Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ali Demir, arıcılık faaliyetlerinin yalnızca bal üretimi açısından değil, biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistemlerin sürdürülebilirliği ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirtti.
Ali Demir, arıların ve arıcıların doğanın korunmasında kritik bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “Biyoçeşitliliğin korunmasında ve artırılmasında arının ve arıcının rolü son derece büyüktür. Arılar, bitkilerin tozlaşmasını sağlayarak ekosistemlerin devamlılığına katkı sunarken, arıcılarımız da bu doğal döngünün sürdürülebilirliğinde önemli bir görev üstlenmektedir.” dedi.
BAL ORMANLARI SÜRDÜRÜLEBİLİR ARICILIĞA YAPILAN BİR YATIRIMDIR
Ülkemizde kestane, ıhlamur, akasya, çam ve sedir gibi orman ağaçları ile ormanlık alanlardaki otsu ve çalı türleri dikkate alındığında, bal ve diğer arı ürünleri üretiminin yaklaşık yüzde 80’inin orman ve orman sayılan alanlardan elde edildiğine dikkat çeken Demir, ormanların arıcılık sektörü açısından stratejik öneme sahip olduğunu ifade etti.
Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılından itibaren kurulmaya başlanan bal ormanlarının, hem arıcılık hem de ormancılık açısından önemli bir kazanım olduğunu belirten Demir, “Bugün ülkemizde 103.858 hektar ormanlık alanda yaklaşık 1.101.000 koloni kapasiteli 918 adet bal ormanı bulunmaktadır. Bu alanlar, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilir şekilde yürütülmesine önemli katkılar sağlamaktadır.” diye konuştu.
2017 yılında yürürlüğe giren Bal Ormanları İşletilmesi ve Yönetilmesi Tebliği ile bal ormanlarının kuruluşu, yönetimi ve arıcıların bu alanlardan yararlanmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiğini hatırlatan Demir, arıcılığa uygun bitki örtüsünün korunması ve geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Bal ormanlarının yalnızca bal üretimine katkı sağlamadığını vurgulayan Ali Demir, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bal ormanlarının temel amacı, ülkemizin arıcılık açısından sahip olduğu potansiyeli sürdürülebilir şekilde değerlendirmektir. Bunun yanında orman ekosistemlerinin korunması, odun dışı orman ürünlerinin değerlendirilmesi, kırsal kalkınmanın desteklenmesi ve bölge ekonomilerinin güçlendirilmesi açısından da önemli katkılar sunmaktadır.”
Arıların ekolojik açıdan taşıdığı öneme de değinen Demir, “Arılar, tozlaşmadaki rolleri sayesinde biyolojik çeşitliliğin devamını sağlarken, bitki örtüsünün korunmasına katkıda bulunmakta, erozyon ve toprak kayıplarının azaltılmasına da destek olmaktadır. Bu yönüyle bal ormanları yalnızca arıcılık açısından değil, doğanın ve gelecek nesillerin korunması açısından da önemli bir yatırımdır. Bal ormanlarının oluşturulması ve geliştirilmesine yönelik çalışmaları dolayısıyla Orman Genel Müdürlüğümüze teşekkür ediyor, önümüzdeki dönemde ballı ve polenli bitki türlerinden oluşan bal ormanlarının sayısının artırılmasını temenni ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Demir, arıcılık faaliyetlerinin ormanlık alanlarda etkin şekilde sürdürülmesinin erozyonun önlenmesi, biyolojik çeşitliliğin korunması, kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşların gelir seviyesinin artırılması ve ülke ekonomisine katkı sağlanması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
COĞRAFİ İŞARETLİ BALLARIMIZ MİLLİ BİR DEĞERDİR
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ali Demir, Türkiye’nin zengin florası, arı ırk ve ekotip zenginliği ve güçlü üretim kültürü sayesinde dünyanın önemli bal üreticisi ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, ülkemizde üretilen arı ürünlerinin büyük önem taşıdığını söyledi. Ali Demir, “Ülkemiz 97.253 ton bal üretimiyle dünyada 2. yaklaşık 8,7 milyon arı varlığı ile dünyada 3. Sırada yer alan güçlü bir arıcılık ülkesidir.” dedi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde üretilen çam balı, kestane balı, geven balı, yayla ve çiçek ballarının ulusal ve uluslararası pazarlarda önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Demir, Türkiye’nin sahip olduğu zengin bal çeşitliliğinin önemli bir rekabet avantajı sunduğunu ifade etti.
Demir, “Her bir balımız üretildiği coğrafyanın iklimini, florasını ve geleneksel üretim kültürünü yansıtmaktadır. Bu çeşitlilik, ülkemizi dünya arıcılığı açısından ayrıcalıklı bir konuma taşımaktadır. Yöresel ve karakteristik özelliklere sahip ballarımızın daha geniş pazarlara ulaştırılması, hem sektörümüzün gelişimine hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin zengin bal çeşitliliğinin uluslararası platformlarda daha fazla tanıtılması gerektiğini vurgulayan Demir, “Coğrafi işaretli ballarımızın dünya pazarlarında hak ettiği değeri bulması için üretici örgütleri, kamu kurumları ve sektör paydaşları olarak ortak çalışmalar yürütmeliyiz. Bu ürünler ülkemizin doğal zenginliğinin ve arıcılık kültürünün en önemli temsilcileridir.” dedi.
Türkiye’de 2.si ulusal ve uluslararası olmak üzere toplamda 41 balın coğrafi işaret tescili aldığını belirten Demir, bu ürünlerin hem üreticiyi koruduğunu hem de tüketiciye güven verdiğini söyledi. TAB Başkanı Ali Demir, coğrafi işaret almanın önemli olduğunu ancak tescil sürecinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, “Coğrafi işaretin alınması kadar, tescil sonrasında ürünün denetiminin yapılması, üretim kriterlerinin korunması, etkin tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi ve pazarlama süreçlerinin güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sayede coğrafi işaretli ürünlerimiz gerçek değerine ulaşabilir ve üreticimize sürdürülebilir bir katma değer sağlayabilir.” dedi.