuştu.
‘YERLİ YAPAY ZEKA TEKNOLOJİLERİNİN EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞMESİNİ SAĞLIYORUZ’
Bakan Kacır, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla yapay zekayı vatandaşlarımız ve tüm insanlık için bir refah vesilesine dönüştürecek iradeye ve birikime sahibiz. Bu birikimin temellerini son 23 yılda adım adım inşa ettiğimiz araştırma, yenilik ve üretim ekosistemiyle attık. TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitümüzle akademideki yetkinliğimizi sanayimizin ihtiyaçlarıyla buluşturuyor, kritik teknolojilerde millî kabiliyetlerimizi geliştiriyoruz. TÜBİTAK Yapay Zeka Ekosistem çağrılarımızla yerli yapay zeka teknolojilerinin ürüne, hizmete ve ekonomik değere dönüşmesini sağlıyoruz. Ekosistem aktörlerini birlikte teknoloji geliştirme ve bilgi birikimlerini paylaşma hedefi etrafında buluşturan Rekabet Öncesi İş Birliği Programımızın Türkçe Büyük Dil Temel Modeli Sektörel Uyarlama Çağrısı’yla sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt verecek projeleri destekliyoruz. Yapay zeka çözümleriyle KOBİ’lerimize maliyet ve rekabet avantajı sağlamak üzere KOSGEB Yapay Zeka Kredi Programı’nı uygulamaya aldık” dedi.
Bakan Kacır, “Dünyanın en büyük teknoloji festivali TEKNOFEST, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Sektör Kampüste, 42 Okulları, Yapay Zeka ve Teknoloji Akademisi gibi uygulamalarla gençlerimizi yapay zeka çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturuyoruz. Elbette yapay zeka teknolojilerinde ileri düzey araştırmalar yürütmek ve özgün modeller geliştirmek, yüksek hesaplama kapasitesine sahip altyapılarla mümkündür. Bu anlayışla araştırmacılarımızın, girişimlerimizin ihtiyaç duyduğu işlem kapasitesini artırmak üzere yüksek başarımlı hesaplama kümemiz ARF’i hizmete aldık. Yapay zeka girişimlerimizin EuroHPC süper bilgisayarlarından ücretsiz yararlanmasını ve dünyanın en güçlü 20 süper bilgisayarı arasında yer alan MareNostrum 5’in işlem kapasitesine erişimini sağladık. HIT-30 Programımızla yapay zeka ve veri merkezi yatırımlarını hızlandırıyor, hesaplama kapasitemizi büyütüyor ve girişimlerimizin ihtiyaç duyduğu dijital altyapıyı güçlendiriyoruz” diye konuştu.
‘İKİ YILDA 5 MİLYON VATANDAŞIMIZA ULAŞACAĞIZ’
Bakan Kacır, “Yapay zekayı ülkemizin kalkınmasında öncü konuma taşımamız, ekosistem aktörlerinin yakın dirsek temasıyla, ortak vizyon ve hedefler etrafında buluşmasıyla mümkündür. Bu anlayışla kamu, özel sektör ve akademi çevresinden uzmanların yanı sıra yediden yetmişe toplumumuzun her kesiminden vatandaşlarımızın görüş ve önerilerini dikkate alarak hazırladığımız 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı’yla önümüzdeki dönemin yol haritasını ortaya koyduk. ‘Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet’ olmak üzere dört temel eksen üzerine inşa ettiğimiz planımız kapsamında, yapay zeka ekosistemimizi güçlendirecek 16 eylemi ve 2030 yılına yönelik somut hedeflerimizi belirledik. 81 ilimizde kuracağımız Yapay Zeka Okuryazarlığı Atölyeleriyle iki yılda 5 milyon vatandaşımıza ulaşacağız. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz” ifadelerini kullandı.
‘EN AZ 2 BİN KAMU VERİ SETİNİ ERİŞİME AÇACAĞIZ’
Bakan Kacır, “Sağlıktan tarıma, eğitimden elektronik ticarete farklı alanlarda en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi’nde erişime açarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve şirketlerimizin yenilikçi çözümler geliştirmesine imkan sağlayacağız. Yapay zeka modellerinin büyüdüğü, işlem gücü ihtiyacının katlanarak arttığı bu dönemde dijital altyapımızı da bu dönüşümün gerektirdiği ölçekte büyüteceğiz. Enerji verimliliğini ve uluslararası standartları gözeterek veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030 yılına kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zeka altyapılarında özel sektörün öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz” dedi.
‘ULUSAL YAPAY ZEKA ETİK KURULU OLUŞTURACAĞIZ’
Bakan Kacır, “Şüphesiz, kullanıcılarına ve paydaşlarına güven vermeyen hiçbir yapay zeka uygulamasının geniş kabul görmesi mümkün değildir. Bu nedenle eylem planımızda güveni, bütün eksenleri besleyen ortak bir zemin olarak ele aldık. Kamu olarak sağlık, eğitim ve istihdam gibi vatandaşlarımızın hayatını doğrudan etkileyen alanlarda, sistemlerin muhtemel etkilerinin kullanıma sunulmadan önce değerlendirilmesini esas alacağız. İnsan denetimini ve teknik güvenlik testlerini bu süreçlerin ayrılmaz bir parçası haline getireceğiz. Oluşturacağımız Ulusal Yapay Zeka Etik Kurulu; mahremiyetin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve çocuklarımızın güvenliği başta olmak üzere geliştiricilerimize ve kurumlarımıza rehberlik edecek. Ortak ilkeleri, uygulamada karşılığı olan rehberlerle somutlaştıracağız” ifadelerini kullandı.
‘TEKNOLOJİ, İNSANLIĞIN REFAHINA HİZMET ETTİĞİ ÖLÇÜDE DEĞER TAŞIR’
Bakan Kacır, “Hakların korunduğu, sorumlulukların açıkça tanımlandığı ve yeniliğin önünün açıldığı bir dijital geleceğin inşasında hukukçularımızın katkısını son derece kıymetli buluyoruz. Bizim ilkemiz bellidir: Teknoloji, insanlığın refahına hizmet ettiği, insanın haklarını ve onurunu koruduğu ölçüde değer taşır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, adalet ve merhameti her platformda savunan; Milli Teknoloji Hamlesi’yle bilim ve teknolojide iddiasını her geçen gün daha da büyüten bir ülke olarak Türkiye’nin, yapay zeka devriminin sunduğu ekonomik değerden ve çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde istifade etmesini sağlayacağız. İnanıyorum ki ‘Kurumlarda Yapay Zeka: Güvenlik, Entegrasyon ve Ekonomik Değer Zirvesi’ de bu hedef doğrultusunda yeni fikirlerin, güçlü iş birliklerinin ve ülkemize değer katacak çalışmaların önünü açacaktır” dedi.
PROF. DR. HATİPOĞLU: STRATEJİK BİR DÖNÜŞÜM ALANI OLARAK GÖRÜYORUZ
Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise “Dijital yapay zekayı teknolojik bir yenilik olmasının yanında kurumların karar alma biçimini, üretme kapasitesini ve geleceğe hazırlanma anlayışını yeniden düşünmesini gerektiren stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Kurumsal Yapay Zeka sempozyumumuzu da tam olarak bu anlayışla kurguladık. Bu nedenle bugünkü sempozyumumuzun ana dinamiği yapay zekanın kurumlarımızda yer alıp almayacağından çok daha kapsamlı. Üzerinde durduğumuz temel konu, bu teknolojiyi insanı merkeze alan, güveni koruyan ve gerçek değer üreten bir anlayışla nasıl yöneteceğimizdir. Gün boyunca gerçekleştireceğimiz dört panelde yapay zekanın iç süreçlerine entegrasyonundan güvenlik kullanımına, veri ve hukuki sorumluluktan ekonomik değerine uzanan farklı boyutları ele alacağız. Böylece yapay zekayı tek bir teknoloji başlığı altında değil, kurumların bütüncül dönüşümünü ilgilendiren bir perspektifle değerlendirme fırsatı bulacağız” ifadelerini kullandı.
PROF. DR. GÖKYAYLA: ‘YAPAY ZEKA HUKUKU’ DERSİNİ MÜFREDATA DAHİL ETTİK
Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Emre Gökyayla da “Biz hukuk fakültemizde yaklaşık 7 sene önce ilk defa yapay zekayı, ‘Yapay Zeka Hukuku’ dersi olarak müfredata dahil ettik. İlk başta içeriğinin nasıl teşkil edeceği hususunda tereddütlerimiz olmadı mı? Oldu ama vazgeçmedik ve ciddi bir mesafe katettik. Yaklaşık bir sene önce de rektörlüğümüzün çok ciddi destekleriyle Yapay Zeka Hukuku ve Etik Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurduk. Bugüne kadar tanık olduğum araştırma merkezleri içerisinde hiçbirinin bir sene içinde bu kadar ön plana çıktığını görmedim. Sadece son bir ay içinde üç farklı sektörle ilgili sempozyum ve etkinlik düzenledik veya davetli olarak iştirak ettik. Bunların her biri birbirinden farklı alanlardaydı. Biri savunma sanayisinde, biri yayın sektöründe, biri de kurumsal düzenlemelere etkisiyle ilgiliydi” dedi.
AKSU: YAPAY ZEKANIN İNSANIN YERİNİ ALACAĞINA İNANMIYORUM
ASC Hukuk Kurucu Ortağı Dr. Av. Murat Aksu ise “Çeyrek asırlık bu yolculukta geriye dönüp yaptıklarımızı hatırlamak elbette çok kıymetli. Ancak 25’inci yılımız vesilesiyle yalnızca geçmişimizi kutlamak değil, önümüzdeki 25 yılda iş dünyasını ve hukuk dünyasını nelerin değiştireceğini de konuşmak istedik. Ulusal yapay zeka çerçevesi fikri de bu düşünceden doğdu. Bugün yapay zekadan söz ederken iki uç yaklaşım görüyoruz. Bir tarafta neredeyse bütün sorunları çözeceği beklentisi, diğer tarafta ise insanların ve çalışanların yerini alacağı endişesi var. Ben şahsen ikinci görüşe pek itimat etmiyorum. Yapay zekanın insanın yerini alabileceğine de inanmıyorum. Çünkü insanı insan yapan yalnızca bilgiyi işleme kapasitesi değil; muhakeme, tecrübe, vicdan, sorumluluk, sezgi ve insanlar arasında kurulan güven ilişkisidir. Özellikle bizim mesleğimizde bunların hiçbirini teknolojiden bağımsız düşünemeyiz ama teknolojiye de devredemeyiz” diye konuştu


