Özel Haber

Ankara'nın 90 yıllık paraşüt kulesi

Paraşüt Kulesi, Cumhuriyet’in havacılık vizyonunu simgeleyen yapılardan biri olarak yaklaşık 90 yıldır başkentin sembolleri arasındaki yerini koruyor. Uzun yıllar boyunca hem eğitim hem de deneyim alanı olarak kullanılan kulede, 1,5 yıldır atlayış yapılmıyor.

Altındağ ilçesinde, Türk Hava Kurumu (THK) yerleşkesi içerisinde bulunan Paraşüt Kulesi, 41 metreyi bulan yüksekliğiyle Ankara'nın sembol yapıları arasında yer alıyor.

İzmir Kültürpark içerisinde yer alan paraşüt kulesi ile birlikte Türkiye'deki iki paraşüt kulesinden biri olma özelliğini de taşıyan yapı, 28 Ekim 1937’de dönemin Başbakanı Celâl Bayar tarafından hizmete açılmış.

Dört ayrı platformdan oluşan kule, geçmişte paraşütle atlayış imkânı sunarak özellikle gençlerin havacılığa yönelmesinde önemli rol oynamış. Uzun yıllar boyunca hem eğitim hem de deneyim alanı olarak kullanılan kulede, 1,5 yıldır atlayış yapılmıyor.

MİMAR BEDRİ TÜMAY İMZASINI TAŞIYOR

Ankara’da paraşüt kulesi yapılması fikri, Sovyetler Birliği’ndeki örneklerin incelenmesi ile gündeme gelmiş. İlk etapta İstanbul, Ankara ve İzmir’de üç kule planlanmış ancak maliyetler nedeniyle yalnızca Ankara ve İzmir’deki projeler hayata geçirilmiş.

Mimar Bedri Tümay imzası taşıyan kule, dört katlı olarak inşa edilmiş. Üç balkon ve her balkonda birer atlama platformu bulunan yapıda, katlar arası ulaşım merdiven ve asansörle sağlanıyor. Kulenin tepe noktasında ise çift ağırlıklı paraşüt atma vinci yer alıyor.

1989'DA KORUMA ALTINA ALINDI

1982 yılında dış cephesi yenilenen Ankara Paraşüt Kulesi, 1989’da tescillenerek koruma altına alınmış.

Paraşüt kulesi günümüzde Türk Hava Kurumu Müzesi yerleşkesinde ziyaretçilerini ağırlıyor. Başkentte geçmiş ile bugünü buluşturan yapılardan biri olan kule, hem mimarisi hem de taşıdığı tarihsel anlamla Ankara’nın hafızasındaki yerini koruyor.

TÜRKİYE’NİN HAVACILIK TARİHİ BU MÜZEDE SERGİLENİYOR

Yerleşke içerisinde yer alan Türk Hava Kurumu Müzesi, 19 Mayıs 2002’de kapılarını ziyarete açmış. Türkiye’nin havacılık tarihini kapsamlı bir şekilde sunan müzede belge, fotoğraf, araç ve madalyaların yanı sıra kurumun faaliyetlerine dair detaylı bilgiler de yer alıyor.

Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen için ayrılan bölümde, 1930’lu yıllarda gerçekleştirdiği uçuşlar ve havacılık alanındaki öncü rolü anlatılıyor.

Sanayici kimliğiyle yerli uçak üretimi girişimlerine öncülük eden Nuri Demirağ’a ayrılan bölümde ise Türkiye’de özel sektör eliyle başlatılan ilk havacılık yatırımlarına ışık tutuluyor.

Havacılık alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan Madelet Reyal için oluşturulan bölümde de Reyal’ın Türk Hava Kurumu bünyesindeki faaliyetleri ve sektöre sağladığı katkılar ziyaretçilere aktarılıyor.

ATATÜRK’ÜN EL YAZISI VE İMZASINI TAŞIYAN ŞEREF DEFTERİ SERGİLENİYOR

Müzenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Mustafa Kemal Atatürk’e ayrılan anı köşesi.

Bu bölümde, Atatürk’ün 29 Ekim 1936’da Türk Hava Kurumu’nu ziyareti sırasında kullandığı yazı takımı ile kendi el yazısı ve imzasını taşıyan şeref defteri sayfası sergileniyor.

Başkentte Türk havacılık tarihinin izlerini taşıyan müze, ziyaretçilerine geçmişle güçlü bir bağ kurma imkânı sunuyor.