Özel Haber

Deriye 25 yıldır hayat veriyor

Deri işleme ve katı sanatçısı, çevresinin "Üstad-ı Kebir" olarak tanımladığı Murat Ateş, 25 yılı aşkın mesleki tecrübesiyle Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde fabrikasyon üretime karşı el emeğiyle üretim yapıyor.

Uzun yıllar Ulucanlar Sanat Sokağı’nda sürdürdüğü çalışmalarına Ankara Kalesi’nde devam eden Ateş, seri üretimden uzak, kişiye özel tasarımlarıyla sanatını icra ediyor.

Deri işleme ve katı sanatı alanında 25 yıllık tecrübeye sahip Murat Ateş, Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde üretimlerini tamamen kişisel yorumuyla gerçekleştiriyor. Kemer, cüzdan, bileklik, anahtarlık ve deri tablo gibi çok çeşitli ürünleri hiçbir şablon veya makine desteği olmadan, o anki ilhamıyla hazırlayan Ateş, yurt içi ve İrlanda başta olmak üzere 20’yi aşkın kişisel sergiye imza attı.

Mesleki birikimini herhangi bir usta eğitimi almadan, gözlem ve hayal gücüyle kazandığını belirten sanatçı, fabrikasyon üretime karşı el emeğinin önemini vurguluyor. Ateş, "ikincisi gelmeyecek" olarak tanımladığı özgün çalışmalarını, kaybolmamaları adına gelecekte bir müze çatısı altında toplamayı hedeflediğini dile getiriyor.



"ÜRETİM ATÖLYEDE, SUNUM BURADA"

Deri işleme ve katı sanatı alanında Kültür Bakanlığı'na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Murat Ateş, mesleki serüvenini Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde devam ettiriyor. Kendisini "deri işleme ve katı sanatçısı" olarak tanımlayan Ateş, çalışmalarını tamamen kişisel bir disiplinle yürüttüğünü belirtiyor.

Ateş, hem sanatçı kimliğini hem de çalışma sistemini şu sözlerle anlattı:

"Deri işleme ve katı sanatçısıyım. Kültür Bakanlığı'na bağlı çalışıyoruz. Burası bizim dükkanımız, yani mağazamız. Üretim yeri değil, üretim yeri biraz ileride, atölyemiz var. Atölyemizde üretiyoruz bunları. Eşim de burada minyatür çalışmalarını yapıyor, kendisi minyatür sanatçısıdır. Bunları atölyede üretip burada teşhir ve satış olarak sunabiliyoruz.”



"BU İŞE GÖNÜL BAĞIYLA BAŞLADIM"

Murat Ateş, geleneksel deri işlemeciliğine ve katı sanatına nasıl yöneldiğini, sosyal medya üzerinden aldığı olumlu tepkilerin ve beğenilerin kendisini nasıl motive ettiğini şöyle aktardı:

"Katı sanatına hobi olarak başladım. O dönem Facebook’ta paylaşıyordum, insanlar çok beğeniyordu. İnsanların o beğenisi, alkışlaması çok hoşuma gitti. O ilgi beni daha fazlasını yapmaya, kendimi geliştirmeye itti. Yani aslında bu işe o güzel tepkilerle, tamamen gönül bağıyla başladım.”

"BEN MAKİNEYE KARŞIYIM"

Murat Ateş, ürünlerinde seri üretimden ziyade el emeğini öncelediğini vurguluyor. Makine kullanımına kesinlikle karşı olduğunu belirten sanatçı, her bir ürünün özgün olması gerektiğine inanıyor ve bu bakış açısını "kişiye özel" yaklaşımıyla bütünleştiriyor. Ateş, eşinin minyatür alanındaki çalışmaları haricinde, deri işleme sürecindeki tüm emeğin kendisine ait olduğunu ve bu işe kimsenin müdahil olmadığını vurgulayıp şunları ekledi:

"Hepsi el yapımı, gerçek deri ve kişiye özel ürünler. Biz makine kullanmıyoruz, ben makineye karşıyım. Yani alışılmış bir kemer değil, farklı bir kemer; bir bileklik değil, farklı bir bileklik. Yani hepsinin bir ruhu var. Ben kendim yapıyorum. Çalışanım yok, yani rahatlıkla söyleyebilirim benim işime kimsenin eli değmez".



"SANATÇI RUHUNU YİTİRMEDİK"

Ateş, mağazasındaki ürün çeşitliliğini ve kariyeri boyunca açtığı 27 kişisel sergiyi şöyle özetledi:

"Kemerler var, cüzdanlar var, bileklikler var, anahtarlıklar var, kalemlikler var. Ya sayamayacağım bir sürü bir şey var. Deri tablolar var mesela burada, deri tabloları da ben yapıyorum. Bunlar da ilktir, hepsi el yapımıdır. Bu konu hakkında da benim zaten 27 tane kişisel sergim var. Zamanında işte Dolmabahçe Sarayı'nda açtık, Topkapı Sarayı'nda açtık, Beylerbeyi Sarayı'nda, İrlanda'da açıldı, daha sonra işte Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde açtık.”

"TASARIMLARIMIZIN BİR RUHU VAR"

Ulucanlar'daki 12 yıllık çalışma sürecinin ardından 3,5 yıl önce Ankara Kalesi'ne yerleşen Ateş, üretim disiplinini ve ham maddeye yaklaşımını şu sözlerle açıkladı:

"Natürel deri. Yani boyasız deri alıyoruz. Ondan sonra işleniyor. Neye karar verirsek; kemer mi yapacağız, kemere göre kesilir. Kenarları düzeltilir, daha sonra üstüne şekil... O kafadandır. Hepsi kafadan. Yani belli bir şeklimiz yoktur. O an spontane ne gelirse... Tasarımcı oluyorsunuz orada. Ne kadar da ticari olsak da sanatçı ruhumuzu yitirmedik.”

"USTAM YOK, HER ŞEYİ KENDİM ÖĞRENDİM"

Sanatçı ruhunu zanaatla birleştiren Ateş, deri işleme ve katı sanatında herhangi bir ustası olmadığını, bu noktaya tamamen kişisel çabasıyla geldiğini belirtiyor.

Ateş, kendi gelişim sürecini şu sözlerle özetledi:

"Rahatlıkla söyleyebilirim, benim bir ustam yok. Deri konusunda da bir ustam yok, katı sanatı konusunda da bir ustam yok. Katı sanatına amatörce, hobiyle başladım ama insanlar ilgisini çekince profesyonel duruma geçtik. Sergi düşünüyorum da artık Ankara'da sergi salonu bulmakta zorlanıyoruz.”