26 Nisan 1986’da yaşanan Çernobil faciasının yıl dönümü yaklaşırken, son yaşanan 40 günlük İran savaşıyla birlikte nükleer santraller konusu tekrar tartışmaya açıldı. Nükleer santraller, bir savaş sırasında saldırı noktası olması nedeniyle ciddi tehlike yaratıyor. Uzmanlar, nükleer santrallerin enerji üretimi için artık ön planda olmadığını, taşıdığı riskin çok daha fazla olduğunu belirtiyor.
Konuyla ilgili Elektrik Mühendisleri Odası’nın Nükleer Karşıtı Platformdaki sözcüsü ve EMO Ankara Şube Başkanı Ramazan Pektaş ile konuştuk. Başkent Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Pektaş, Türkiye’deki nükleer santral çalışmalarının yıllardır tartışma yaratan bir konu olduğuna dikkat çekti. Pektaş, “Nükleer santral faciaları bize gösterdi ki; nükleer santrallerin risk potansiyelleri ciddi oranda yüksek. Dünyada toplam 800’e yakın nükleer reaktör bulunuyor. Bunlardan Çernobil'de, Fukuşima’da, Tree Mile Island’da patlayan reaktör sayısı toplam 8. Bu ortalama yıllar içinde her 100 reaktörden birinin patladığı anlamına geliyor. Zaman zaman uçak faciasının daha fazla olduğu söylenir ancak, buradaki en önemli şey nükleer santrallerde bir kaza yaşandığında ortaya çıkan maddi ve manevi maliyet çok yüksek. Sadece Ukrayna'daki Çernobil faciası için verilen rakamlar 50 milyar dolardan 300 milyar dolara kadar değişiklik gösteriyor. Radyoaktif serpintiden yaşanan ölümler ve yıllar içindeki kanser vakaları da ayrı bir facia.” diye konuştu.
Nükleer enerjiye ihtiyaç olmadığına dikkat çeken Pektaş, “Nükleer enerjinin, elektrik içindeki payı gittikçe düşüyor. Çünkü diğer kaynakların payı çok daha fazla.” dedi.
Pektaş, Nükleer Karşıtı Platformun 25 Nisan Cumartesi günü Sinop’ta bir miting düzenleyeceğini, bölge halkının bu konuda hassas ve tepkili olduğunu kaydederek, “Miting öncesi 24 Nisan’da da Nükleer Santral gerçekleri ile ilgili konuşmaların ve peşinden bir forumun yapılacağı, çevrimiçi izlenebilecek bir de etkinlik düzenlenecek.” ifadelerinde bulundu.
Devamı için tıklayınız.