Özel Haber

Kalecik’in Ayvası pişirilerek yenilmeli

Balkan ülkelerinde bir bebek doğduğunda yaşamının verimli ve sevgi dolu olması anlamlarını sağlamak için mutlaka bir ayva ağacı dikildiğini anlatılırken, günümüzde ise Anadolu’nun en kadri bilinmemiş meyvelerinden olan ayvanın, kışın bastırdığı şu soğuk günlerde ağaçlarda ‘sarı fenerler’ gibi sallanması bile insanın içini ısıtıyor.

Eski Kahramankazan Belediye Başkanı Seyfettin Arslan araştırmaları sonrası hazırladığı “Ankara’nın On Meyvesi” çalışmasında Kalecik Ayvasını www.baskentgazete.com.tr’ye anlattı.

Avusturalya hariç tüm kıtalarda ayvanın yetiştirildiğini vurgulayan Arslan, dünyada ayva üretiminde Türkiye’nin ilk sırada geldiğini söyledi. 2020 yılı verilerine göre 189 bin ton üretimle Türkiye ilk sırada olurken, 125 bin ton ile Çin ikinci, Özbekistan, İran ve Fas’ın ardından geldiğine vurgu yaptı.

PİŞİREREK YENİLMESİ FAYDALIDIR

Ayvanın hem taze çiçeğinin hem yaprağının hem kabuk kısmının hem de çekirdeğinin yararlarını sıralayan Arslan, taze çiçeğinin baş ağrısını geçirdiğini, kalbe ve beyine kuvvet verdiğini kaydetti. Yine çiçeğinin bal ile pişirilip emziren kadınların tüketmesi halinde sütünün artığını söyleyen Arslan, “Ayva yemekten önce yenilirse kabızlık, sonra yenilirse ishal yapar. Çiğ yenilmesi pek tavsiye edilmez. Pişirerek yenmesi daha uygundur. Fazla yenilmesi de zararlıdır” diyor.

Kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurupla gargara yapıldığında boğaz iltihabına iyi geldiğini, damar sertliğine, karaciğer tembelliğine de iyi geldiğini söyledi.

Ayva şurubunun ishali ve dizanteriyi kestiğini hatırlatan Arslan, “Mideye ve bağırsaklara kuvvet verir. Tansiyonu düşürür. Safrayı tedavi eder. Bronşite, öksürüğe, vereme faydalıdır” dedi.

Çekirdekleri konusunda da bilgi veren Arslan, çekirdeklerinden yapılan merhemin dudak ve meme çatlaklarına, egzamalara, deri hastalıklarına iyi geldiğini söyledi. Yine çekirdekleri kaynatılıp içildiğinde de göğüs ağrılarını hafiflettiğini anlatan Arslan, “Ayvanın yaprağını yakıp kül olmadan siyah iken söndürüp iyice döğerek sonra göze çekseler çok faydalıdır” sözleriyle anlattı.

OSMANLI MUTFAĞININ VAZGEÇİLMEZİ

Ayvadan Osmanlı mutfağında reçeli, şurubu, peltesi, tatlısı yapılsa da sadece tatlılar için kullanılmadığını, etli ve tavuklu yemeklerin de yapıldığını anlatan Arslan, “Ayvanın tatlı ekşi mayhoş tadı ete çok yakışıyor. Ayva bastısı, ayva aşı, ayva sulusu, ayva tavası, etli ayva dolması, ayva tas kebabı, ayvalı yahni gibi yemekleri çok sevilirmiş” diye anlattı.

SOKAK SATICILARI KÜFELERİNDE SATARDI

Ayvanın sert sulu ve gevrek oldu mu mayhoş tadıyla çok hoş olduğunu anlatan Arslan, “Anadolu’da pek çok güzel ayva çeşidi var. Ama maalesef pek azı biliniyor. Nispeten yumuşak olan ekmek ayvası, mis gibi kokan limon sarısı limon ayvası biliniyor. Bir zamanlar sokak sokak gezen ayva satıcıları olurdu. En seçme ayvaları sırtlarındaki küfede taşır, küfeyi de ayva yapraklarıyla süslerlerdi. Bugün artık sadece ‘Geyve Ayvası’ coğrafi işaret almış. Bir de Evliya Çelebi Bilecik’in Osmaneli ilçesinin ayvalarını, ayva reçellerini çok methetmiş. Bugün de Bilecik’te ayvalı lokum yapılıyor” sözleriyle anlattı.