Moderatörlüğünü duayen foto muhabiri Abdurrahman Antakyalı’nın yaptığı söyleşide Özbilici, suikast anından savaş bölgelerindeki deneyimlerine, medya eleştirilerinden gazetecilik anlayışına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Burhan Özbilici usta bir foto muhabiri. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un 2016 yılında Ankara’da uğradığı suikastı fotoğraflayan tek isimdi. Karlov'un bir suikast sonucu öldürüldüğü anı ölümsüzleştiren fotoğraflarıyla dünya çapında tanındı. Bu çarpıcı kareler, Özbilici'ye 2017 yılında prestijli World Press Photo "Yılın Fotoğrafı" ödülünü kazandırdı.
Basın hayatına 1970’li yıllarda başlayan Burhan Özbilici, haftalık ve aylık dergiler yayımlayan bir grupta editör olarak çalışırken Fransızca medya-gazetecilik, Fransız edebiyatı ve tarih eğitimi aldı. Mart 1989’da Associated Press bünyesinde tam zamanlı serbest foto muhabiri olarak çalışmaya başlayan Özbilici, 1996 yılından itibaren ajansın kadrolu foto muhabiri olarak görev yaptı.
AP adına Körfez Krizi’nden Birinci Körfez Savaşı’na, Pakistan depremlerinden Orta Doğu’daki çatışma bölgelerine kadar birçok önemli gelişmeyi takip eden Özbilici, 2016 yılında Andrey Karlov suikastını belgeleyen fotoğraflarıyla dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Özbilici, aralarında World Press Photo 2017 birinciliğinin de bulunduğu çok sayıda uluslararası ödül kazandı.
“KAÇIP VURULMAKTANSA İŞİMİ YAPMAYA KARAR VERDİM”
2016 yılında Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde yaşanan suikast Burhan Özbilici'nin hayatı boyunca unutamadığı anlardan. O gün sergiye rutin bir haber için giden Özbilici, büyükelçinin konuşmaya başlamasıyla tarihe geçecek fotoğrafları çekeceğinden habersizdi.
Büyükelçinin konuşma yapacağını öğrendikten sonra salonda kalmaya karar verdiğini belirten Özbilici, saldırının başlamasıyla yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Bütün dünyayı şok eden bir olaydı. Ben de şok oldum, korktum ama paniklemedim. Bir anda kıyamet koptu. İnsanlar çığlıklar içinde kaçıyordu, kimisi yerlere yatıyordu. Gazetecinin sorumluluğu bu olayı belgelemekti.”
Saldırının ardından herkesin kaçmaya çalıştığını anlatan Özbilici, “Yüzde 99 vurulacağımı düşündüm. Ama kaçıp arkadan vurulmaktansa işimi yapmaya karar verdim. Çok dikkat ettim.'' dedi.
Suikast anında yaşadığı psikolojiyi de paylaşan Özbilici, “Bütün hayatım gözlerimin önünden geçti. Annem, babam, öğretmenlerim, arkadaşlarım, hatta kedilerim aklıma geldi. Ama paniklemedim. Sanki hepsi etrafımdaymış gibi hissettim. Dayanabilmek ve çalışabilmek için buna ihtiyacım vardı.”
“ÇANAKKALE SAVAŞINDAYMIŞIM GİBİ HİSSETTİM”
O anlarda çocukluğundan beri dinlediği Çanakkale Savaşları hikâyelerinin de aklına geldiğini belirten Özbilici, babasının kendisine sık sık Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de askerlerine söylediği “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözünü anlattığını ifade etti.
Yaşadıklarını daha sonra yurtdışında da anlattığını belirten Özbilici, Viyana’da Avusturya Başbakanı’nın kendisine, “Bir katilin karşısında nasıl fotoğraf çekmeye devam ettin?” diye sorduğunu aktararak, “Ben de ona ‘Atatürk’ü biliyor musunuz?’ diye sordum. O da ‘Hepimiz Atatürk’e hayranız’ dedi. Ben de Çanakkale’deki ‘Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum’ sözünü anlattım. Suikast anında sanki Çanakkale’deymişim gibi hissettim ve ‘İşini yap, ölürsen de görevini yapmış olarak öl’ dedim” ifadelerini kullandı.
“KATİLLE ÖLDÜRDÜĞÜ KİŞİNİN AYNI KAREDE OLDUĞU BAŞKA OLAY YOK”
Özbilici, çektiği karenin yalnızca bir haber fotoğrafı olmadığını belirterek, “Katille öldürdüğü kişinin aynı karede canlı olarak bulunduğu başka bir olay yok. Bu fotoğraf tarihe bırakılmış çok güçlü bir görsel tanıklık.” dedi.
Özbilici, olay sırasında 100’ün üzerinde kare çektiğini belirterek, “Sayının önemi yoktu. O an neyi belgeleyebileceğimi düşünüyordum. İlk anda saldırganı koruma ya da görevli sandım. Sonradan katil olduğunu anladım.” diye konuştu.
Kendisine yönelik “kahraman” yorumlarından rahatsız olduğunu da dile getiren Özbilici, “Kahramanlık yaptığımı düşünmüyorum. Sadece işimi yaptım. Farklı bir mesleki eğitimim, farklı bir duruşum var.” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİ HABERİN ÖNÜNE GEÇMEMELİ”
Söyleşide gazetecilik etiği de önemli başlıklardan biri oldu. Abdurrahman Antakyalı, “Gazeteci haberin öznesi değildir. Orada tanıklık etmek için bulunur.” dedi.
Özbilici ise gazeteciliğin yalnızca teknik bilgiyle yapılamayacağını vurgulayarak, “Fotoğrafçılık sadece fotoğraf çekmek değildir. İnsanları, tarihi, coğrafyayı anlamanız gerekiyor. Güçlü fotoğraf ancak o zaman ortaya çıkar.” ifadelerini kullandı.
Gençlere de seslenen Özbilici, “Gençlik ideal demektir. İdeali olmayan bir insan hiçbir meslekte kalıcı başarı elde edemez. Gençler idealleriyle çok şey başarabilir.” diye konuştu.
Hacı Bayram Üniversitesi Fotoğraf Atölyesi İletişim Fakültesi Fotoğraf Atölyesi Koordinatörleri Hasan Demirel ile Levent Bulut, "Basın Fotoğrafçılığı Söyleşileri" başlığı altında gerçekleşen etkinlik serisinin önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde de bu alanın önemli isimleriyle devam edeceğini bildirdi.