Ostim Teknik Üniversitesi’nde Elektrik-Elektronik Mühendisliği alanında Prof. Dr. Sinan Kıvrak, akademisyenler ve öğrencilerle birlikte sanayiye yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge projeleri geliştiriyor. Üniversite laboratuvarlarında öğrencilerin aktif olarak yer aldığı çalışmalarda, fabrikalardan gelen endüstriyel ürünler üzerinde söküm, analiz ve yeniden tasarım yapılarak sistemler yazılım ve donanımıyla birlikte yeniden hayata kazandırılıyor.
Geliştirilen projeler, öğrencilerin doğrudan içinde yer aldığı süreçlerle Türkiye’de üretilmeyen veya yüksek maliyetli sistemlerin yerli imkânlarla yeniden tasarlanmasını kapsıyor. Çalışmaların bir kısmı patent sürecine girerken, bazı ürünler ise yurt içi ve yurt dışındaki sanayi tesislerinde aktif olarak kullanılıyor.
ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİNDE AR-GE VE ÖĞRENCİ TEMELLİ ÜRETİM MODELİ
Prof. Dr. Sinan Kıvrak, Ostim Teknik Üniversitesi’nde 2021’den bu yana öğrencilerle birlikte sanayi destekli bir sistem içinde Ar-Ge ve Ür-Ge projeleri geliştirdiklerini, öğrencilerin sanayiye gitmeden gerçek endüstriyel problemleri üniversite içinde çözerek uygulamalı deneyim kazandığını ve bu çalışmaların hem akademik hem de ekonomik değeri olan ürünlere dönüştürülerek ticarileştirildiğini ya da bilimsel yayınlara dönüştürüldüğünü vurguladı.
Prof. Dr. Kıvrak şunları söyledi: “Bizim üniversitede şöyle bir şansımız var. Sanayi Odası Başkanı, rektörlük ve dekanlık sanayiyle entegre çalışıyor. Bu üçlü yapı güçlü olduğu için burada üretim yapılabiliyor. Bize laboratuvar tahsis edildi ve ‘öğrencilerle birlikte sanayi problemlerini üniversite içinde çözün’ denildi. 2021’den beri burada Türkiye’de ya da dünyada üretilmeyen projeleri alıp Ar-Ge, üretim ve test süreçlerinden geçiriyoruz. Öğrenci sanayiye gitmeden problemi içeride çözüyor. Sonra bunları firmalara sunuyor, ekonomik değeri olanları satıyoruz, uygun olanları da makale olarak yayınlıyoruz.”
Prof. Dr. Sinan Kıvrak, üniversitede yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmalarının hem akademik hem de sanayiye yönelik olarak sürdürüldüğünü, geliştirilen sistemlerin üretim tesislerinde kullanıldığını ve yurt dışına ihraç edildiğini belirterek, Türkiye’de üretilemeyen veya arızalı yabancı sistemlerin yeniden tasarlanarak yerli hale getirildiğini ifade etti.
Yaklaşık 16-17 tane patent başvuruları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kıvrak, “Her ürüne patent diyemiyoruz, bazı çalışmalar gizlilik nedeniyle patentlenmiyor. Bu sene 4 patent başvurumuz var. Teknofest kapsamında patent yarışmasına davet edildik ve Şanlıurfa’daki yarışmaya katılacağız. Buradaki çalışmalar Ar-Ge ve Ür-Ge kapsamında sanayi problemlerine yönelik yürütülüyor. Geliştirdiğimiz bazı sistemler fabrikalarda kullanılıyor, 2019’da yaptığımız kablo sektörüne yönelik uzun süreli yaşlandırma sistemi Türkiye’de 7 fabrikaya kuruldu, ayrıca Hindistan ve Tunus’a ihraç edildi. Arızalı yabancı sistemleri alıp tamamen yeniden tasarlıyor, yazılım ve donanımıyla yerli hale getiriyoruz ve öğrencilerle birlikte sökümden tasarıma tüm süreci uygulamalı olarak yürütüyoruz.” diye konuştu.
Prof. Dr. Sinan Kıvrak, öğrencilerin laboratuvarda projelerin sökümünden tasarımına, yazılımından montajına kadar tüm aşamaları uygulamalı olarak gördüğünü ve mezun olmadan en az dört farklı projede bu sürece dahil olmalarının hedeflendiğini belirtti.
Prof. Dr. Sinan Kıvrak açıklamalarına şöyle devam etti: “İçerisindeki malzemelerin sökülmesi, yeni sistemin tasarlanması, kablosunun döşenmesi, montajının yapılması, yazılımının yapılmasına kadar bütün aşamaları öğrencilere gösteriyoruz. Öğrencinin en büyük avantajı böyle bir projeyi görmesi, çünkü bu tür özel ürünlere dışarıdan erişmek mümkün değil. Buraya fabrikalardan ve kurumlardan ürünler geliyor ve öğrenci bunları görme şansı buluyor. Mezun olmadan en az dört projenin baştan sona tüm aşamalarını görmeleri şart. Öğrenciler 1’inci sınıftan itibaren başlıyor. Üniversite sadece gezme ve sosyal yaşam değil; gelecekteki hayatı kuracak teknik altyapının kazanıldığı yer. Bu süreçte ücretsiz eğitim alıyorlar, mezun olduktan sonra bu imkanların aynı şekilde olmayacağını bilmeleri gerekiyor. Bizim rakiplerimiz çok ileride, bu açığı kapatmamız gerekiyor.”
ÖĞRENCİ KATILIMLI VE UYGULAMALI ÇÖZÜM MODELİ
Üniversitede sanayi firmalarından gelen teknik ihtiyaçlara göre proje geliştirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Sinan Kıvrak, çözüm üretilemeyen sistemleri de akademik ekip ve öğrencilerle birlikte çözüm üreterek bu süreçte öğrencilerin yalnızca gözlemci değil, doğrudan üretim ve geliştirme sürecinin aktif bir parçası olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Sinan Kıvrak, “Firmalar bize bir ürün ya da sistem geliştirme talebiyle geliyor. Biz önce konuyu araştırıyoruz, sonra tasarım, simülasyon, prototip üretimi ve sahada test süreçlerini yürütüyoruz. Öğrenciler bu sürecin tamamını baştan sona birebir görüyor ve uyguluyor. Bizde öğrencilerin en az birkaç projeyi uçtan uca deneyimlemesi şart. Hatta öğrenciler projeler üzerinden tanınıyor; her bir öğrenci, çalıştığı proje ile özdeşleşiyor ve bu nedenle yaptığı projeye göre bir lakapla anılıyor. Bu da onların sahada gerçek mühendislik pratiği kazanmasını sağlıyor. Amaç, öğrenciyi mezun etmeden önce gerçek sanayi problemleriyle birebir çalıştırmak ve üretim sürecinin içine tamamen dahil etmektir.” ifadelerini kullandı.
ÖĞRENCİLER İÇİN UYGULAMALI VE YOĞUN BİR DENEYİM
Öğrenciler, üniversitede yürütülen uygulamalı eğitim modeli sayesinde yoğun bir proje sürecinin içinde yer alarak mesleki açıdan önemli deneyimler kazandıklarını ifade ediyor.
Yusuf Emre Kuş, eğitim sürecinde birçok projede aktif görev aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Burada hiçbir zaman vaktimin boş geçtiğini hatırlamıyorum. Sürekli projeler var, aynı anda birden fazla projenin içinde oluyoruz. Zor ama çok öğretici bir süreç.”
Umut Salih Aktaş ise mezuniyet aşamasına geldiğini ve tüm teorik bilgisini sahada uygulama fırsatı bulduğunu belirterek, “Burada öğrendiğim her şeyi uygulamaya geçirdim. Birçok projede görev aldım ve birkaç yıldır staj yaparak tecrübe kazandım. Şu anda da bitirme projemi yapıyorum.” dedi.