Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 3 Eylül’de yapılan açıklamada, "Sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulan ve Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği değerlendirilen ifadelerin yer aldığı paylaşımlara ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen inceleme yapılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde, feshedilen Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1'inci maddesinde düzenlenen 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçu kapsamında soruşturma başlatılmıştır" denildi.
'BU, TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNDE BİR İLK'
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Davutoğlu ifade vermek için Ankara Adliyesi'ne geldi. Ahmet Davutoğlu savcılıkta yaklaşık 1 saat ifade verdikten sonra çıkışta basın mensuplarına açıklama yaptı. Davutoğlu, "Onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yargıya duyduğum saygı, adalet idealine duyduğum hürmet dolayısıyla biraz önce benden talep edilen ifadeyi verdim. Her şeyden önce bütün bu süreçte desteğini esirgemeyen ve bugün de yanımda olan genel başkanlarımıza, Türkiye’nin her köşesinden, yurt dışından destek beyan eden bütün adalet, hukuk sevdalılarına teşekkür ediyorum. Tabii bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, düşüncesini ifade ettiği, eleştirilerini dile getirdiği için şüpheli sıfatıyla adliyeye çağırıldı. Bunun herkes tarafından bilinmesini istiyorum. Ben, yargıya duyduğum saygı gereği, hiç kimsenin de yargının üzerinde olmadığı inancıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ifademi verdim. Ama bu ülkeye Dışişleri Bakanı, Başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı olarak da ilk kez böyle bir uygulamanın devletin üst katında yaşanmış olmasını da hüzünle karşılıyorum" dedi.
'BU BENİM ŞAHSİ İTİBARIM DEĞİL, ÜLKEMİN İTİBARI'
Ahmet Davutoğlu, soruşturmanın açıldığı ilk günden itibaren ulusal ve uluslararası basından çok sayıda görüşme talebi geldiğini ifade ederek, "Geçmişte birlikte çalıştığım muhataplarımdan görüşme ve ne olup bittiğiyle ilgili sorular geldi. Bunların hiçbirisine cevap vermedim. Hiçbir demeç vermedim. Hatta cuma günü son derece önemli bir kuruluşta eski devlet yetkililerinin, siyasilerin ve akademisyenlerin olduğu bir oturumda konuşmam vardı. Onu da iptal ettim. Çünkü kendi ülkemi, ülkemin yargısını bir olumsuz algıyla anılmasını asla istemedim. Böyle bir durumu savunmak bile bana zül olur. Hala çok sayıda telefon alıyorum. Ve bu telefonlara da cevap verdiğimde ülkemin yurt dışında olumsuz bir algıyla anılmamasına özen gösteriyorum. Ulusal basınımızın temsilcileri, birçoğu da telefonla aradı. Hiçbirisinin telefonuna dönmedim. Açık bir şekilde söylüyorum; bundan sonra da ulusal basının görüşmelerine asla olumlu bir cevap vermeyeceğim. Çünkü bu benim şahsi itibarım değil, ülkemin itibarı" diye konuştu.
'DOSDOĞRU OLMAYA DEVAM EDECEĞİM'
Siyasetten çekilme kararı aldığını hatırlatan Davutoğlu, "Bundan sonra da aynı ilke çerçevesinde ama görüşlerimi beyan etmeye devam edeceğim. Benim hayatımı yönlendiren en önemli ilke, 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' ilahi kelamının kendisidir. Akademik hayatta ders verirken, kitap yazarken, büyükelçi olarak devletimi temsil ederken, Dışişleri Bakanı olarak ülkemin menfaatlerini gözetirken, Başbakan olarak ülkede şeffaflığı, hukuk devletini savunup terörle mücadelenin en sert şartlarında görevimi yaparken hep bu ilkeyle davrandım. Dosdoğru, emrolunduğum gibi dosdoğru olmaya çalıştım, buna milletim şahittir. 11 Eylül 2021 tarihinde yaptığım o konuşma da dosdoğru olmanın bir gereğiydi. O sözlerimin arkasındayım. Buradan milletime söz veriyorum. Bundan sonra da Rabb'im ve milletim adına dosdoğru olmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Öte yandan Ahmet Davutoğlu’nun savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Davutoğlu ifadesinde, "Bugün burada bulunmamın ve ifade vermemin sebebi, klasik anlamda bir savunma yapmak değildir. Hukuk devletine olan inancımı teyit etmek, adaletin bir gün herkese lazım olacağını hatırlatmak ve yalnızca şahsımı değil, adaleti, kamu malını, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunmak için buradayım. Bu soruşturmanın hukuki gerekçelerle değil, siyasi saiklerle başlatıldığı; maddi gerçekliğe ulaşmaktan çok şahsımı itibarsızlaştırmayı ve bu soruşturma üzerinden başkalarına da gözdağı vermeyi amaçladığı kamu vicdanının malumudur. Soruşturmanın açıldığını medyadan öğrenmem, daha sonra ifade vereceğim tarihin ve saatin de basına sızdırılması, ülkemizde yargının içine düşürüldüğü durumu açıkça göstermektedir. Soruşturmaya konu edilen konuşma, 11 Eylül 2021’de Bingöl’de yaptığım ve bugün de her cümlesinin arkasında durduğum siyasi bir konuşmadır. Kamu kaynaklarının kullanımı, nepotizm, liyakatsizlik ve belirli zümrelere tanınan imtiyazlar konusunda o gün ne söylediysem bugün de o sözlerin sahibi ve savunucusuyum. Bu gerçekleri dile getirmem hakaret değildir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı, bu ülkeye Dışişleri Bakanı ve Başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı ve bir siyasi partinin genel başkanı sıfatıyla tarihi, ahlaki ve siyasi sorumluluğumdur” dedi.
‘HAKARET ETMEDİM; HESAP SORDUM’
Davutoğlu ifadesinde, “Sayın Cumhurbaşkanı aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanıdır ve aktif siyasetin içinde, siyasi tartışma ve polemiklerin doğrudan tarafıdır. Bu gerçeklik, TCK’nın 299’uncu maddesi uygulanırken mutlaka dikkate alınmalıdır. Aktif siyasetin tarafı olan bir kişinin siyasi eleştirilere karşı mutlak ve ayrıcalıklı bir ceza hukuku korumasından yararlandırılması demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz. Ben bugün burada yalnızca kendimi savunmuyorum. Konuşma hakkı soruşturmalarla daraltılan siyasetçiyi, gazeteciyi, akademisyeni, öğrenciyi ve her bir vatandaşımızı savunuyorum. Korkmadan konuşulabilen, iktidarın hesap verdiği ve yargının talimat değil, hukuk dinlediği bir Türkiye idealini savunuyorum. Sözlerimin arkasındayım. Çünkü bu sözler şahsi bir öfkenin değil; milletin hukukunu, devlet ahlakını ve adaleti koruma iradesinin ifadesidir. Hakaret etmedim; hesap sordum. Aşağılamadım; eleştirdim. Suç işlemedim; anayasal hakkımı ve siyasi sorumluluğumun gereğini yerine getirdim. Açıkladığım hukuki, siyasi ve ahlaki gerekçeler doğrultusunda; usulü ve zamanlaması siyasi saiklerle hareket edildiğini gösteren bu soruşturma dosyasında, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172’nci maddesi uyarınca hakkımda derhal kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesini talep ediyorum” ifadelerini kullandı.




