Özel Haber

Deliliği tuvale taşıyan sanatçı Ataman Oğuz Ankara Kalesi’nde

Eserlerinde insanlığın en eski hikayesini resmettiğini söyleyen sanatçı Ataman Oğuz, “Delilik ve fenomenoloji ile ilgileniyorum” diyor.

Emin Antik Sanat Merkezi, 18. Yüzyıla kadar sanatta pek rastlanmayan bir konuya ev sahipliği yapıyor. Sanatçı Ataman Oğuz’un Delilik üzerine çalışmaları Ankara Kalesi’nde sanat severlerin ilgisine sunuluyor. Sanatçının çalışmaları 7 Nisan tarihine kadar ziyaret edilebilecek.


www.baskentgazete.com.tr’ye çalışmalarını anlatan sanatçı Ataman Oğuz, eserlerinde insanlığın en eski hikayesini resmettiğine vurgu yapıyor. Sanatçı Oğuz, “Delilik ve fenomenolojisi ile ilgileniyorum. Delilik müstakil olarak ele alınmış bir konu değil. Sanat tarihinde makbul bir konu olmamıştır. Özellikle 13. Yüzyıl Katolisizmi'nde damgalayıcı irrite edici bir dille anılmış ‘bir insan kötüyse hepimiz bilelim diye Tanrı onu kusurlu yaratır.’ şeklinde egemen bir söyleme hapsolmuştur. Bu nedenle bedensel ya da zihinsel bir kusurunuz varsa siz zaten cadılıkla, kötü şeylerle tenkit edilebilirsiniz. Dolayısıyla müstakil bir konu olarak sanatta 18. Yüzyıla kadar yer bulmamıştır” ifadeleriyle anlatıyor.

“AKIL HASTANELERİ İNSAN MÜZELERİDİR”

İstanbul’da ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde sanat eğitimci olarak çalıştığını dile getiren sanatçı Ataman Oğuz, deliliği kadim bir konu olarak irdelediğini belirtirken, resmetmeye değer bir hikaye olarak nitelendiriyor.
Michel Foucault’un ‘Akıl hastaneleri insan müzeleridir’ sözüne gönderme yapan sanatçı Oğuz, “Ben bir insan müzesinde çalışıyor ve üretiyorum" diyorum kendimi takdim ederken. Figür resmi yapıyorum. Bedene indirgenmiş bir ızdırapla, güzel ama kontraposto (figürün ağırlığını tek bacağa, kola yükleyen konforu ve posturü bozan, zorlayan duruşlar.) betimliyorum. İnsan posturunü bozan zahmetli duruşlarla ifade ediyorum. Çünkü delilik kendinde olamama halidir. Bütün yalnızlıklar bir bilinçsizlikten değil, çoğu seçilse de kinikler gibi, münzeviler gibi delilik bir farkında olamama durumudur. Ben bunu kötücülleştirip, damgalayacak bir dil kullanmak istemedim hiçbir zaman. O yüzden, Ortaçağ resim geleneğine bağlı kalarak ideal figürle kendimi ifade ediyorum” sözleriyle eserlerindeki duygularını dile getiriyor.

SANGUİNE TEKNİĞİ İLE RESİM YAPIYORUM

Çalışmalarında kağıt üzerine sangin (Sanguine-Rönesans döneminden beri popüler olan sanat dünyasında kızıl kahverengi tonlarında, tebeşir veya kalem şeklinde kullanılan yumuşak bir çizim malzemesidir) desen malzemesi kullandığını anlatan sanatçı Ataman Oğuz, “Ben geleneği selamlamak ve gelenekle anılmak için sangin malzemeyi tercih ediyorum. Tuval üzerine olan eserlerinde de sangin ve akrilik boya kullanıyorum. Çünkü hemen kuruması işime geliyor. Modelle çalışıyorum. Provasını yapıp desenlerini çiziyorum önceden. Ama tuvale; hızlı o an bir gelişen bir duygu ile aktarabiliyorum. Bu yüzden hızlı kuruması işimi kolaylaştırıyor” diyor.

SERGİDE 16. YÜZYIL KİTABINI DA GÖREBİLECEKSİNİZ

Sanatçı Ataman Oğuz’un birbirinden ilginç çalışmalarını da sergide görme imkanı var. Bunlardan birinde Latince el yapımı diyanizos kültürü yunan mitolojisinin Hristiyanlığı nasıl etkilediğini anlatan 16. yüzyıldan kalma ciddi bir teolojik kitabın sayfaları üzerine de kontraposto çalışmasını görebiliyorsunuz. Sanatçı Oğuz, kitap sayfaları ile ilgili “Güzel tarafı Google da çevirip okuyabiliyorsunuz, bu sebeple yazılar gizemli değil. Ben eski olan her şeyi çok seviyorum ve kitaplardan kolajlar yapmaya "bilginin enkarnasyonu" diyorum. Benden önceki her şeyi selamlama biçimim. O yüzden kitaplardan pasajlar, tuvallerde kolajlarla bunları kullanmayı severim” sözleriyle çalışmalarındaki teknikleri anlatıyor.

NOTALARI ÜZERİNE DE ÇALIŞMA VAR

Yine bir ilginç çalışması ise nota sayfaları üzerine. 1930’lara ait Ermeni Katolik Cemaatine ait bir İtalyan bestecinin nota eserinin sayfaları üzerine de bir çalışma dikkat çekiyor. Sanatçı Ataman Oğuz, nota kitabıyla ilgili olarak “Biri ölünce onun terekesini almış. Satın alan kişi bana hediye etti nota defterini bende o defteri değerlendirdim. Ressam "her şeyi resim yapacak yüzey olarak görüyorum” anlatımı ile vurguluyor.

SANATÇI ATAMAN OĞUZ KİMDİR?

“Hikayelerimi akıl hastanesinden derliyorum. Oradan bir imajı bir göstergeyi almadan oradan besleniyorum. Sosyal bilimler açısından orası sosyal çalışmacının çalışabileceği bir alan değil. Hukuki ve etik ilkelerle koruma alanıdır. Oradan beslenerek resmediyorum. Resimlerimin çoğunda da böyle huzursuz bir dil vardır. İnsanlara geçiyorsa ne mutlu bana” diyen sanatçı Ataman Oğuz, Güzel Sanatlar Lisesi ve ardından Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim Bölümünden mezun oldu. Aynı zamanda sanat eğitimci olan sanatçı, İstanbul’da faaliyetlerini sürdürüyor.