Özel Haber

Gazeteciyi rüzgârın dilinden anlatıyor

Bir gazetecinin yaşamını fantastik ve mitolojik bir dille anlatan Yasin Yürekli, 28 Eylül 2018 tarihinde saat 20:00ʼda Yol Atölyeʼde Ankara seyircisi ile buluşuyor. Esintiʼyi kaleme alan ve aynı zamanda onunla düşsel bir yolculuğa çıkan Yürekli, oyunda rüzgâr ve oksijenin dilinden bir gazetecinin yaşamla olan bağını anlatacak.

Rüzgar ve oksijenin dilinden bir gazetecinin yaşamını fantastik bir dille anlatan Yasin Yürekli Esinti'de gerçek ve hakikat ilişkisini tartışıyor. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nden mezun olan Yasin Yürekli, lisans eğitimini tamamladıktan sonra yüksek lisans için Danimarka'nın Kopenhang Kenti'ndeki Commedia School'a gittiğini söyledi. Ankara'daki birçok tiyatro grubunda oyunculuk yaptığını belirten Yürekli, oyunculuğun yanı sıra drama eğitmenliği ve tiyatro yönetmenliği de yaptığını ifade etti. Commedia School'da fiziksel tiyatro üzerine Lecoq temelli bir tiyatro okulunda iki yıl eğitim aldığını belirten Yürekli, aldığı eğitimin hareket temelli bir oyunculuk eğitimi olduğunu kaydetti. Okulu bitirdiğini ama Türkiye'ye kesin dönüş yapmadığını dile getiren Yürekli, bundan sonraki süreçte bir ayağının Türkiye'de bir ayağının Damimarka'da olacağını söyledi.

İKİ AYAKLI YAŞAMAYI DENİYORUM

Yürekli konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Özellikle Commedia School'da okurken Türkiye'deki geleneksel eğitimin dışında bir tiyatro eğitimi aldım. Clown, hikaye anlatıcılığı, maske oyunculuğu, Commedia dell`Arte, melodrama gibi alanlarda eğitimler aldım. Akrobasi ve mim gibi dallar tiyatroya daha oyuncu merkezli bakan bir yapı. Aynı zamanda bir de oyuncuyu daha yaratıcı kılmaya itekleyen ve o yönde kışkırtan bir oluşum. Bu eğitimlerin bana çok şey kattığına inanıyorum.' Ankara'da kendini geliştirebileceğin, dirsek teması kurabileceğin ve başka pencereler açabilecek koşulların az olduğunu ifade eden Yürekli, 'Commedia School'da teatral anlamda bir çevre edindim. Ve orada kendimi daha fazla geliştiriyorum. Sadece kendimi Türkiye ile kendimi sınırlandırmak istemiyorum. Danimarka'da projeler üretmek istiyorum. Dolayısıyla bir ayağım orada ama buradan da kopmak istemiyorum. Çünkü anadilimde tiyatro yapıyorum. Burada hikaye anlatmak buranın dertleri ile de haşır neşir olmak çok kopabileceğim bir olgu değil. Dolayısıyla, iki ayaklı yaşamayı deniyorum.' diye konuştu.

YOL ATÖLYE 2015 YILINDA KURULDU

Üniversitede okurken çocuk tiyatrosuna yoğunlaştığını belirten Yürekli, Türkiye'deyken drama eğitmenliği ve kuklacılık da yaptığını belirterek, üniversiteden mezun olduktan sonra festivallerde ve çeşitli kurumlarda çalıştığını belirterek Yol Atölye'yi 2015 yılında üniversitede okurken kurduğunu söyledi. Yol Atölye'nin başka ekiplerle dirsek teması ve aynı zamanda tartışılarak oluşturulan bir topluluk olduğunu ifade eden Yürekli, 'Yol Atölye birçok insanın bir araya gelerek oluşturduğu bir topluluk. Amacımız yaşama ve tiyatroya dair alternatif bir dil oluşturmak. Türkiye'de çok yaygın bilinen ana akım tiyatronun dışında farklı bir yerde konumlanmaya çalışıyoruz. Konvansiyonel dışında var olmak ve bir tür arayış içerisinde olmak gibi. Temel mevzu bu. Ama Yol Atölye böyle spesifik bir tiyatro topluluğu da değil. Bir tür okul olma iddiası da taşıyan yani başka şeyleri araştıran dünyadaki başka anlatım biçimlerini, olanaklarını, tekniklerini araştıran ve kendi içinden başka topluluklar çıkarma hedefi de güden bir yapı. Dünyadaki bütün hareket biçimlerini ve anlatım biçimlerini teatral olanakları araştırıp kazanım haline getirmeye çalışıyoruz.' dedi.

METİN YAZARLIĞI DA YAPIYORUM

Yürekli metin yazarlığı da yaptığını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: 'Esinti oyununun metnini Kopenhag'da yazmaya başladım. Okulda buffon diye tanımlanan daha çok grotesk oyunculuğu olan bir biçim çalışıyorduk. Buffon çalışırken Esinti'nin metnini yazmaya başladım. Metni yazarken bir yandan da karakteri oluşturdum. Ana karakter ile bir tür doğaçlamalar yaptım. Sahne metni ile yazılı metin eş zamanlı gitti. Temmuz ayında prova sürecine girdik. Buffon, clown, kukla ve hikaye anlatıcılığı gibi tiyatronun başka performans biçimlerini iç içe geçirerek bir performansa dönüştürdük. Oyunda kullanılan dil Ankara ve Türkiye seyircisinin çok aşina olduğu ve çok karşılaştığı bir dil değil. Oyunda, bir tür grotesk bir yapı var.'

RÜZGAR NEFESE DÖNÜŞÜYOR

Sahnede, mitsel bir karakterin hikaye anlattığını ifade eden Yürekli, şöyle konuştu: 'Karakter daha çok distopyatik bir karakter. Daha karanlık bir yerden konumlanarak bir hikaye anlatıyor. Ve anlattığı hikaye de fantastik elementler var. Distopyatik bir karakter rüzgar ve oksijenin dilinden seyirciye bir hikaye anlatıyor. Rüzgar bir adamın nefesine dönüşüyor ve o anda sahnedeki karakter rüzgar olarak başlıyor hikayeyi anlatmaya. Fotosentez yapıp yolculuğa çıkıyor ve şehre geliyor. Geldiği şehir de adamın nefesine dönüşüyor ve o anda gazetecinin gözünden tekrar hikaye anlatılıyor. Oyunda, bir gazetecinin hikayesini dinliyoruz. Gazeteci bir tür kendi yaşamını hikayelendirmeye başlıyor çünkü her gün hikaye yazan ve haber üreten bir karakter. Oyun, gazetecinin patronu ile kurduğu ilişkiyi, gündelik hayat ile kurduğu ilişkiyi ve gerçek-hakikat ilişkisini tartışan bir hikayeye tanıklık ediyor. Birazcık distopyatik ve grotesk bir dünya kuruyor anlatırken.' Hikaye anlatırken ve oyunculuk yaparken kendi var oluşunu da yeniden araştırdığını belirten Yürekli, Yol Atölye'nin de mantalitesinin böyle olduğunu belirtti.

OYUN 28 EYLÜL'DE

'Tiyatroda yeni anlatım biçimlerini denemeye çalışıyoruz bir taraftan da doğru insan olabilmeye çalışıyoruz' diyen Yürekli, dünyada ve Türkiye'de var olan bütün kültürel, sosyal ve sınıfsal problemlerle hikaye anlatarak bir bağ kurmaya çalıştığını söyledi. Bir yandan hayatı öğrenmeye çalıştığını bir yandan da kendisini o hayatın içerisinde doğru bir pozisyonda konumlandırmaya çalıştığını ifade eden Yürekli, kendisine ve hayata dair bir arayış içerisinde olduğunu vurguladı. Oyunun 28 Eylül 2018 tarihinde Yol Atölyesi'nde saat 20:00'da gösterime gireceğini belirten Yürekli, oyunun prömiyerini 20 gün önce yaptıklarını Ankara'dan sonra 5 Ekim 2018 tarihinde İstanbul izleyicisi ile buluşacaklarını söyledi. Yol Atölye'nin kurucularından Merve Arslan ise, Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dramatik Yazarlık Bölümü'nden mezun olduğunu belirterek şöyle konuştu: ' Yasin ile uzun zamandır tanışıyoruz. Yasin, Commedia School'a gitmeden önce de fiziksel tiyatro ile ilgileniyordu. Bende sonrasında Yasin'in atölyesini katıldım. Yasin, öğrendiklerini bizimle de paylaşıyordu o süreçten sonra bizde bir heyecan oluştu ve birlikte daha çok oyun çıkarmaya çalışıyoruz. Birlikte atölyeler düzenliyoruz. Mask atölyesi, fiziksel tiyatroda oyunculuk ve clown atölyeleri düzenledik.' Yol Atölye'de 4-6 yaş aralığındaki çocuklara drama dersi verdiğini belirten Arslan, atölye olarak yeni bir dil oluşturmayı hedeflediklerini sürekli araştırma halinde olduklarını araştırma yapmayı sevdikleri için sürekli kendilerini yolda bulduklarını bu nedenle mekanın ismini Yol Atölye koyduklarını ifade etti.

SAHNE ARKASINDAN BAŞLADIM

Yasin Yürekli'nin yönettiği 'Seslerin Masalı' çocuk oyununda oynadığını ve aynı zamanda geçen yıl 'Bir Karıncayiyen Hikayesi' oyununda seyirci ile buluştuğunu belirten Arslan, şöyle konuştu: 'Bu sezon tekrar oynayacağım. Fiziksel araştırma teknikleri üzerinden sürekli yeni bir dil kurmaya çalışıyorum. Ben tiyatroya sahne arkasından başladım. Yazmayı seviyorum, yazınca kendimi daha rahat ifade ediyorum. Performanstan çıkan şeyin metne dönüşmesi kısmı beni çok heyecanlandırıyor. Oradan hareketle de bir yöntemi araştırmak fikri bana yakın geliyor. O yüzden hepsinin iç içe olduğunu düşünüyorum. Oynamanın da, yazmanın da, rejinin de…'