Özel Haber

Türkiye’nin 40 yıllık tespihçi kahvesi

Ankara’nın tarihi semti Ulus’ta yer alan ve Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Tesbihçiler ve Antikacılar Kahvesi, 40 yılı aşkın geçmişiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 30 yıldır tesbih camiasının içinde olan Osman Dere, bu köklü mekânın ticaret ve kültür odağı olma sürecine dair detayları aktarıyor.

Ankara Ulus’ta tesbih meraklılarını ve esnafını aynı çatı altında toplayan bu özel mekân, tesbihin bir sanata dönüştüğü ticaret merkezi olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Yaklaşık 30 yıldır bu çatı altında emek veren Osman Dere ise, Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan kafenin mevcut durumuna ve önemine dikkat çekiyor.

“HER TESBİH ANKARA'YI BİR KERE GÖRÜR”

Ankara Ulus’ta faaliyet gösteren bu mekan tesbihin bir sanata dönüştüğü ticari bir odak noktası olma özelliği taşıyor. Sektöre olan bağlılığını ve mesleki serüvenini anlatarak söze başlayan 54 yaşındaki Osman Dere, İşletmenin köklü geçmişine ve toplumsal karşılığına değindi. Mekânın kırk yıllık bir geleneği temsil ettiğini ve zamanla her kesime hitap eder hale geldiğini şu sözlerle aktarıyor:



“Burası yani Tespih ve Antikacılar Kafesi olarak Türkiye'de bir ilktir burası. 40 seneye aşkındır bu kafe Ankara'da Tespih ve Antikacılar Kafesi olarak devam etmekte. Şimdi normalde tespih tabii ki yani bizim kültürümüzde olan bir nesne ve şu anda her kesime de hitap ettiği için insanlar buraya çay içmek için gelenler 'Aa burası tespihçi kahvesiymiş' diyorlar giriyorlar tespih alıyorlar. Sonra zaten biliyorsunuz bu sosyal medyada tanındıkça bakıldıkça herkes rağbet etmeye başladı tabii ki geliyorlar çay kahvemizi bizden içiyorlar biz kendilerine tespih satıyoruz yani güzel bir ticarethane.”



TARİHİ DOKUNUN TURİZME KATKISI

Bölgenin tarihi dokusunun turistik potansiyeli nasıl beslediğini açıklayan Dere, özellikle yerli ve yabancı ziyaretçilerin mekâna olan ilgisinden bahsediyor:

“Burası eski Ankara evleridir yani tarihi yerler olduğu için turistler de geliyorlar geziyorlar burayı, kahve içmek için çay içmek için oturdukları zaman böyle bir mekan olduğunu görüyorlar giriyorlar içeriye bakıyorlar işte hoşlarına gidenler oluyor alıyorlar. Biz tespihleri anlatıyoruz kendilerine neler olduğunu onlardan da bileklik falan yapıyoruz hediye ediyoruz güzel bir ortam oluyor.”



ULUSLARARASI KATILIMLI BÜYÜK FUAR

Geçtiğimiz hafta ATO Congresium’da düzenlenen tesbih fuarının organizasyonunda bu kafenin katkılarıyla gerçekleştiğini paylaşan Dere, Ankara’nın bu alandaki iddiasını şu şekilde vurguluyor:

“Bu işin sponsorları da vardı, kahvenin idarecileriyle birlikte ve geçen sene ilkini yaptılar bu sene de ikincisi oldu Ankara'daki bu fuar. Biz bu fuara biraz geç kaldık yani daha başka şehirler bizden önce yaptılar bu fuarı ama şöyle düşündük biz: Her şey otursun, her şey bilinsin, her şey görülsün ondan sonra Ankara'da bu işe girilsin dedik. Kutsal emanetlerimiz geldi onlar sergilendi. Bu yoğun katılım sadece Ankara içinden değil hem Türkiye'nin bütün şehirlerinden, 81 vilayetinden hem de yurt dışından özellikle mesela damla kehribar tespihlerin çıkış noktaları Ukrayna, Litvanya, Polonya gibi Dominik ülkelerinden rağbet vardı ki onlar da geldiler ürünlerini sergilediler ve sattılar tabii ki.”



DEV BİR SERGİ ALANI VE HAFTALIK BULUŞMALAR

Mekânın kapasitesi sadece iç kısımla sınırlı kalmayıp, kurulan onlarca standla bahçe ve dış alanlara da taşıyor. Özellikle "Ay Pazarı" dönemlerinde adeta açık hava müzesine dönüşen atmosferi Dere şu sözlerle özetliyor:

“Ankara'da Tespihçiler ve Antikacılar Kahvesi'nin ay pazarı diye bir günü vardır. Ayrancı'da bir antika pazarı kuruluyor her ayın ilk haftası. O cumadan burada başlar pazar günü bir kısmı burada kalır bir kısmı Ayrancı Antika Pazarı'na giderler. Şimdi normal ayın cumartesi pazarlarında Ankara esnafının toptancıları buraya gelir. Mardin'den gümüşle beraber tespihler geliyor, Urfa'dan el işçiliği güzel tespihler geliyor. Dediğim gibi hepsinin toplanma merkezi Ankara'dır ve şöyle bir şey var: Türkiye'de üretilmiş her tespih Ankara'yı bir kere görür muhakkak. Tespih bir sanattır, kültürdür; sahip çıkalım.”