Özel Haber

“Hayır” diyememek tükenmişliğe yol açabilir

Psikolog Sena Dokumacı, “hayır” diyememenin suçluluk ve bencillik hissine yol açabileceğini söyledi. Bu durum, özellikle başkalarını memnun etmeye odaklanan kişilerde daha yoğun hissedilebiliyor. Dokumacı, sağlıklı ilişkilerde sınır koyabilmenin hem psikolojik hem de fiziksel sağlığı korumanın önemli bir yolu olduğunu vurguladı.

Günlük yaşamda birçok kişi, başkalarını kırmamak veya ilişkilerini korumak amacıyla “hayır” demekte zorlanıyor. Psikolog Sena Dokumacı, sürekli “evet” demenin bireyde hem psikolojik hem de fiziksel yıpranmaya neden olabileceğini belirtiyor.

Dokumacı ’ya göre, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde öğrenilen ilişki kalıpları, özellikle başkalarını memnun etmenin ve fedakârlığın takdir edildiği ortamlarda büyüyen bireylerin, kendi ihtiyaçlarını geri plana atmalarına yol açabiliyor. Bu kişiler için “hayır” demek, karşısındaki kişiyi kırmak veya reddetmek gibi algılanabiliyor. Oysa sağlıklı ilişkilerde sınır koymak, kendimizi ve duygusal kapasitemizi korumanın önemli bir yoludur .

“HAYIR” DEMEK REDDETMEK ANLAMINA GELMEZ

Birçok kişinin “hayır” dediğinde suçluluk hissi yaşayabildiğini ya da bencil olduğu düşüncesine kapılabildiğini belirten Psikolog Sena Dokumacı, bu durumun önemli sebeplerinden birinin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde öğrenilen ilişki kalıpları olduğunu ifade etti. Özellikle başkalarını memnun etmenin, uyumlu olmanın ya da fedakârlık yapmanın takdir edildiği ortamlarda büyüyen bireylerin zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenebildiğini söyleyen Dokumacı, bu kişiler için “hayır” demenin karşısındaki kişiyi kırmak, hayal kırıklığına uğratmak ya da onu reddetmek gibi algılanabildiğini dile getirdi.

Psikolog Sena Dokumacı, psikolojik açıdan bakıldığında ise sağlıklı ilişkilerin önemli bir parçasının sınır koyabilmek olduğunu vurgulayarak, “Hayır demek karşımızdakini reddetmek değil, kendi ihtiyaçlarımızı ve duygusal kapasitemizi gözetebilmek anlamına gelir” dedi.

İNSANLAR BİZİ GERÇEKTEN OLDUĞUMUZ KİŞİ İÇİN Mİ SEVİYOR, YOKSA ONLARIN İHTİYAÇLARINI KARŞILADIĞIMIZ İÇİN Mİ DEĞER GÖRÜYORUZ?

İnsanların ilişkilerde gerçekten kim oldukları için mi yoksa başkalarının ihtiyaçlarını karşıladıkları için mi değer gördüğü sorusunun da birçok kişinin zihnini zaman zaman meşgul ettiğini belirten Dokumacı, sağlıklı ve güvenli ilişkilerde bireylerin yalnızca yaptıklarıyla değil, o ilişkide var olmalarıyla da değer gördüğünü söyledi. Sağlıklı ilişkilerde karşılıklılık olduğunu ve gerçek bağların bu şekilde kurulduğunu ifade eden Sena Dokumacı, bazı kişilerin başkalarını memnun etmeye çok odaklandıklarında “Değerim ancak bir şey yaptığım sürece var” inancını geliştirebildiklerini söyledi. Bu durumun kişinin sürekli verici olan, sorumluluk alan ve başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendiren bir rol üstlenmesine yol açabileceğini belirten Dokumacı, böyle bir ilişki dinamiğinin uzun vadede bireyin kendini tükenmiş hissetmesine neden olabileceğini söyledi.

SÜREKLİ “EVET” DEMEK KRONİK STRESE YOL AÇABİLİR

Sürekli “evet” demenin zamanla ciddi bir psikolojik yük oluşturabileceğine dikkat çeken Sena Dokumacı, kişinin kendi sınırlarını zorladığında, dinlenmeye ya da kendisi için zaman ayırmaya fırsat bulamadığında kronik stres yaşayabileceğini ifade etti.

Uzun süreli stresin yalnızca psikolojik değil fiziksel belirtilerle de kendini gösterebildiğini belirten Dokumacı, uyku problemleri, yorgunluk, baş ağrıları, kas gerginliği ve mide-bağırsak sorunlarının stresle yakından ilişkili olduğunu söyledi. Bu nedenle bireylerin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi, kapasitesini değerlendirmesi ve gerektiğinde “hayır” diyebilmesinin hem psikolojik hem de fiziksel sağlığın korunması açısından önemli olduğunu vurguladı.

“Hayır” denildiğinde insanların uzaklaşacağı düşüncesinin de birçok kişi için kaygı yaratabildiğini dile getiren Sena Dokumacı, bu durumun çoğu zaman reddedilme korkusu ve yalnız kalma endişesiyle ilişkili olduğunu belirtti. Özellikle onaylanmaya güçlü bir ihtiyaç duyan ya da geçmişte reddedilme deneyimleri yaşamış kişilerde bu korkunun daha yoğun hissedilebildiğini ifade eden Dokumacı, yalnızlık duygusunun zorlayıcı ve acı verici bir deneyim olduğu için bireylerin böyle bir olasılığı göze almak istemeyebileceğini söyledi.

Bu nedenle bazı kişilerin ilişkilerde dengeyi korumak adına zaman zaman kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak telafi edici davranışlar gösterebildiğini belirten Sena Dokumacı, kişinin “hayır” dediğinde gerçekten de ondan uzaklaşabilecek bazı insanların olabileceğini ancak sağlıklı ve güvenli ilişkilerde sınırların karşılıklı olarak kabul edildiğini ve saygı gördüğünü vurguladı. Dokumacı, sınır koyabilmenin çoğu zaman ilişkileri zayıflatmak yerine daha dengeli, açık ve saygılı hale getirdiğini belirterek gerçek bağların yalnızca sürekli “evet” denildiğinde değil, kişinin kendini dürüst ve açık bir şekilde ifade edebildiğinde de varlığını sürdürebildiğini sözlerine ekledi.